Return to Video

Perspektif her şeydir

  • 0:00 - 0:02
    Burada gördüğünüz
  • 0:02 - 0:05
    elektronik bir sigara.
  • 0:05 - 0:09
    Bu öyle bir şey ki, bir iki yıl önce
    icat edildiğinden beri
  • 0:09 - 0:11
    bana tarifsiz bir mutluluk verdi.
  • 0:11 - 0:12
    (Gülüşmeler)
  • 0:12 - 0:15
    Bir kısmı sanırım nikotinden,
  • 0:15 - 0:17
    ama daha fazlası var.
  • 0:17 - 0:22
    İngiltere'de halka açık
    alanlarda sigara yasaklandığından beri
  • 0:22 - 0:26
    partilerden bir daha hiç keyif almadım.
  • 0:26 - 0:27
    (Gülüşmeler)
  • 0:27 - 0:31
    Sebebini daha geçtiğimiz gün çözdüm.
  • 0:31 - 0:32
    Bir partiye gittiğinizde
  • 0:32 - 0:34
    elinizde bir bardak
    kırmızı şarapla devamlı olarak
  • 0:34 - 0:36
    insanlarla sohbet ediyorsunuz,
  • 0:36 - 0:39
    aslında tüm geceyi
    konuşarak geçirmeyi istemiyorsunuz.
  • 0:39 - 0:40
    Gerçekten çok yorucu.
  • 0:40 - 0:44
    Bazen sadece sessizce tek başınıza,
    düşüncelerle baş başa kalmak istiyorsunuz.
  • 0:44 - 0:49
    Bazen öylece köşede durup
    pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.
  • 0:49 - 0:52
    Sorun şu ki, sigara içemediğinizde
  • 0:52 - 0:56
    eğer tek başına pencereden
    dışarıyı seyrediyorsanız
  • 0:56 - 0:59
    asosyal, arkadaşı olmayan
    bir ahmak oluyorsunuz.
  • 0:59 - 1:00
    (Gülüşmeler)
  • 1:00 - 1:04
    Sigarayla pencereden
    dışarı baktığınız zaman ise
  • 1:04 - 1:07
    lanet olası filozofsunuzdur.
  • 1:07 - 1:08
    (Gülüşmeler)
  • 1:08 - 1:14
    (Alkış)
  • 1:14 - 1:18
    Olayları yeniden tanımlamanın gücü
  • 1:18 - 1:22
    asla küçümsenemez.
  • 1:22 - 1:25
    Bahettiğimiz tamamen
    aynı şey, aynı aktivite
  • 1:25 - 1:27
    fakat biri kendinizi harika hissettiriyor
  • 1:27 - 1:31
    diğeri, ufak
    bir duruş değişikliği ile
  • 1:31 - 1:33
    kendinizi berbat hissettiriyor.
  • 1:33 - 1:36
    Klasik ekonomi ile
    ilgili sorunlardan biri de
  • 1:36 - 1:39
    tamamen gerçeklikle dolu olmasıdır.
  • 1:39 - 1:43
    Gerçeklik, insan
    mutluluğu için iyi bir rehber değildir.
  • 1:43 - 1:45
    Neden mesela,
  • 1:45 - 1:48
    emekliler, genç işsizlerden
  • 1:48 - 1:51
    daha mutlulular?
  • 1:51 - 1:54
    Aslında her iki grup da
    hayatlarının birebir aynı noktasındalar.
  • 1:54 - 1:58
    Fazlasıyla zamanları var
    fakat yeterince paraları yok.
  • 1:58 - 2:01
    Oysa emeklilerin çok mutlu
    oldukları söyleniyor,
  • 2:01 - 2:04
    diğer yandan işsizler aşırı derecede
    mutsuz ve depresif.
  • 2:04 - 2:09
    Sanırım bunun nedeni, emeklilerin
    emekli olmayı seçtiklerine inanırken
  • 2:09 - 2:11
    genç işsizlerin
  • 2:11 - 2:14
    bu duruma zorla düştüklerine inanmaları.
  • 2:14 - 2:18
    İngiltere'de üst orta sınıf
    bu problemi harika bir şekilde çözdü,
  • 2:18 - 2:20
    çünkü işsizliği yeniden tanımladılar.
  • 2:20 - 2:23
    Eğer İngiliz üst-orta sınıftan biriyseniz,
  • 2:23 - 2:26
    işsizliğe, "bir yıl ara" dersiniz.
  • 2:26 - 2:27
    (Gülüşmeler)
  • 2:27 - 2:31
    Çünkü Manchester'da
    işsiz bir oğlunuzun olması
  • 2:31 - 2:33
    çok utanç vericidir,
  • 2:33 - 2:36
    ama Tayland'da işsiz
    bir oğlunuz olması
  • 2:36 - 2:39
    bir başarı olarak görülür.
  • 2:39 - 2:40
    (Gülüşmeler)
  • 2:40 - 2:43
    Yeniden tanımlamak işlemi,
  • 2:43 - 2:48
    deneyimleri, maliyetleri,
    ve şeyleri bütünüyle anlamak
  • 2:48 - 2:51
    onların gerçekten ne
    olduğuyla ilgili değildir,
  • 2:51 - 2:53
    onları nasıl gördüğümüzle ilgilidir
  • 2:53 - 2:55
    ve kesinlikle abartılamaz.
  • 2:55 - 2:58
    Daniel Pink
    bir deney yapmış,
  • 2:58 - 3:00
    bir kutuya iki köpek koyulmuş
  • 3:00 - 3:05
    ve kutunun tabanından elektrik geçiyormuş.
  • 3:05 - 3:09
    Arada bir tabana elektrik veriliyor
  • 3:09 - 3:12
    ve bu köpeklerin canını yakıyormuş.
  • 3:12 - 3:17
    Tek fark, köpeklerden birinin
    olduğu tarafta küçük bir düğme varmış.
  • 3:17 - 3:20
    Ve düğmeye değdiği anda
    elektrik şoku kesiliyormuş.
  • 3:20 - 3:24
    Diğer köpeğin ise düğmesi yokmuş.
  • 3:24 - 3:28
    İlk köpekle tamamen
    aynı acıyı hissediyormuş
  • 3:28 - 3:31
    fakat şartlar üzerinde
    hiçbir kontrolü yokmuş.
  • 3:32 - 3:35
    Bu deneyde ilk köpek
    göreceli olarak daha mutludur.
  • 3:35 - 3:38
    İkinci köpek ise
    tamamen depresyona girer.
  • 3:38 - 3:43
    Hayat şartlarımızın ne olduğu,
    onlar üzerindeki kontrol hissimize
  • 3:43 - 3:48
    oranla çok daha önemsizdir.
  • 3:48 - 3:50
    Bu ilginç bir soru.
  • 3:50 - 3:54
    Soru, tüm Batı dünyasının da tartıştığı
  • 3:54 - 3:56
    vergilendirme hakkında.
  • 3:56 - 3:58
    Fakat bence, bir başka konu daha var ki
  • 3:58 - 4:01
    o da vergilendirilen paramız
    üzerindeki kontrol seviyemiz.
  • 4:01 - 4:06
    Bazı durumlarda 10 pound
    verdiğimize lanet ederiz.
  • 4:06 - 4:12
    Başka bir durumda ise 10 pound
    vermeyi gayet hoş karşılayabiliriz.
  • 4:12 - 4:17
    Sağlık vergisi olarak
    20.000 pound ödersiniz
  • 4:17 - 4:18
    ve enayi gibi hissetmezsiniz.
  • 4:18 - 4:22
    Bir hastane koğuşu için
    20.000 pound bağışlarsanız
  • 4:22 - 4:24
    o zaman adınız hayırsever olur.
  • 4:24 - 4:28
    Vergi ödeme istekliliğinden
    konuşmak için tahminen yanlış ülkedeyim.
  • 4:28 - 4:30
    (Gülüşmeler)
  • 4:30 - 4:35
    Bunun karşılığını vereceğim.
    Olayları nasıl tanımladığınız önemlidir.
  • 4:35 - 4:37
    Siz, Yunanistan'ı kurtarma paketi mi
  • 4:37 - 4:41
    yoksa Yunanistan'a borç veren bir sürü
    aptal bankayı kurtarma paketi mi dersiniz?
  • 4:41 - 4:44
    Çünkü ikisi de tamamen aynı şey.
  • 4:44 - 4:46
    Sizin olayları nasıl tanımladığınız
  • 4:46 - 4:50
    vereceğiniz tepkiyi etkiler,
    hem duygusal olarak hem de ahlaken.
  • 4:50 - 4:53
    Tamamıyla dürüst olmak
    psikolojik olarak önemli bir değer.
  • 4:53 - 4:56
    Yakın arkadaşlarımdan birisi,
    profesör olan Nick Chater,
  • 4:56 - 4:59
    Londra'da Karar Bilimi Profesörü kendisi,
  • 4:59 - 5:01
    insanlığın saklı derinliklerine
    çok daha az zaman
  • 5:01 - 5:03
    harcamamız gerektiğine
  • 5:03 - 5:06
    ve saklı gölgeleri keşfetmek için daha fazla
    zaman harcamamız gerektiğine inanır.
  • 5:06 - 5:08
    Bence de aslında bu doğru.
  • 5:08 - 5:11
    İzlenimlerin, ne yaptığımız ve
  • 5:11 - 5:13
    ne düşündüğümüz üzerinde
    delice bir etkisi var.
  • 5:13 - 5:17
    Sahip olmadığımız şey ise,
    gerçekten iyi bir insan psikolojisi.
  • 5:17 - 5:19
    En azından Kahneman öncesi belki,
  • 5:19 - 5:22
    mühendislik ve neo-klasik ekonomi
    modellerinin yanına
  • 5:22 - 5:27
    koyacak kadar iyi insan psikolojisi
    modellerimiz yoktu.
  • 5:27 - 5:31
    Psikolojik çözümlere inanan
    insanların bir modelleri yoktu.
  • 5:31 - 5:33
    Bir çerçevemiz yoktu.
  • 5:33 - 5:36
    Warren Buffett'in iş
    ortağı Charlie Munger buna
  • 5:36 - 5:39
    "düşünceleri asacağınz
    bir kafes" diyor.
  • 5:39 - 5:42
    Mühendisler, ekonomistler,
    klasik ekonomistler
  • 5:42 - 5:45
    hepsinin çok sağlam
    kafesleri vardı,
  • 5:45 - 5:48
    tüm fikirleri üzerine
    asabiliyorlardı.
  • 5:48 - 5:51
    Elimizde rasgele bireysel
    içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı
  • 5:51 - 5:54
    ama bütünsel bir model yoktu.
  • 5:54 - 5:58
    Bu da demek oluyor ki,
    çözümlere bakarken
  • 5:58 - 6:01
    teknik çözümlere,
    Newtonvari çözümlere
  • 6:01 - 6:05
    gereğinden fazla öncelik vermişiz
  • 6:05 - 6:07
    fakat psikolojik çözümlere
    gereken önemi vermemişiz.
  • 6:07 - 6:09
    Eurostar örneğimi biliyorsunuz.
  • 6:09 - 6:12
    Paris ve Londra arasındaki
    yolculuğu 40 dakika
  • 6:12 - 6:16
    kısaltabilmek için altı
    milyon pound harcandı.
  • 6:16 - 6:20
    Bu paranın 0.01'i ile
    trenlere Wi-Fi koyulabilirdi,
  • 6:20 - 6:23
    yolculuğun süresini kısaltmazdı belki
  • 6:23 - 6:27
    ama yolculuğun daha eğlenceli ve
    verimli geçmesini sağlayabiliridi.
  • 6:27 - 6:29
    Belki bu paranın %10'u ile
  • 6:29 - 6:32
    dünyaca ünlü top modeller
    yolculara Chateau Petrus ikram
  • 6:32 - 6:38
    ederken bir yandan da
    trende yukarı ve aşağı yürürlerdi.
  • 6:38 - 6:41
    Elinizde beş (milyon) pound kalırdı
  • 6:41 - 6:44
    ve insanlar trenin
    daha da yavaş gitmesini isterlerdi.
  • 6:44 - 6:46
    (Gülüşmeler)
  • 6:46 - 6:49
    Neden bu sorunu psikolojik
  • 6:49 - 6:51
    olarak çözmemize fırsat verilmedi?
  • 6:51 - 6:55
    Bence bunun nedeni, yaratıcı ve duygusal
    temelli psikolojik çözümlerle,
  • 6:55 - 6:59
    rasyonel, sayısal ve
    hesaba dayalı çözümlere olan
  • 6:59 - 7:04
    yaklaşımımızda bir dengesizliğin,
    bir asimetrinin olmasıdır.
  • 7:04 - 7:07
    Eğer yaratıcı bir insansanız,
    büyük ihtimalle
  • 7:07 - 7:09
    fikirlerinizi sizden
    daha rasyonel olan
  • 7:09 - 7:11
    insanların onayına sunarsınız.
  • 7:11 - 7:15
    Bir maliyet analiziniz,
    fizibilite çalışmanız
  • 7:15 - 7:18
    bir ROI çalışmanız
    ve daha fazlası olmalıdır.
  • 7:18 - 7:20
    Bu büyük ihtimalle doğrudur.
  • 7:20 - 7:22
    Ama bu sistem
    diğer türlü çalışmaz.
  • 7:22 - 7:25
    Mevcut bir çerçevesi olan insanlar,
  • 7:25 - 7:28
    ekonomik bir çerçeve,
    bir mühedislik çerçevesi,
  • 7:28 - 7:31
    yaptklarının mantığının
    tüm cevabı verdiğini düşünürler.
  • 7:31 - 7:34
    Hiç şöyle demezler,
    "Tüm rakamlar tutuyor
  • 7:34 - 7:37
    ama bu fikri sunmadan önce bunu gidip birtakım
    çılgın insana gösterip
  • 7:37 - 7:40
    daha iyi bir çözümle
    gelebilirler mi, bakacağım."
  • 7:40 - 7:43
    Bence, biz tamamen yapay olarak
  • 7:43 - 7:47
    mekanik fikirleri
    psikolojik fikirlerden üstün görüyoruz.
  • 7:47 - 7:49
    Harika bir psikolojik fikir şudur mesela:
  • 7:49 - 7:54
    Yolcu memnuniyeti konusundaki tek harika gelişim,
    Londra metrosunda harcanan her poundla
  • 7:54 - 7:59
    gelen şey, eksra tren koymak değil
    tren saatlerini sıklaştırmak da değil,
  • 7:59 - 8:03
    sadece her platforma bir
    dot matrix ekran yerleştirmek.
  • 8:03 - 8:05
    Beklemek, doğası gereği
  • 8:05 - 8:09
    sadece sayısal bilgiler
    ya da ne kadar sürdüğü ile ilgili değil
  • 8:09 - 8:11
    bekleme sırasında
    hissedilen belirsizlik ile ilgilidir.
  • 8:11 - 8:15
    Trenin gelmesine kalan
    yedi dakikayı gerisayım yapan bir saatle
  • 8:15 - 8:17
    beklemek, dört dakika boyunca
  • 8:17 - 8:19
    tırnak yiyerek ve "Şu kahrolası tren
  • 8:19 - 8:22
    ne zaman gelecek?" diye
    beklemekten çok daha az stresli.
  • 8:22 - 8:26
    Güzel olan başka bir psiolojik çözüm de
    Kore'de gerçekleşmiş.
  • 8:26 - 8:29
    Kırmızı trafik lambalarının
    geri sayımları gecikmeli.
  • 8:29 - 8:32
    Kaza oranının azaldığı
    deneylerle kanıtlanmış durumda.
  • 8:32 - 8:36
    Neden? Çünkü trafik stresi,
    sabırsızlık ve genel sinir hali
  • 8:36 - 8:40
    beklenecek sürenin görülebilmesi ile
    ciddi şekilde azalıyor.
  • 8:40 - 8:43
    Çin'de, tam olarak
    arkasındaki mantığı anlamasam da,
  • 8:43 - 8:46
    aynı uygulamayı yeşil ışıklara yapmışlar.
  • 8:46 - 8:50
    (Gülüşmeler)
  • 8:50 - 8:52
    Harika bir fikir değil tabii.
  • 8:52 - 8:56
    200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki
    beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.
  • 8:56 - 8:58
    (Gülüşmeler)
  • 8:58 - 9:01
    Koreliler, itinayla
    her ikisini de test ettiler.
  • 9:01 - 9:04
    Uygulamayı kırmızı
    ışıkta yaptığınızda kaza oranları düşüyor
  • 9:04 - 9:07
    yeşil ışığa yaptığınızda
    ise kazalar artıyor.
  • 9:07 - 9:10
    İnsanların karar alma
    süreçlerinde tüm istediğim bu,
  • 9:10 - 9:12
    şu üç konuyu dikkate almaları.
  • 9:12 - 9:15
    Birinin diğerine üstünlüğü
    değil dikkate almalarını istediğim.
  • 9:15 - 9:18
    Sadece diyorum ki,
    problemleri çözerken
  • 9:18 - 9:20
    bu üç konuya eşit
    derecede önem verin
  • 9:20 - 9:22
    ve tam olarak konunun çözümünü
  • 9:22 - 9:25
    bulabilmek
    için arayışınızı sürdürün.
  • 9:25 - 9:27
    Büyük bir işe baktığınızda,
  • 9:27 - 9:31
    bu üç konunun neredeyse
    hepsinde mevcut olduğunu görürsünüz.
  • 9:31 - 9:33
    Gerçekten başarılı olan işlerde -
  • 9:33 - 9:36
    Google mesela, teknolojik
    olarak büyük bir başarı,
  • 9:36 - 9:40
    ayrıca çok da başarılı bir
    psikolojik anlayışa dayanıyor.
  • 9:40 - 9:43
    İnsanlar tek bir şeyde iyi olanın
  • 9:43 - 9:47
    birden fazla konuda iyi olandan
    daha iyi olduğunu düşünürler her zaman.
  • 9:47 - 9:50
    Buna hedefin sulanması denir,
    insanda doğuştan vardır.
  • 9:50 - 9:52
    Ayelet Fishbach'ın bu
    konuda bir araştırması var.
  • 9:52 - 9:54
    Google zamanında aşağı
    yukarı herkes
  • 9:54 - 9:56
    bir portal olmaya çalışıyordu.
  • 9:56 - 9:57
    Evet bir arama özelliği var
  • 9:57 - 10:01
    ama yanısıra hava, spor
    ve bir parça da haber alabiliyorsunuz.
  • 10:02 - 10:04
    Google şunu anladı ki,
    sadece bir arama motoru iseniz
  • 10:04 - 10:07
    insanlar sizin çok çok iyi
    olduğunuzu var sayar.
  • 10:07 - 10:08
    Aslında bunu hepiniz televizyon
  • 10:08 - 10:10
    satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.
  • 10:10 - 10:14
    Düz ekran TV'lerin durduğu
    rafların en sonuna doğru
  • 10:14 - 10:19
    DVD oynatıcısı olan
    televizyonları görürsünüz.
  • 10:19 - 10:22
    Bu aletlerin kalitesiyle ilgili
    hiçbir bilgimiz yoktur
  • 10:22 - 10:26
    gene de TV - DVD karışımı
    olalara bakarız ve "Hıh!" yaparız.
  • 10:26 - 10:30
    Biraz TV biraz DVD oynatıcı olan
    pek de işe yaramayan bir alettir.
  • 10:30 - 10:33
    Mağazadan her birinden
    ayrı ayrı satın almış şekilde çıkarız.
  • 10:33 - 10:38
    Google teknolojik olduğu kadar
    psikolojik de bir başarıdır ayrıca.
  • 10:38 - 10:41
    Ben psikolojiyi problem çözmede
    kullanabiliriz diyorum,
  • 10:41 - 10:44
    problem olduğunu faketmediğimiz
    problemlerde bile.
  • 10:44 - 10:47
    İnsanlara artık antibiyotiklerini
    bitirmelerini öneriyorum.
  • 10:47 - 10:49
    Onlara 24 beyaz hap vermeyin.
  • 10:49 - 10:52
    18 beyaz hap altı mavi hap verin ve
  • 10:52 - 10:56
    beyaz hapı önce mavi hapı
    sonra almalarını söyleyin.
  • 10:56 - 10:58
    Buna bölümleme deniyor.
  • 10:58 - 11:01
    Hedefe varma yolunda eğer
    tam ortada bir ikinci
  • 11:01 - 11:03
    aşama varsa insanlar çok daha
    rahat yolu bitiriyorlar.
  • 11:03 - 11:06
    Ekonominin en büyük
    hatalarından biri bana göre,
  • 11:06 - 11:09
    bazı şeyleri anlayamamasıdır.
  • 11:09 - 11:13
    Emeklilik, işsizlik, maliyet
  • 11:13 - 11:18
    sadece miktarı değil
    ayrıca anlamı olan bir işlevdir.
  • 11:18 - 11:21
    Bu gördüğünüz İngiltere'de bir gişe.
  • 11:21 - 11:24
    Sıklıkla uzun kuyruklar oluşur gişelerde.
  • 11:24 - 11:26
    Bazen gerçekten çok çok ciddi
    sıralar oluşabilir.
  • 11:26 - 11:28
    Eğer isterseniz, aynı
    prensibi havalimanlarındaki
  • 11:28 - 11:30
    güvenlik şeridi için de uygulayabilirsiniz.
  • 11:30 - 11:33
    Eğer iki katı fiyat ödeyip
    köprüden geçseydiniz ama bu
  • 11:33 - 11:36
    şerit tamamen hızlı
    bir şerit olsaydı ne olurdu?
  • 11:36 - 11:40
    Kesinlikle mantıksız birşey değil.
    Ekonomik olarak da etkin bir uygulama.
  • 11:40 - 11:42
    Bazı insanlara göre zaman
    çok değerlidir.
  • 11:42 - 11:44
    Eğer bir iş görüşmesine yetişecekseniz,
  • 11:44 - 11:49
    birkaç pound fazla ödeyip, hızlı
    şeritten gitmeyi tercih edersiniz.
  • 11:49 - 11:51
    Kayınvalidenizi ziyarete
    gidiyoranız eğer,
  • 11:51 - 11:55
    o zaman sol şeritte kalmayı seçersiniz.
  • 11:55 - 12:00
    Tek problem, ekonomik olarak etkin olan
    bu çözümü insanlara sunarsanız
  • 12:00 - 12:01
    bundan nefret edeceklerdir.
  • 12:01 - 12:04
    Çünkü sırf gelirinizi arttırmak için
    köprüde gecikmelere
  • 12:04 - 12:06
    yol açacağınızı düşüneceklerdir,
  • 12:06 - 12:10
    ve "Neden senin beceriksizliğini
    finanse ediyorum?" diyeceklerdir.
  • 12:10 - 12:12
    Diğer taraftan, eğer çerçeveyi
    biraz değiştirirseniz ve
  • 12:12 - 12:15
    yardımsever bir gelir yönetimi yaparsanız,
  • 12:15 - 12:20
    yani ekstra para köprü firmasına değil
    yardım kuruluşuna bağışlanacak derseniz,
  • 12:20 - 12:24
    ödemenin altında yatan
    mentalite tamamen değişir.
  • 12:24 - 12:27
    Ekonomik olarak oldukça
    etkin bir çözüme kavuşursunuz,
  • 12:27 - 12:29
    bu çözüm halkın onayını da alır,
  • 12:29 - 12:31
    hem de bir pislik gibi görüneceğinize
  • 12:31 - 12:34
    hafif doz merhamet de barındırır.
  • 12:34 - 12:37
    Ekonomistlerin yaptıkları temel hata
  • 12:37 - 12:40
    paranın para olduğunu düşünmeleri.
  • 12:40 - 12:44
    Acı tecrübelerle öğrendim ki
    ödenen beş pound
  • 12:44 - 12:47
    sadece miktarıyla değil
  • 12:47 - 12:49
    gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.
  • 12:49 - 12:52
    Bence bu düşünce vergi
    politikalarında bir devrim yaratabilir.
  • 12:52 - 12:54
    Kamu hizmetlerinde
    devrim yaratabilir.
  • 12:54 - 12:57
    Olayları çok ciddi
    şekilde değiştirebilir.
  • 12:57 - 12:59
    Bu adamı hepiniz öğrenmelisiniz.
  • 12:59 - 13:01
    Avusturyalı bir ekonomist kendisi,
  • 13:01 - 13:06
    Viyana'da 20.yüzyılın ilk
    yarısında fazlaca aktifti.
  • 13:06 - 13:09
    Avusturya okulu ile ilgili
    enteresan olan şey
  • 13:09 - 13:11
    Freud'un yanında yetişmiş olmaları.
  • 13:11 - 13:14
    Dolayısıyla hepsi büyük
    oranda psikoloji ile ilgiliydi.
  • 13:14 - 13:18
    Praxeoloji denen bir
    öğreti olduğuna inanyorlardı,
  • 13:18 - 13:21
    ekonomiden önce
    var olan bir öğreti.
  • 13:21 - 13:26
    Praxeology seçim, aksiyon
    ve karar alma öğretisi.
  • 13:26 - 13:27
    Bence haklılar.
  • 13:27 - 13:29
    Bugünkü dünyada
    en büyük tehlike
  • 13:29 - 13:31
    ekonomi biliminin
  • 13:31 - 13:36
    kendisini insan psikolojine
    göre öncelikli kabul etmesidir.
  • 13:36 - 13:39
    Charlie Munger'ın der ki;
    "Eğer ekonomi davranışsal değilse,
  • 13:39 - 13:41
    o zaman ne olduğunu bilmiyorum."
  • 13:41 - 13:47
    Von Mises ise, ekonominin
    psikolojinin bir altkümesi olduğuna inanır.
  • 13:47 - 13:49
    Bunu düşünürken sanırım ekonomiyi
  • 13:49 - 13:53
    "kıtlık şartlarındaki insan
    praxeolojisi bilimi" olarak tanımlar.
  • 13:53 - 13:56
    Von Mises diğer yandan
  • 13:56 - 14:02
    pazarlamanın değerini açıklamak için
    öyle bir analoji kullanır ki,
  • 14:02 - 14:05
    algılanan değer ile gerçek değere
  • 14:05 - 14:09
    yaklaşımımız birebir herhangi
    başka bir değere
  • 14:09 - 14:11
    eşit olmalıdır.
  • 14:11 - 14:13
    Hepimiz -hatta pazarlama
    alanında çalışanlar bile-
  • 14:13 - 14:15
    değeri iki türlü düşünürüz.
  • 14:15 - 14:16
    Bir gerçek değer vardır,
  • 14:16 - 14:18
    ki bu fabrikada üretilen bir şeyin veya
    verilen bir hizmetin değeridir.
  • 14:18 - 14:20
    Bir de belirsiz değer vardır,
  • 14:20 - 14:22
    ki bu da insanların bakış açılarını
    değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.
  • 14:22 - 14:25
    Von Mises bu ayrımı
    kesinlikle reddeder.
  • 14:25 - 14:27
    Ve aşağıdaki analojiyi kullanır.
  • 14:27 - 14:32
    Fransız Fizyokratlar denen
    garip ekonomistlerden bahseder,
  • 14:32 - 14:36
    tek doğru değerin tarladan
    elde edilen olduğuna inananlardan.
  • 14:36 - 14:39
    Eğer bir çobansanız, ya da
    madenci veya çiftçiyseniz,
  • 14:39 - 14:41
    o zaman doğru değer üretirsiniz.
  • 14:41 - 14:43
    Ama eğer çobandan
    satın aldığınız yünle
  • 14:43 - 14:46
    bir şapka yapıyor ve
    bunun için para alıyorsanız
  • 14:46 - 14:49
    o zaman gerçekten değer üretmiyorsunuz,
  • 14:49 - 14:51
    çobanı sömürüyorsunuz.
  • 14:51 - 14:55
    Von Mises diyor ki,
    modern ekonomistler de reklam
  • 14:55 - 14:57
    ve pazarlamada aynı hataya düşüyorlar.
  • 14:57 - 14:59
    Diyor ki, eğer bir restoran işletiyorsanız,
  • 14:59 - 15:01
    yemeği pişirmekle yarattığınız
  • 15:01 - 15:04
    değerle, yerleri silerken
    yarattığınız değer arasında
  • 15:04 - 15:06
    sağlıklı bir ayrım yapmak
    mümkün değil.
  • 15:06 - 15:09
    Bunlardan biri belki
    esas ürününüz -
  • 15:09 - 15:11
    yani sizden satın aldığımız şey-
  • 15:11 - 15:12
    diğeri ise aldığımız üründen
  • 15:12 - 15:16
    zevk almamızı sağlayacak
    ortamla ilgili olan eylem.
  • 15:16 - 15:19
    Bunlardan birinin diğerine
    göre daha üstün olduğu
  • 15:19 - 15:21
    görüşü ise tamamen yanlış.
  • 15:21 - 15:23
    Şu küçük düşünce deneyini yapalım.
  • 15:23 - 15:25
    Michelin-yıldızlı yemek
    sunan bir restoran düşünün,
  • 15:25 - 15:27
    fakat ortalık
    kanalizasyon kokuyor
  • 15:27 - 15:31
    ve yerlerde insan dışkısı var.
  • 15:31 - 15:34
    Artık burada değer yaratmak için
  • 15:34 - 15:37
    yemeğin kalitesini
    arttırmanız gerekmez,
  • 15:37 - 15:40
    kokudan kurtulup
    yerleri temizlemeniz gerekir.
  • 15:42 - 15:44
    Bunu anlamamız çok önemlidir.
  • 15:44 - 15:46
    Eğer garip ya da
    karmaşık görünüyorsa, şuna bakın;
  • 15:46 - 15:51
    İngiltere'de bir postane
    acele posta servisi konusunda
  • 15:51 - 15:53
    yüzde 98 oranında bir
    başarıya sahipti.
  • 15:53 - 15:55
    Bunun yeterli olmadığını düşündüler
  • 15:55 - 15:58
    ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.
  • 15:59 - 16:03
    Bunu yaparken yaşadıkları
    neredeyse kurumu çökertiyordu.
  • 16:03 - 16:05
    Bu arada gidip insanlara sorsanız,
  • 16:05 - 16:08
    "Acele posta servisinin ertesi gün
    ulaşma oranı nedir?" diye,
  • 16:08 - 16:13
    genelde alacağınız cevap
    yüzde 50 ile 60 arası bir yerdedir.
  • 16:13 - 16:15
    Eğer hizmet algısı
    gerçeğinden de kötüyse,
  • 16:15 - 16:19
    o zaman ne diye gerçeği
    değiştirmeye uğraşıyorsunuz ki?
  • 16:19 - 16:23
    İğrenç kokan restoranda yemek
    kalitesini artırmaya çalışmakla aynı şey.
  • 16:23 - 16:25
    İlk yapmanız gereken şey
  • 16:25 - 16:27
    insanlara acele postanın
  • 16:27 - 16:31
    yüzde 98 oranında ertesi gün
    yerine ulaştığını söylemek olmalıdır.
  • 16:31 - 16:33
    Bu çok iyi bir adımdır.
  • 16:33 - 16:35
    Bana göre İngiltere'de uygulanacak
    daha da iyi bir yöntem, insanlara
  • 16:35 - 16:37
    İngiltere'deki acele
  • 16:37 - 16:39
    postanın ulaşma
    oranının Almanya'ya göre daha
  • 16:39 - 16:41
    yüksek olduğunu söylemek olurdu.
  • 16:41 - 16:43
    Çünkü biz İngilizleri
    mutlu etmek için, herhangi bir şeyi
  • 16:43 - 16:46
    Almanlardan daha iyi
    yaptığımızı söylemek yeter
  • 16:46 - 16:47
    (Gülüşmeler)
  • 16:47 - 16:51
    (Alkışlar)
  • 16:51 - 16:54
    Kendi referans çerçevenizi
    ve algılanan değerinizi belirleyin
  • 16:54 - 16:57
    böylece gerçek değeriniz de
    tamamıyla dönüşecektir.
  • 16:57 - 16:59
    Almanlarla ilgili söylenen şu vardır;
  • 16:59 - 17:01
    Almanlarla Fransızlar
    birleşmiş Avrupa'yı yaratma
  • 17:01 - 17:03
    konusunda çok başarılılar.
  • 17:03 - 17:07
    Ummadıkları tek şey ise
    Avrupa'yı ortak bir Fransız ve Alman
  • 17:07 - 17:09
    nefreti üzerine birleştiriyor olmaları.
  • 17:09 - 17:12
    Ama ben İngiliz'im,
    böyle seviyorum.
  • 17:13 - 17:17
    Farkedeceğiniz gibi, algımız
    her durumda biraz güvenilmezdir.
  • 17:17 - 17:20
    Yiyeceğin kalitesiyle, o yiyeceği
    tükettiğimiz ortam arasındaki farkı
  • 17:20 - 17:22
    tam olarak ifade edemeyiz.
  • 17:22 - 17:24
    Arabanızı yıkattığınızda
    ya da valeye verdiğinizde
  • 17:24 - 17:26
    hepiniz yaşamışsınızdır bunu.
  • 17:26 - 17:30
    Arabanızı aldığınızda,
    sürmesi daha zevkli gelir.
  • 17:30 - 17:32
    Bunun nedeni,
  • 17:32 - 17:34
    tabii vale gizlice
    arabanın yağını değiştirmiyorsa
  • 17:34 - 17:38
    ve benim ona ödemesini yapmadığım
    işler yapmıyorsa arabayla ilgili,
  • 17:38 - 17:40
    algının her durumda
    güvenilmez olmasıdır.
  • 17:40 - 17:44
    Markalı olan ağrı kesiciler
    markasız olanlara göre
  • 17:44 - 17:46
    çok daha etkilidirler.
  • 17:46 - 17:49
    Sadece bildirilen ağrı
    azalmasından değil,
  • 17:49 - 17:51
    gerçekte ölçülen azalmadan bahsediyorum.
  • 17:51 - 17:55
    Algı her durumda
    güvenilmezdir, belirsizdir.
  • 17:55 - 17:59
    Dolayısıyla algıyı kötü etkileyen
    bir şey yaptığınızda
  • 17:59 - 18:00
    bir diğerine de zarar verirsiniz.
  • 18:00 - 18:02
    Çok teşekkür ediyorum.
  • 18:02 - 18:04
    (Alkışlar)
Title:
Perspektif her şeydir
Speaker:
Rory Sutherland
Description:

Hayatımızdaki durumlar sandığımızdan daha az önemli olabilir diyor Rory Sutherland. TEDxAthens'de olayları yeniden tanımlamanın mutluluğun anahtarı olduğununa dair ikna edici bir konuşma yapıyor.

more » « less
Video Language:
English
Team:
TED
Project:
TEDTalks
Duration:
18:24
Meric Aydonat approved Turkish subtitles for Perspective is everything
Ramazan Şen accepted Turkish subtitles for Perspective is everything
Ramazan Şen edited Turkish subtitles for Perspective is everything
Ramazan Şen edited Turkish subtitles for Perspective is everything
Ramazan Şen edited Turkish subtitles for Perspective is everything
Ramazan Şen edited Turkish subtitles for Perspective is everything
Ramazan Şen edited Turkish subtitles for Perspective is everything
Ramazan Şen edited Turkish subtitles for Perspective is everything
Show all

Turkish subtitles

Revisions