YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Perspektif her şeydir

Hayatımızdaki durumlar sandığımızdan daha az önemli olabilir diyor Rory Sutherland. TEDxAthens'de olayları yeniden tanımlamanın mutluluğun anahtarı olduğununa dair ikna edici bir konuşma yapıyor.

Get Embed Code
36 Languages

Showing Revision 9 created 08/09/2015 by Ramazan Şen.

  1. Burada gördüğünüz
  2. elektronik bir sigara.
  3. Bu öyle bir şey ki, bir iki yıl önce
    icat edildiğinden beri
  4. bana tarifsiz bir mutluluk verdi.
  5. (Gülüşmeler)
  6. Bir kısmı sanırım nikotinden,
  7. ama daha fazlası var.
  8. İngiltere'de halka açık
    alanlarda sigara yasaklandığından beri
  9. partilerden bir daha hiç keyif almadım.
  10. (Gülüşmeler)
  11. Sebebini daha geçtiğimiz gün çözdüm.
  12. Bir partiye gittiğinizde
  13. elinizde bir bardak
    kırmızı şarapla devamlı olarak
  14. insanlarla sohbet ediyorsunuz,
  15. aslında tüm geceyi
    konuşarak geçirmeyi istemiyorsunuz.
  16. Gerçekten çok yorucu.
  17. Bazen sadece sessizce tek başınıza,
    düşüncelerle baş başa kalmak istiyorsunuz.
  18. Bazen öylece köşede durup
    pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.
  19. Sorun şu ki, sigara içemediğinizde
  20. eğer tek başına pencereden
    dışarıyı seyrediyorsanız
  21. asosyal, arkadaşı olmayan
    bir ahmak oluyorsunuz.
  22. (Gülüşmeler)
  23. Sigarayla pencereden
    dışarı baktığınız zaman ise
  24. lanet olası filozofsunuzdur.
  25. (Gülüşmeler)
  26. (Alkış)
  27. Olayları yeniden tanımlamanın gücü

  28. asla küçümsenemez.
  29. Bahettiğimiz tamamen
    aynı şey, aynı aktivite
  30. fakat biri kendinizi harika hissettiriyor
  31. diğeri, ufak
    bir duruş değişikliği ile
  32. kendinizi berbat hissettiriyor.
  33. Klasik ekonomi ile
    ilgili sorunlardan biri de
  34. tamamen gerçeklikle dolu olmasıdır.
  35. Gerçeklik, insan
    mutluluğu için iyi bir rehber değildir.
  36. Neden mesela,
  37. emekliler, genç işsizlerden
  38. daha mutlulular?
  39. Aslında her iki grup da
    hayatlarının birebir aynı noktasındalar.
  40. Fazlasıyla zamanları var
    fakat yeterince paraları yok.
  41. Oysa emeklilerin çok mutlu
    oldukları söyleniyor,
  42. diğer yandan işsizler aşırı derecede
    mutsuz ve depresif.
  43. Sanırım bunun nedeni, emeklilerin
    emekli olmayı seçtiklerine inanırken
  44. genç işsizlerin
  45. bu duruma zorla düştüklerine inanmaları.
  46. İngiltere'de üst orta sınıf
    bu problemi harika bir şekilde çözdü,

  47. çünkü işsizliği yeniden tanımladılar.
  48. Eğer İngiliz üst-orta sınıftan biriyseniz,
  49. işsizliğe, "bir yıl ara" dersiniz.
  50. (Gülüşmeler)
  51. Çünkü Manchester'da
    işsiz bir oğlunuzun olması
  52. çok utanç vericidir,
  53. ama Tayland'da işsiz
    bir oğlunuz olması
  54. bir başarı olarak görülür.
  55. (Gülüşmeler)
  56. Yeniden tanımlamak işlemi,
  57. deneyimleri, maliyetleri,
    ve şeyleri bütünüyle anlamak
  58. onların gerçekten ne
    olduğuyla ilgili değildir,
  59. onları nasıl gördüğümüzle ilgilidir
  60. ve kesinlikle abartılamaz.
  61. Daniel Pink
    bir deney yapmış,

  62. bir kutuya iki köpek koyulmuş
  63. ve kutunun tabanından elektrik geçiyormuş.
  64. Arada bir tabana elektrik veriliyor
  65. ve bu köpeklerin canını yakıyormuş.
  66. Tek fark, köpeklerden birinin
    olduğu tarafta küçük bir düğme varmış.
  67. Ve düğmeye değdiği anda
    elektrik şoku kesiliyormuş.
  68. Diğer köpeğin ise düğmesi yokmuş.
  69. İlk köpekle tamamen
    aynı acıyı hissediyormuş
  70. fakat şartlar üzerinde
    hiçbir kontrolü yokmuş.
  71. Bu deneyde ilk köpek
    göreceli olarak daha mutludur.
  72. İkinci köpek ise
    tamamen depresyona girer.
  73. Hayat şartlarımızın ne olduğu,
    onlar üzerindeki kontrol hissimize

  74. oranla çok daha önemsizdir.
  75. Bu ilginç bir soru.
  76. Soru, tüm Batı dünyasının da tartıştığı
  77. vergilendirme hakkında.
  78. Fakat bence, bir başka konu daha var ki
  79. o da vergilendirilen paramız
    üzerindeki kontrol seviyemiz.
  80. Bazı durumlarda 10 pound
    verdiğimize lanet ederiz.
  81. Başka bir durumda ise 10 pound
    vermeyi gayet hoş karşılayabiliriz.
  82. Sağlık vergisi olarak
    20.000 pound ödersiniz
  83. ve enayi gibi hissetmezsiniz.
  84. Bir hastane koğuşu için
    20.000 pound bağışlarsanız
  85. o zaman adınız hayırsever olur.
  86. Vergi ödeme istekliliğinden
    konuşmak için tahminen yanlış ülkedeyim.
  87. (Gülüşmeler)
  88. Bunun karşılığını vereceğim.
    Olayları nasıl tanımladığınız önemlidir.

  89. Siz, Yunanistan'ı kurtarma paketi mi
  90. yoksa Yunanistan'a borç veren bir sürü
    aptal bankayı kurtarma paketi mi dersiniz?
  91. Çünkü ikisi de tamamen aynı şey.
  92. Sizin olayları nasıl tanımladığınız
  93. vereceğiniz tepkiyi etkiler,
    hem duygusal olarak hem de ahlaken.
  94. Tamamıyla dürüst olmak
    psikolojik olarak önemli bir değer.
  95. Yakın arkadaşlarımdan birisi,
    profesör olan Nick Chater,
  96. Londra'da Karar Bilimi Profesörü kendisi,
  97. insanlığın saklı derinliklerine
    çok daha az zaman
  98. harcamamız gerektiğine
  99. ve saklı gölgeleri keşfetmek için daha fazla
    zaman harcamamız gerektiğine inanır.
  100. Bence de aslında bu doğru.
  101. İzlenimlerin, ne yaptığımız ve
  102. ne düşündüğümüz üzerinde
    delice bir etkisi var.
  103. Sahip olmadığımız şey ise,
    gerçekten iyi bir insan psikolojisi.
  104. En azından Kahneman öncesi belki,
  105. mühendislik ve neo-klasik ekonomi
    modellerinin yanına
  106. koyacak kadar iyi insan psikolojisi
    modellerimiz yoktu.
  107. Psikolojik çözümlere inanan
    insanların bir modelleri yoktu.

  108. Bir çerçevemiz yoktu.
  109. Warren Buffett'in iş
    ortağı Charlie Munger buna
  110. "düşünceleri asacağınz
    bir kafes" diyor.
  111. Mühendisler, ekonomistler,
    klasik ekonomistler
  112. hepsinin çok sağlam
    kafesleri vardı,
  113. tüm fikirleri üzerine
    asabiliyorlardı.
  114. Elimizde rasgele bireysel
    içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı
  115. ama bütünsel bir model yoktu.
  116. Bu da demek oluyor ki,
    çözümlere bakarken
  117. teknik çözümlere,
    Newtonvari çözümlere
  118. gereğinden fazla öncelik vermişiz
  119. fakat psikolojik çözümlere
    gereken önemi vermemişiz.
  120. Eurostar örneğimi biliyorsunuz.

  121. Paris ve Londra arasındaki
    yolculuğu 40 dakika
  122. kısaltabilmek için altı
    milyon pound harcandı.
  123. Bu paranın 0.01'i ile
    trenlere Wi-Fi koyulabilirdi,
  124. yolculuğun süresini kısaltmazdı belki
  125. ama yolculuğun daha eğlenceli ve
    verimli geçmesini sağlayabiliridi.
  126. Belki bu paranın %10'u ile
  127. dünyaca ünlü top modeller
    yolculara Chateau Petrus ikram
  128. ederken bir yandan da
    trende yukarı ve aşağı yürürlerdi.
  129. Elinizde beş (milyon) pound kalırdı
  130. ve insanlar trenin
    daha da yavaş gitmesini isterlerdi.
  131. (Gülüşmeler)
  132. Neden bu sorunu psikolojik

  133. olarak çözmemize fırsat verilmedi?
  134. Bence bunun nedeni, yaratıcı ve duygusal
    temelli psikolojik çözümlerle,
  135. rasyonel, sayısal ve
    hesaba dayalı çözümlere olan
  136. yaklaşımımızda bir dengesizliğin,
    bir asimetrinin olmasıdır.
  137. Eğer yaratıcı bir insansanız,
    büyük ihtimalle
  138. fikirlerinizi sizden
    daha rasyonel olan
  139. insanların onayına sunarsınız.
  140. Bir maliyet analiziniz,
    fizibilite çalışmanız
  141. bir ROI çalışmanız
    ve daha fazlası olmalıdır.
  142. Bu büyük ihtimalle doğrudur.
  143. Ama bu sistem
    diğer türlü çalışmaz.
  144. Mevcut bir çerçevesi olan insanlar,
  145. ekonomik bir çerçeve,
    bir mühedislik çerçevesi,
  146. yaptklarının mantığının
    tüm cevabı verdiğini düşünürler.
  147. Hiç şöyle demezler,
    "Tüm rakamlar tutuyor
  148. ama bu fikri sunmadan önce bunu gidip birtakım
    çılgın insana gösterip
  149. daha iyi bir çözümle
    gelebilirler mi, bakacağım."
  150. Bence, biz tamamen yapay olarak
  151. mekanik fikirleri
    psikolojik fikirlerden üstün görüyoruz.
  152. Harika bir psikolojik fikir şudur mesela:

  153. Yolcu memnuniyeti konusundaki tek harika gelişim,
    Londra metrosunda harcanan her poundla
  154. gelen şey, eksra tren koymak değil
    tren saatlerini sıklaştırmak da değil,
  155. sadece her platforma bir
    dot matrix ekran yerleştirmek.
  156. Beklemek, doğası gereği
  157. sadece sayısal bilgiler
    ya da ne kadar sürdüğü ile ilgili değil
  158. bekleme sırasında
    hissedilen belirsizlik ile ilgilidir.
  159. Trenin gelmesine kalan
    yedi dakikayı gerisayım yapan bir saatle
  160. beklemek, dört dakika boyunca
  161. tırnak yiyerek ve "Şu kahrolası tren
  162. ne zaman gelecek?" diye
    beklemekten çok daha az stresli.
  163. Güzel olan başka bir psiolojik çözüm de
    Kore'de gerçekleşmiş.

  164. Kırmızı trafik lambalarının
    geri sayımları gecikmeli.
  165. Kaza oranının azaldığı
    deneylerle kanıtlanmış durumda.
  166. Neden? Çünkü trafik stresi,
    sabırsızlık ve genel sinir hali
  167. beklenecek sürenin görülebilmesi ile
    ciddi şekilde azalıyor.
  168. Çin'de, tam olarak
    arkasındaki mantığı anlamasam da,
  169. aynı uygulamayı yeşil ışıklara yapmışlar.
  170. (Gülüşmeler)
  171. Harika bir fikir değil tabii.
  172. 200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki
    beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.
  173. (Gülüşmeler)
  174. Koreliler, itinayla
    her ikisini de test ettiler.
  175. Uygulamayı kırmızı
    ışıkta yaptığınızda kaza oranları düşüyor
  176. yeşil ışığa yaptığınızda
    ise kazalar artıyor.
  177. İnsanların karar alma
    süreçlerinde tüm istediğim bu,

  178. şu üç konuyu dikkate almaları.
  179. Birinin diğerine üstünlüğü
    değil dikkate almalarını istediğim.
  180. Sadece diyorum ki,
    problemleri çözerken
  181. bu üç konuya eşit
    derecede önem verin
  182. ve tam olarak konunun çözümünü
  183. bulabilmek
    için arayışınızı sürdürün.
  184. Büyük bir işe baktığınızda,

  185. bu üç konunun neredeyse
    hepsinde mevcut olduğunu görürsünüz.
  186. Gerçekten başarılı olan işlerde -
  187. Google mesela, teknolojik
    olarak büyük bir başarı,
  188. ayrıca çok da başarılı bir
    psikolojik anlayışa dayanıyor.
  189. İnsanlar tek bir şeyde iyi olanın
  190. birden fazla konuda iyi olandan
    daha iyi olduğunu düşünürler her zaman.
  191. Buna hedefin sulanması denir,
    insanda doğuştan vardır.
  192. Ayelet Fishbach'ın bu
    konuda bir araştırması var.
  193. Google zamanında aşağı
    yukarı herkes

  194. bir portal olmaya çalışıyordu.
  195. Evet bir arama özelliği var
  196. ama yanısıra hava, spor
    ve bir parça da haber alabiliyorsunuz.
  197. Google şunu anladı ki,
    sadece bir arama motoru iseniz
  198. insanlar sizin çok çok iyi
    olduğunuzu var sayar.
  199. Aslında bunu hepiniz televizyon
  200. satın almaya gittiğinizde yaşarsınız.
  201. Düz ekran TV'lerin durduğu
    rafların en sonuna doğru
  202. DVD oynatıcısı olan
    televizyonları görürsünüz.
  203. Bu aletlerin kalitesiyle ilgili
    hiçbir bilgimiz yoktur
  204. gene de TV - DVD karışımı
    olalara bakarız ve "Hıh!" yaparız.
  205. Biraz TV biraz DVD oynatıcı olan
    pek de işe yaramayan bir alettir.
  206. Mağazadan her birinden
    ayrı ayrı satın almış şekilde çıkarız.
  207. Google teknolojik olduğu kadar
    psikolojik de bir başarıdır ayrıca.
  208. Ben psikolojiyi problem çözmede
    kullanabiliriz diyorum,

  209. problem olduğunu faketmediğimiz
    problemlerde bile.
  210. İnsanlara artık antibiyotiklerini
    bitirmelerini öneriyorum.
  211. Onlara 24 beyaz hap vermeyin.
  212. 18 beyaz hap altı mavi hap verin ve
  213. beyaz hapı önce mavi hapı
    sonra almalarını söyleyin.
  214. Buna bölümleme deniyor.
  215. Hedefe varma yolunda eğer
    tam ortada bir ikinci
  216. aşama varsa insanlar çok daha
    rahat yolu bitiriyorlar.
  217. Ekonominin en büyük
    hatalarından biri bana göre,

  218. bazı şeyleri anlayamamasıdır.
  219. Emeklilik, işsizlik, maliyet
  220. sadece miktarı değil
    ayrıca anlamı olan bir işlevdir.
  221. Bu gördüğünüz İngiltere'de bir gişe.

  222. Sıklıkla uzun kuyruklar oluşur gişelerde.
  223. Bazen gerçekten çok çok ciddi
    sıralar oluşabilir.
  224. Eğer isterseniz, aynı
    prensibi havalimanlarındaki
  225. güvenlik şeridi için de uygulayabilirsiniz.
  226. Eğer iki katı fiyat ödeyip
    köprüden geçseydiniz ama bu
  227. şerit tamamen hızlı
    bir şerit olsaydı ne olurdu?
  228. Kesinlikle mantıksız birşey değil.
    Ekonomik olarak da etkin bir uygulama.
  229. Bazı insanlara göre zaman
    çok değerlidir.
  230. Eğer bir iş görüşmesine yetişecekseniz,
  231. birkaç pound fazla ödeyip, hızlı
    şeritten gitmeyi tercih edersiniz.
  232. Kayınvalidenizi ziyarete
    gidiyoranız eğer,
  233. o zaman sol şeritte kalmayı seçersiniz.
  234. Tek problem, ekonomik olarak etkin olan
    bu çözümü insanlara sunarsanız

  235. bundan nefret edeceklerdir.
  236. Çünkü sırf gelirinizi arttırmak için
    köprüde gecikmelere
  237. yol açacağınızı düşüneceklerdir,
  238. ve "Neden senin beceriksizliğini
    finanse ediyorum?" diyeceklerdir.
  239. Diğer taraftan, eğer çerçeveyi
    biraz değiştirirseniz ve
  240. yardımsever bir gelir yönetimi yaparsanız,
  241. yani ekstra para köprü firmasına değil
    yardım kuruluşuna bağışlanacak derseniz,
  242. ödemenin altında yatan
    mentalite tamamen değişir.
  243. Ekonomik olarak oldukça
    etkin bir çözüme kavuşursunuz,
  244. bu çözüm halkın onayını da alır,
  245. hem de bir pislik gibi görüneceğinize
  246. hafif doz merhamet de barındırır.
  247. Ekonomistlerin yaptıkları temel hata

  248. paranın para olduğunu düşünmeleri.
  249. Acı tecrübelerle öğrendim ki
    ödenen beş pound
  250. sadece miktarıyla değil
  251. gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.
  252. Bence bu düşünce vergi
    politikalarında bir devrim yaratabilir.
  253. Kamu hizmetlerinde
    devrim yaratabilir.
  254. Olayları çok ciddi
    şekilde değiştirebilir.
  255. Bu adamı hepiniz öğrenmelisiniz.

  256. Avusturyalı bir ekonomist kendisi,
  257. Viyana'da 20.yüzyılın ilk
    yarısında fazlaca aktifti.
  258. Avusturya okulu ile ilgili
    enteresan olan şey
  259. Freud'un yanında yetişmiş olmaları.
  260. Dolayısıyla hepsi büyük
    oranda psikoloji ile ilgiliydi.
  261. Praxeoloji denen bir
    öğreti olduğuna inanyorlardı,
  262. ekonomiden önce
    var olan bir öğreti.
  263. Praxeology seçim, aksiyon
    ve karar alma öğretisi.
  264. Bence haklılar.
  265. Bugünkü dünyada
    en büyük tehlike
  266. ekonomi biliminin
  267. kendisini insan psikolojine
    göre öncelikli kabul etmesidir.
  268. Charlie Munger'ın der ki;
    "Eğer ekonomi davranışsal değilse,
  269. o zaman ne olduğunu bilmiyorum."
  270. Von Mises ise, ekonominin
    psikolojinin bir altkümesi olduğuna inanır.

  271. Bunu düşünürken sanırım ekonomiyi
  272. "kıtlık şartlarındaki insan
    praxeolojisi bilimi" olarak tanımlar.
  273. Von Mises diğer yandan
  274. pazarlamanın değerini açıklamak için
    öyle bir analoji kullanır ki,
  275. algılanan değer ile gerçek değere
  276. yaklaşımımız birebir herhangi
    başka bir değere
  277. eşit olmalıdır.
  278. Hepimiz -hatta pazarlama
    alanında çalışanlar bile-

  279. değeri iki türlü düşünürüz.
  280. Bir gerçek değer vardır,
  281. ki bu fabrikada üretilen bir şeyin veya
    verilen bir hizmetin değeridir.
  282. Bir de belirsiz değer vardır,
  283. ki bu da insanların bakış açılarını
    değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.
  284. Von Mises bu ayrımı
    kesinlikle reddeder.
  285. Ve aşağıdaki analojiyi kullanır.
  286. Fransız Fizyokratlar denen
    garip ekonomistlerden bahseder,
  287. tek doğru değerin tarladan
    elde edilen olduğuna inananlardan.
  288. Eğer bir çobansanız, ya da
    madenci veya çiftçiyseniz,
  289. o zaman doğru değer üretirsiniz.
  290. Ama eğer çobandan
    satın aldığınız yünle
  291. bir şapka yapıyor ve
    bunun için para alıyorsanız
  292. o zaman gerçekten değer üretmiyorsunuz,
  293. çobanı sömürüyorsunuz.
  294. Von Mises diyor ki,
    modern ekonomistler de reklam

  295. ve pazarlamada aynı hataya düşüyorlar.
  296. Diyor ki, eğer bir restoran işletiyorsanız,
  297. yemeği pişirmekle yarattığınız
  298. değerle, yerleri silerken
    yarattığınız değer arasında
  299. sağlıklı bir ayrım yapmak
    mümkün değil.
  300. Bunlardan biri belki
    esas ürününüz -
  301. yani sizden satın aldığımız şey-
  302. diğeri ise aldığımız üründen
  303. zevk almamızı sağlayacak
    ortamla ilgili olan eylem.
  304. Bunlardan birinin diğerine
    göre daha üstün olduğu
  305. görüşü ise tamamen yanlış.
  306. Şu küçük düşünce deneyini yapalım.

  307. Michelin-yıldızlı yemek
    sunan bir restoran düşünün,
  308. fakat ortalık
    kanalizasyon kokuyor
  309. ve yerlerde insan dışkısı var.
  310. Artık burada değer yaratmak için
  311. yemeğin kalitesini
    arttırmanız gerekmez,
  312. kokudan kurtulup
    yerleri temizlemeniz gerekir.
  313. Bunu anlamamız çok önemlidir.
  314. Eğer garip ya da
    karmaşık görünüyorsa, şuna bakın;

  315. İngiltere'de bir postane
    acele posta servisi konusunda
  316. yüzde 98 oranında bir
    başarıya sahipti.
  317. Bunun yeterli olmadığını düşündüler
  318. ve oranı yüzde 99'a çıkarmayı istediler.
  319. Bunu yaparken yaşadıkları
    neredeyse kurumu çökertiyordu.
  320. Bu arada gidip insanlara sorsanız,
  321. "Acele posta servisinin ertesi gün
    ulaşma oranı nedir?" diye,
  322. genelde alacağınız cevap
    yüzde 50 ile 60 arası bir yerdedir.
  323. Eğer hizmet algısı
    gerçeğinden de kötüyse,
  324. o zaman ne diye gerçeği
    değiştirmeye uğraşıyorsunuz ki?
  325. İğrenç kokan restoranda yemek
    kalitesini artırmaya çalışmakla aynı şey.
  326. İlk yapmanız gereken şey
  327. insanlara acele postanın
  328. yüzde 98 oranında ertesi gün
    yerine ulaştığını söylemek olmalıdır.
  329. Bu çok iyi bir adımdır.
  330. Bana göre İngiltere'de uygulanacak
    daha da iyi bir yöntem, insanlara
  331. İngiltere'deki acele
  332. postanın ulaşma
    oranının Almanya'ya göre daha
  333. yüksek olduğunu söylemek olurdu.
  334. Çünkü biz İngilizleri
    mutlu etmek için, herhangi bir şeyi
  335. Almanlardan daha iyi
    yaptığımızı söylemek yeter
  336. (Gülüşmeler)
  337. (Alkışlar)
  338. Kendi referans çerçevenizi
    ve algılanan değerinizi belirleyin

  339. böylece gerçek değeriniz de
    tamamıyla dönüşecektir.
  340. Almanlarla ilgili söylenen şu vardır;
  341. Almanlarla Fransızlar
    birleşmiş Avrupa'yı yaratma
  342. konusunda çok başarılılar.
  343. Ummadıkları tek şey ise
    Avrupa'yı ortak bir Fransız ve Alman
  344. nefreti üzerine birleştiriyor olmaları.
  345. Ama ben İngiliz'im,
    böyle seviyorum.
  346. Farkedeceğiniz gibi, algımız
    her durumda biraz güvenilmezdir.

  347. Yiyeceğin kalitesiyle, o yiyeceği
    tükettiğimiz ortam arasındaki farkı
  348. tam olarak ifade edemeyiz.
  349. Arabanızı yıkattığınızda
    ya da valeye verdiğinizde
  350. hepiniz yaşamışsınızdır bunu.
  351. Arabanızı aldığınızda,
    sürmesi daha zevkli gelir.
  352. Bunun nedeni,
  353. tabii vale gizlice
    arabanın yağını değiştirmiyorsa
  354. ve benim ona ödemesini yapmadığım
    işler yapmıyorsa arabayla ilgili,
  355. algının her durumda
    güvenilmez olmasıdır.
  356. Markalı olan ağrı kesiciler
    markasız olanlara göre

  357. çok daha etkilidirler.
  358. Sadece bildirilen ağrı
    azalmasından değil,
  359. gerçekte ölçülen azalmadan bahsediyorum.
  360. Algı her durumda
    güvenilmezdir, belirsizdir.
  361. Dolayısıyla algıyı kötü etkileyen
    bir şey yaptığınızda
  362. bir diğerine de zarar verirsiniz.
  363. Çok teşekkür ediyorum.
  364. (Alkışlar)