Turkish subtitles

← Sahi sen kimsin? Kişiliğin bir bulmacası

Get Embed Code
41 Languages

Showing Revision 10 created 08/11/2016 by Eren Gokce.

  1. Bir psikolog için
  2. çok ilginç bireylersiniz.
  3. (Kahkahalar)

  4. Fırsat buldukça, son birkaç gün

  5. bazı söyleyişlerinize
    kulak misafiri olabildim
  6. ve etkileşimde bulunmanızı izledim.
  7. Şimdiden söyleyebilirim ki
  8. seyirci arasında 47 kişi,
  9. şu anda,
  10. psikolojik semptomlar sergiliyor.
    Konumuz da aynen bu.
  11. (Kahkaha)

  12. Kim olduğunu bilmek ister misiniz?

  13. (Kahkahalar)

  14. Ama size işaret edeceğime,

  15. ki bu gereksiz ve zoraki olur,
  16. sizinle bazı gerçekleri ve hikâyeleri
    paylaşmak istiyorum.
  17. Belki içinde kendini bulabilirsin.
  18. Bilim alanım Kişilik Psikolojisi
    olarak tanımlanıyor,

  19. bu daha kapsamlı Kişilik Araştırma
    alanının parçası.
  20. Nörondan başlayan
    öykülerimize varan bir alan bu.
  21. Bizim yapmaya çalıştığımız şey
  22. kendimize öz şekilde,
  23. her birimizi anlayabilmek --
  24. her biriniz --
  25. belirli bir açıdan
  26. bazıları gibi,
  27. herkes gibisiniz, ama
  28. kimseye benzemeyen
    özelliklerin de var.
  29. Şimdi kendine şunu söyleyebilirsin:

  30. "Hiç etkileyici değilim.
  31. Batı yarımkürenin kırkaltıncı
    sıkıcı insanı benim."
  32. Veya kendi hakkında şunu diyebilirsin,
  33. "İlgi çekici biriyim,
  34. her ne kadar çoğunuz beni
    büyük salak sanıyor olsa da."
  35. (Kahkahalar)

  36. Ama kendi teşhis ettiğin
    sıkıcılığın ve "salaklığın"

  37. bir psikolog olarak sana
    hayranlık duymamı sağlıyor.
  38. Bunun nedenini açıklayayım.
  39. Kişilik psikolojisi'nde önde gelen
    yaklaşımlardan biri

  40. karakter teorisi olarak bilinir
  41. ve bu teori seni genelde normal dağılan
    beş boyuta ayırarak hizaya getirir
  42. ve insanlar arasındaki evrensel
    farklılığa ait bakış açısını tanımlar.
  43. Kısa adı 'OCEAN' diye söylenir.
  44. "O", "deneyime açık" olarak okunur,
  45. deneyime kapalı olan bireylere karşı.
  46. "C", "özenli olan" anlamına gelir,
  47. daha çok hayata bezgin olanlara karşı.
  48. "E", -- "Dışadönüklük" demek,
    içedönüklerin tersi.
  49. "A", -- "uyumlu bireyler,"
  50. uyumsuz ile zıt olan.
  51. "N", -- "nevrozlu bireyler"
  52. daha dengeli bireye zıt olan.
  53. Bu boyutların hepsi sağlığımız
    için önemli,

  54. hayatımızın akışı ile alakalı.
  55. Şunu biliyoruz, örneğin,
  56. deneyime açık ve özenli olmak
    hayatta başarılı olmayı çok iyi öngörüyor
  57. ama deneyime açık olanlar bu başarıyı
    cesur olarak elde ediyor
  58. ve bazen gariplik ile.
  59. Özenli insanlar miadı dolmadan
    işlerini hallederler,
  60. azimli ve ihtiraslı olurlar.
  61. Dışadönüklülük ve uyumluluğun ikisi de
  62. başkalarıyla iyi çalışabilmeyi iletir.
  63. Dışadönükleri ilginç buluyorum.
  64. Kurslarımda onlarla bazen bir
    temel unsur paylaşıyorum,
  65. ki bu kişilikleri hakkında
    anlamlı olabilir:
  66. Onlara yetişkinlerin kendi dirseklerini
  67. yalamaları imkânsız diyorum.
  68. (Kahkahalar)

  69. Biliyor musunuz bunu?

  70. Şimdiden içinizden bazıları
    dirseklerini yalamaya çalıştı.
  71. Ama aranızdaki dışadönük bireyler
  72. muhtemelen sadece denemede kalmayıp
  73. başarılı bir şekilde
  74. yandakinin dirseğini yaladı.
  75. (Kahkahalar)

  76. Bunlar, dışadönük bireyler.

  77. Dışadönüklük ile biraz daha
    detaya gireyim,

  78. çünkü önemli ve ilginç buluyorum
  79. ve bize üç doğamız ile ilgili ne demek
    istediğimi daha iyi anlatıyor.
  80. Başta biyojenik doğamız --
    nörofizyolojimiz -- var.
  81. Diğeri, sosyojenik veya ikinci doğamız,
  82. hayatımızın kültürel ve sosyal
    yanları ile alakalı.
  83. Üçüncü ise, seni sen yapan nedenler
    -- kişisel özelliklerin --
  84. senin "kişisel" doğan olarak
    adlandırdığım.
  85. İzah edeyim.

  86. Teşvik ihtiyacı dışadönüklere özeldir.
  87. Teşvik olmayı heyecan verici
    şeyler ile gerçekleştiririz:
  88. TED'de olduğu gibi gürültü,
    eğlence ve sosyal etkinlikler ile --
  89. dışadönüklü bireylerin çekici bir güç
    sağladıklarını görüyorsun.
  90. Hep beraber toplanıyorlar.
  91. Ben sizi gördüm.
  92. İçedönük bireyler büyük bir olasılıkla
    daha sakin köşelerde
  93. yukarıda ikinci katta,
  94. teşvik edilmeye daha az
    ihtimal olan mekânda --
  95. ve yanlış olarak antisosyal görünebilirler
  96. ama aslında antisosyal değildirler.
  97. Teşvik oranını düşürünce daha iyi
  98. hissettiğinin farkında olablirsin.
  99. Vücudunda bazen bir iç uyarıcı var.

  100. Örneğin, kafein dışadönük bireylerde
    içedönüklere göre daha etkili.
  101. Sabah saat 9'da ofise gelen
    dışadönük birey,
  102. "Hemen bir fincan
    kahve içmeliyim", diyor ise,
  103. şaka yapmıyor --
  104. ihtiyacı var gerçekten.
  105. İçedönükler bunlara göre başarısız,
  106. özellikle üzerine
    çalıştıkları görevleri --
  107. kahve içmiş olmalarına rağmen --
  108. hızla yerine getirmelilerse,
  109. bu işler nicelik açısından kapsamlıysa
  110. içedönükler pek başarılı
    olamıyor görünebilirler.
  111. Ama bu bir algı hatası.
  112. Neticede ilginç olanlar şöyle:

  113. Her zaman göründüğümüz gibi değiliz,
  114. bu da beni bir diğer noktaya getiriyor.
  115. İlk şunu söylemem gerekiyor,
  116. cinsel ilişki ile alakalı,
  117. gerçi belki zamanım olmaz.
  118. Eğer istiyorsanız --
  119. evet, istiyor musunuz?
  120. Tamam.
  121. (Kahkahalar)

  122. Araştırmalara göre,

  123. bireylerin çiftleşmede bulunma sıklığı,
  124. erkek, kadın; içedönük, dışadönük
    olarak incelenebilir.
  125. Şimdi size soruyorum:
  126. Bir dakikada kaç kere --
  127. pardon o bir fare araştırmasıydı -
  128. (Kahkahalar)

  129. Ayda kaç kere

  130. çiftleşmede bulunur içedönükler?
  131. 3,0.
  132. Peki dışadönük erkekler?
  133. Daha fazla mı, daha az mı?
  134. Evet, daha fazla.
  135. 5,5 -- neredeyse iki katı.
  136. Içedönük kadınlar: 3,1.
  137. Peki dışadönük kadınlar?
  138. Kısacası, bir içedönük erkek olarak,
  139. buna daha sonra değineceğim --
  140. onlar kahramandır.
  141. 7,5.
  142. Bir tek dışadönük erkekler ile
    başa çıkmıyorlar,
  143. bir iki içedönüğü de tavlıyorlar.
  144. (Kahkahalar)

  145. (Alkışlar)

  146. Dışadönük ve içedönükler olarak
    iletişimi farklı kuruyoruz.

  147. Dışadönükler iletişim kurarken,
  148. daha yakın ve yüz yüze gelmeyi isterler.
  149. Rahat iletişim için yakın durmayı
    tercih ederler.
  150. Pek çok göz teması veya
  151. karşılıklı bakış isterler.
  152. Bazı araştırmalara göre
  153. biriyle tanışınca küçümser
    sözler kullanıyorlar.
  154. Dışadönük birey bir
    Charles'le karşılaşsa,
  155. bu hemen bir "Charlie" sonra bir "Chuck"
  156. daha sonra "Chuckles Bebek"e döner.
  157. (Kahkahalar)

  158. Öte yandan içedönükler,

  159. "Charles"de kalır,
    konuştuğu kişi tarafından
  160. yakınlığa izin verilene dek.
  161. Farklı tarzlarda konuşuyoruz.
  162. Dışadönükler, siyah-beyaz, somut,
    basit dil tercih ediyor.
  163. İçedönüklerin tercihi --
    ve tekrarlamam gerekiyor
  164. ben aşırı derecede içedönük bireyim --
  165. farklı dilde konuşuyoruz.
  166. Bizim tercihimiz karmaşık bağlamsal,
  167. umulmadık,
  168. kurnazca cümleler --
  169. (Kahkakalar)

  170. Aşağı yukarı.

  171. (Kahkahalar)

  172. Öyle gibiydi.

  173. (Kahkahalar)

  174. Açıkça konuşmak gerekirse --

  175. bu böyle.
  176. Biz konuşunca

  177. bazen ayrı telden çalabiliyoruz.
  178. Meslektaşımla paylaştığım
    danışmanlık sözleşmesi vardı,
  179. kendisiyle ancak bu kadar farklı iki
    insan olabilirdik.
  180. Evvela, ismi Tom'du.
  181. Benimki değil.
  182. (Kahkahalar)

  183. İkincisi, kendisi 1 metre 95 boyunda.

  184. Benim öyle bir eğilimim yok.
  185. (Kahkahalar)

  186. Ve üçüncüsü, o bulabileceğin en
    dışadönük bireylerden birisi.

  187. Ben ciddi anlamda içedönüğüm.
  188. Aşırı noktasına çabuk geliyorum,
  189. saat 3'ten sonra kahve bile içemiyorum,
  190. eğer akşam uyumak istiyorsam.
  191. Michael diye birine bu projede
    görev vermiştik.

  192. O bu projeyi nerede ise
    çöküşe getirecekti.
  193. Michael'ı bize öneren kişi
    Tom'la bana sordu,
  194. "Onun hakkında fikriniz ne?"
  195. Tom'un ne dediğini birazdan paylaşacağım.
  196. O tipik bir "dışadönük olarak" konuştu.
  197. Benim dediklerimi
    dışadönük biri nasıl anladı,
  198. sonuçta doğrulayabilirim hepsini.
  199. "Doğrusu Michael'ın hareketlerinde bazen
  200. daha iddialı eğilimler var
    ve bu bazılarına göre
  201. daha zorlayıcı olabilir" dedim.
  202. (Kahkahalar)

  203. Tom gözlerini devirerek dedi ki,

  204. "Brian, ben de aynısını söyledim:
  205. o aşağılık bir herif!"
  206. (Kahkahalar)

  207. (Alkışlar)

  208. Bir içedönük birey olarak,

  209. bu adamın davranışlarında
    nazikçe belirli "aşağılık"
  210. nitelikleri ima edebilirim.
  211. Ama o "a-" kelimesini
    tekrar kullanmayacağım.
  212. (Kahkahalar)

  213. Ama dışadönükler der ki,

  214. "Eğer öyle yürüyorsa,
    öyle konuşuyorsa, ben o öyle derim."
  215. Biz birbirimizden uzak dururuz.
  216. Gerçekten bunu önemsememiz gerekiyor mu?

  217. Tabii ki.
  218. Bunu bilmemiz önemli.
  219. Peki biz bundan ibaret miyiz?
  220. Sadece bir avuç kişisel özellik miyiz?
  221. Hayır, değiliz.
  222. Hatırlayın, bazıları gibi olabilirsiniz
  223. ve aynı zamanda hiç kimse gibisiniz.
  224. Peki nedir bu kişisel özelliğin?
  225. Elizabeth veya George olarak,
  226. dışadönüklüğünüzü veya nevrotik
    olmanızı paylaşıyorsunuzdur.
  227. Ama Elizabeth'e öz onu ayırt eden
    davranışlar var mı
  228. ya da George'a özel,
  229. seni sen olarak algılamamız için birkaç
    özellikten ötürü?
  230. Seni sevmemizi sağlayan?
  231. Sırf belirli bir tip insan
    olduğundan değil.
  232. İnsanları kategorize
    etmekten hoşlanmıyorum.

  233. Bence güvercinler dahi güvercin
    yuvalarına ait değil.
  234. Peki bizi farklı kılan nedir?
  235. Bizim hayatta yaptıklarımız - kendimize
    öz projelerimizdir.
  236. Şu an kendine öz bir projen var,
  237. ama burada hiç kimse onu bilmiyordur.
  238. Çocuğun ile alakalıdır --
  239. üç kez hastaneye gittin,
  240. ama hâlâ neyi var bilmiyorlar.
  241. Veya bu annen olabilir.
  242. Sen sen değilsin o an.
  243. Bunlar bağımsız özellikler.
  244. Sen çok anlayışlısındır,
    ama anlayışsız davranıyorsun.
  245. O an hastanedeki idari ilgisizliğini
  246. bozmak için,
  247. annen veya çocuğun için
    gerekeni yapıyorsun.
  248. Bu bağımsız özellikler nedir?

  249. Biz onlarla hayatımızda
    bir senaryo canlandırıyoruz,
  250. bir ana projeyi ilerletmek adına.
  251. Asıl önemli olan da budur.
  252. Hangi tipsin diye sormayın insanlara;
  253. "Hayatındaki ana projeler neler?"
    diye sorun.
  254. Bu bağımsız özellikleri uyguluyoruz.
  255. Ben içedönük bireyim
  256. ama benim bir ana projem var,
    o da öğretmek.
  257. Profesörüm ben.
  258. Öğrencilerime hayranım,
  259. öğretim dalıma da hayranım.
  260. Yeni, heyecan verici neler varsa
    onlara anlatmaya can atıyorum,
  261. paylaşmaya sabırsızlanıyorum.
  262. Yani dışadönük bir şekilde davranıyorum,
  263. çünkü sabahın sekizinde,
  264. öğrencilerimin biraz espriye ihtiyacı var,
  265. zor geçen ders dönemlerinde
    onların ilgisini
  266. biraz meşgul etmek adına.
  267. Sürekli karakter dışı davranıyorsak,

  268. dikkatli olmamız gerekiyor.
  269. Bazen kendimize dikkat
    etmediğimizi düşünebiliriz.
  270. Örneğin, bir sözde dışadönük
    süreçten sonra
  271. benim biraz rejenerasyona ihtiyacım var.
  272. Susan Cain'ın "Quiet" (Sessiz)
    kitabında dediği gibi,
  273. özellikle bir bölümünde
    Harvard'de görev yapan
  274. Kanadalı garip bir profesörden
    konu geçiyor.
  275. Bazen erkekler tuvaletine gidip
  276. dışadönük bireylerden ve onların
    elinden kaçan benim.
  277. (Kahkahalar)

  278. Çok iyi hatırlıyorum bir gün
    tuvaletin kabinindeyken,

  279. aşırı kalabalığı önlemeye çalışıyordum.
  280. Gerçek bir dışadönük yanıma geldi --
    aynı kabine değil tabii,
  281. bir yandaki kabine --
  282. ve bazı boşaltma gürültülerini işittim,
  283. ki bundan nefret ederiz --
    kendimiz yapsak bile,
  284. bu nedenle sifonu sırasında ve
    sonrasında kullanırız.
  285. (Kahkahalar)

  286. Sonra o çakıllı sesi duydum,

  287. "Pardon, sen Dr. Little mısın?"
  288. (Kahkahalar)

  289. Eğer içedönüğe bir şey
    altı ay kabız için garanti ise,

  290. o da tuvalette konuşmaktır.
  291. (Kahkahalar)

  292. Ben de oraya gidiyorum şimdi.

  293. Beni takip etmeyin.
  294. Teşekkür ederim.

  295. (Alkışlar)