Turkish subtitles

← Tahmin edilemeyen bir dünyada gereken insan becerileri

Get Embed Code
32 Languages

Showing Revision 20 created 09/09/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Son zamanlarda, Amerikalı bir
    süper market zincirinin lider kadrosu
  2. işlerinin daha çok verim almaya
    ihtiyacı olduğuna karar verdi.
  3. Bu yüzden dijital dönüşümlerini
    heyecanla karşıladılar.
  4. Denetleyici takımımız işe koyuldu
  5. ve algoritmik bir görev paylaştırıcı
    ile geri döndü.
  6. Beraber çalışmak yerine,
  7. her işçi gitti, giriş yaptı,
    işini aldı, yaptı,
  8. daha fazlası için geri geldi.
  9. Bu streoidler üzerine standartlaştıran
  10. ve iş paylaştıran bilimsel yönetimdi.
  11. Süper verimliydi.
  12. Ama tam anlamıyla değil

  13. çünkü görev paylaştırıcı, bir müşterinin
  14. ne zaman bir kutu
    yumurtayı düşüreceğini bilmiyordu,
  15. haşarı birkaç çocuğun
    monitörü devireceğini
  16. ya da yerel lisenin bir karar verdiğini
  17. ve yarın okula Hindistan cevizi
    getirileceğini tahmin edemiyordu.
  18. (Kahkaha)

  19. Tam olarak neye ihtiyacın olduğunu

  20. tahmin edebildiğinde
    verimlilik gerçekten iyi çalışır.
  21. Ama anormal veya beklenmedik
    bir şeyler ortaya çıktığında
  22. çocuklar, müşteriler,
    hindistan cevizleri gibi
  23. işte o zaman verimlilik bir işe yaramaz.
  24. Bu önemli bir mesele haline geldi,

  25. beklenmedikle başa çıkma kabiliyeti,
  26. çünkü beklenmedik norm haline geliyor.
  27. Bu yüzden, uzmanlar ve tahminciler
    400 gün sonrası
  28. ve daha fazlası için tahminde
    bulunmaya istekli değiller.
  29. Neden mi?
  30. Çünkü son 20 veya 30 yıl boyunca,
  31. dünyanın çoğu komplike olmaktan
  32. kompleks olmaya evrildi,
  33. bu da şu anlama geliyor,
    evet örüntüler var
  34. ama kendilerini sürekli tekrar etmiyorlar.
  35. Bu çok küçük değişimlerin orantısız bir
    etki yapabileceği anlamına geliyor.
  36. Ve bu uzman olmanın
    hep yeterli olmadığı anlamına gelir
  37. çünkü sistem çok hızlı
    değişmeye devam ediyor.
  38. Bu da demek oluyor ki

  39. dünyada bu tür tahminlere uymayan
  40. çok büyük bir miktar var.
  41. Bu yüzden İngiltere Bankası,
    bir iflas olacak
  42. ama neden ve ne zaman
    olacağını bilmiyoruz diyecek.
  43. İklim değişikliğinin gerçekten
    olduğunu biliyoruz
  44. ama orman yangınlarının nerede
    patlak vereceğini tahmin edemiyoruz
  45. ve hangi fabrikaların
    sele kapılacağını bilmiyoruz.
  46. Bu yüzden şirketler,
  47. bir gecede pipetler, poşetler
    ve plastik şişedeki sular
  48. temel ihtiyaçtan reddedilmeye
    yönelince gafil avlanırlar
  49. ve toplumdaki bir değişiklik
  50. ünlüleri ve iş sahiplerini
    toplumdan dışlayınca şaşırırlar:
  51. aşırı belirsizlik.
  52. Çok fazla tahminle çelişen bir ortamda
  53. verimlilik bize yardımcı olmaz,
  54. aksine adapte olma ve karşılık verme
    kabiliyetimizi baltalar ve sarsar.
  55. Eğer verimlilik artık
    temel ilkemiz değilse

  56. geleceği nasıl ele almalıyız?
  57. Ne tür bir düşünce
    gerçekten bize yardım edecek?
  58. Ne tür yetenekleri savunmak
    için emin olmalıyız?
  59. Bence, eskiden zaman yönetimi
    hakkında çok düşünürdük,
  60. şimdi ihtimalleri düşünmeye başlamalıyız,
  61. genelde kesin olan
  62. ama özellikle belirsiz kalan
    olaylara hazırlanmalıyız.
  63. Bunun bir örneği Salgın için
    Hazırlıklı Olma Koalisyonu, CEPI.

  64. Biliyoruz ki gelecekte
    daha fazla salgın olacak
  65. ama nerede, ne zaman
    veya ne olacağını bilmiyoruz.
  66. Bu yüzden plan yapamıyoruz.
  67. Ama hazırlık yapabiliriz.
  68. Bu yüzden CEPI, hangi
    aşıların işe yaracağını
  69. veya hangi hastalıkların çıkacağını
    tahmin edemeyeceklerini bilerek
  70. çoklu hastalıklar için
    çoklu aşılar geliştiriyor.
  71. Bu aşılardan bazıları hiç kullanılmayacak.
  72. Bu verimsiz.
  73. Ama bu güçlü
  74. çünkü çok fazla seçenek sağlıyor
  75. ve bu da tek bir teknolojik çözüme bağımlı
    olmadığımız anlamına geliyor.
  76. Salgına duyarlılık
    aynı zamanda büyük oranda
  77. birbirini tanıyan ve birbirine
    güvenen insanlara bağlı.
  78. Ama bu ilişkileri geliştirmek zaman alır
  79. ve bir salgın yayıldığında
    çok az zaman olur.
  80. Bu yüzden CEPI, bazılarının asla
    kullanılmayacağını bilerek
  81. ilişkiler, arkadaşlıklar,
    ittifaklar geliştiriyor.
  82. Bu belki yetersiz, zaman kaybı
  83. ama güçlü.
  84. Güçlü düşünmeyi, finansal
    hizmetlerde de görebilirsiniz.

  85. Geçmişte bankalar bugün gerekenden
  86. çok daha az sermayeye sahipti
  87. çünkü çok fazla sermaye tutmak,
    onunla aşırı verimli olmak,
  88. bankaları çok hassas yapan şeyin
    ta kendisiydi.
  89. Daha fazla sermaye elde tutmak
    göründüğü üzere verimsiz.
  90. Ama güçlü, çünkü finansal sistemi
    sürprizlere karşı koruyor.
  91. İklim değişikliği konuşunda
    gerçekten ciddi olan ülkeler,

  92. çoklu çözümler benimsemeleri
    gerektiğini biliyorlar,
  93. çoklu yenilenebilir eneji türleri,
  94. sadece biri değil.
  95. En gelişmiş ülkeler
    yıllardır çalışıyorlar,
  96. su, yemek ve sağlık sistemlerini
    değiştiriyorlar
  97. çünkü biliyorlar ki
    düzgün tahminlere ulaşana kadar,
  98. bu bilgi çok geç gelebilir.
  99. Ticaret savaşları için de aynı yaklaşımı
    yapabilirsiniz, ve çoğu ülke öyle yapıyor.

  100. Bir büyük ticaret ortağı
    benimsemek yerine,
  101. herkesin arkadaşı
    olmaya çalışıyorlar
  102. çünkü hangi piyasaların birden
  103. istikrarsız olabileceğini tahmin
    edemeyeceklerini biliyorlar.
  104. Bu anlaşmaları yapmak
    zaman alıcı ve pahalı
  105. ama güçlü
  106. çünkü bütün ekonomilerini
    şoklara karşı dayanıklı hale getiriyor.
  107. Bu özellikle küçük ülkeler tarafından
    benimsenen bir strateji,
  108. kontrolde olacak kadar güçlü
    olamayacaklarını biliyorlar
  109. o yüzden çok fazla arkadaş
    yapmak daha iyi bir seçenek.
  110. Ama eğer hala verimlilik
    gizemine bağlanmış
  111. bir organizasyonda sıkışıp kaldıysanız
  112. bunu nasıl değiştirebilirsiniz?
  113. Deneylere bakalım.
  114. Hollanda'da

  115. evde bakım hemşiresi aynı
    süpermarket gibi yönetiliyordu:
  116. standart ve önceden yazılmış iş
  117. dakika dakikasına
  118. Pazartesi dokuz dakika,
    Çarşamba yedi dakika,
  119. Cuma sekiz dakika.
  120. Hemşireler bundan nefret ediyordu.
  121. Onlardan biri, Jos de Blok,
  122. bir deneme önerdi.
  123. Bütün hastalar farklı olduğundan
  124. ve tam olarak neye ihtiyaçları
    olduğunu bilmediğimizden,
  125. neden karar verme işini
    hemşirelere bırakmıyoruz?
  126. Kulağa pervasız geliyor.

  127. (Kahkaha)

  128. (Alkış)

  129. Deneyinde Jos,
    hastaların iyileşme süresinin

  130. yarı yarıya azaldığını
  131. ve maliyetlerin yüzde 30 düştüğünü buldu.
  132. Jos'a onu deneyiyle ilgili şaşırtanın
    ne olduğunu sorduğumda

  133. güldü ve dedi ki
  134. "Bu kadar büyük gelişme kaydetmenin
  135. bu kadar kolay olabileceği hakkında
    hiçbir fikrim yoktu
  136. çünkü bu masa başında oturarak
    ya da bilgisayar ekranına bakarak
  137. bilebileceğiniz veya tahmin
    edebileceğiniz bir şey değil."
  138. Bu hemşirelik şekli Hollanda'ya
  139. ve dünyaya yayıldı.
  140. Ama her yeni ülkede bu öncelikle
    deneyler ile başlıyor
  141. çünkü her yer biraz ve
    tahmin edilemeyecek derecede farklı.
  142. Tabii ki her deney işe yaramıyor.

  143. Jos itfaiye için
    benzer bir yaklaşım denedi
  144. ve işe yaramadığını keşfetti
    çünkü hizmet çok merkezi.
  145. Başarısız olan deneyler
    verimsiz görünüyor
  146. ama onlar çoğu kez gerçek dünyanın
  147. nasıl işlediğini anlamanın tek yolu.
  148. O da artık öğretmenleri deniyor.
  149. Bunun gibi deneyler yaratıcılık
  150. ve belli ölçüde cesaret gerektirir.
  151. İngiltere'de --

  152. Birleşik Krallık'ta demek üzereydim,
    ama İngiltere'de --
  153. (Kahkaha)

  154. (Alkış)

  155. İngiltere'de, önde gelen ragbi takımı
    ya da önde gelenlerden biri,

  156. Saracens.
  157. Takımın antrenörü ve başkanı,
    yaptıkları tüm fiziksel antrenmanların
  158. ve veri tabanlı koşullandırmanın
  159. jenerik haline geldiğini fark etti;
  160. gerçekten, tüm takımlar
    tam olarak aynı şeyi yapıyor.
  161. Riskli bir deney yaptılar.
  162. Tüm takımı maç sezonu boyunca bile
  163. kayak tatillerine
  164. ve Chicago'daki sosyal projelere
    bakmaya götürdüler.
  165. Bütün ragbi oyuncularını
    kayak pistine koymak,
  166. pahalı,
  167. zaman alıcı
  168. ve biraz riskli olabilirdi, değil mi?
  169. (Kahkaha)

  170. Ama oyuncuların yenilenmiş sadakat

  171. ve dayanışma tahvilleriyle
    geri döndüklerini gördüler.
  172. Artık sahada inanılmaz
    baskı altında olduklarında
  173. direktörün "dik durmak " diye
    adlandırdığı şeyi gösteriyorlar --
  174. birbirlerine korkusuz
    ve değişmeyen özverileri.
  175. Rakipleri bunun şaşkınlığı içindeler
  176. ama bunu denemek için
    verimliliğe fazla bağlılar.
  177. Londra teknoloji şirketi Verve'de

  178. CEO hareket eden her şeyi ölçtü
  179. ama şirketin verimliliğinde
  180. değişiklik yapacak bir şey bulamadı.
  181. Bu yüzden, "Aşk Haftası" diye
    adlandırdığı bir deney tasarladı:
  182. Her çalışanın tüm hafta boyunca
  183. bir meslektaşının yaptığı
    gerçekten faydalı
  184. ve yaratıcı şeyleri söylemesi
  185. ve onu tebrik etmesi gerektiği bir deney.
  186. Bu çok fazla zaman ve emek harcıyor;
  187. bir sürü insan ona
    dikkat dağıtıcı diyebilir.
  188. Ama bu gerçekten işe enerji veriyor
  189. ve tüm şirketi daha verimli yapıyor.
  190. Hazırlıklı olmak, koalisyon kurmak,

  191. hayal gücü, deneyler,
  192. cesaret --
  193. öngörülemeyen bir çağda,
  194. bunlar esnekliğin ve gücün
    muazzam kaynakları.
  195. Yeterli değiller
  196. ama bize adaptasyon,
    çeşitlilik ve buluş için
  197. sınırsız kapasite sağlıyorlar.
  198. Gelecek hakkında
    daha az bilgiye sahip oldukça
  199. insanlığın, dağınıklığın
    ve öngörülemeyen becerilerin
  200. bu muazzam kaynaklarına
    daha çok ihtiyacımız olacak.
  201. Ama bizim büyüyen
    teknoloji bağımlılığımızda,

  202. bu becerileri köreltiyoruz.
  203. Teknolojiyi, bizi bir karara
    ya da bir tercihe dürtmek için,
  204. birinin nasıl hissettiğini
    yorumlamak için
  205. veya konuşmamızda bize
    rehberlik etmesi için kullandıkça
  206. kendi yapabileceğimiz bir şeyi
    bir makineye yaptırıyoruz
  207. ve bu da pahalı bir pazarlık.
  208. Makinelerin bizim için düşünmesine
    daha fazla izin verdikçe,
  209. kendimiz için daha az düşünebiliriz.
  210. Fazlası --
  211. (Alkış)

  212. Doktorlar dijital tıbbi kayıtlara bakmakla
    daha fazla zaman harcadıkça

  213. hastalarına bakmakla
    daha az zaman harcıyorlar.
  214. Ebeveynlik uygulamalarını
    daha fazla kullandıkça
  215. çocuklarımızı daha az tanıyoruz.
  216. Sevmeyi öngördüğümüz ve planladığımız
    insanlarla zaman harcadıkça
  217. bizden farklı olanlarla
    daha az bağlantı kurabiliriz.
  218. Şefkate olan ihtiyacımız azaldıkça
    daha az şefkat görürüz.
  219. Bütün bu teknolojilerin yapmaya çalıştığı

  220. öngörülebilir gerçekliğin
    standartlaştırılmış modelini
  221. son derece şaşırtıcı dünyaya zorla sokmak.
  222. Geriye ne kalıyor?
  223. Ölçülemeyen herhangi bir şey --
  224. yani kısacası her şey.
  225. (Alkış)

  226. Teknolojiye olan ve gittikçe
    artan bağımlılığımız,

  227. bizi daha az yetenekli,
  228. gerçek dünyanın
  229. derin ve artan karmaşıklığına karşı
  230. daha zayıf olmaya itiyor.
  231. Karşılaşacağımızı bildiğimiz

  232. stres ve kargaşanın uç noktaları
    hakkında düşünüyordum,
  233. gidip iş yerleri varoluşsal krize girmiş,
  234. yok olmanın eşiğine gelmiş
  235. baş yöneticiler ile konuştum.
  236. Bunlar dürüst, kaldırması zor sohbetlerdi.
  237. Bir çoğunun hatırlayınca gözleri yaşardı.
  238. Ben de onlara şunu sordum:
  239. "Bunların üstesinden
    gelmenizi ne sağladı?"
  240. Hepsi tam olarak aynı cevabı verdi.

  241. "Benim devam etmemi sağlayan
  242. veri veya teknoloji değil,
  243. arkadaşlarım ve meslektaşlarım."
  244. Birisi ekledi,
    "İş ekonomisinin tam tersiydi."

  245. Sonra gittim ve bir grup genç

  246. ve yükselen yöneticiyle konuştum
  247. ve onlara işte arkadaşlarının
    kim olduğunu sordum.
  248. Sadece boş boş baktılar.
  249. "Vakit yok."

  250. "Çok meşguller"

  251. "Yeterli değil."

  252. Merak ettim, fırtına gelip çattığında

  253. onlara hayal gücünü, cesareti
  254. ve dayanma gücünü kim verecek?
  255. Size geleceği bildiğini
    söylemeye çalışan biri

  256. sadece ona sahip olmaya çalışıyordur,
  257. belirgin kaderin sahtesi.
  258. Daha zor ve derin gerçek şudur ki
  259. gelecek henüz keşfedilmemiştir
  260. ve oraya ulaşana kadar da
    haritasını çıkaramayız.
  261. Ama sorun değil,

  262. çünkü eğer kullanabilirsek
  263. hayal gücümüz çok geniş.
  264. Eğer uygularsak çok derin yaratıcılık
  265. ve keşfetme yeteneklerimiz var.
  266. Daha önce hiç görmediğimiz bir şeyleri
    icat edecek kadar cesuruz.
  267. Bu yetenekleri kaybediyoruz
  268. ve akıntıya kapılmış gidiyoruz.
  269. Ama yeteneklerinizi
    güçlendirin ve geliştirin,
  270. istediğimiz geleceği inşa edebiliriz.
  271. Teşekkür ederim.

  272. (Alkış)