YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Okumanın iyileştirici gücü

Okumak ve yazmak, bizi diğerlerine ve kendimize yakınlaştıran cesaret eylemleri olabilir. Yazar Michelle Kuo, Mississippi Delta'da öğrencilerine okuma becerilerini öğretmenin, yazılı kelimelerin bir köprü görevi gösteren gücünü ortaya nasıl çıkardığını ve bu gücün sınırlamalarını paylaşıyor.

Get Embed Code
35 Languages

Showing Revision 16 created 08/16/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Bugün, okumanın hayatlarımızı
    nasıl değiştirebildiği
  2. ve bu değişimin sınırları
    hakkında konuşmak istiyorum.
  3. Sizlerle, okumanın bize nasıl
    güçlü insan ilişkilerinin olduğu
  4. paylaşılabilir bir dünya verebildiğini
    konuşmak istiyorum.
  5. Aynı zamanda iletişimin her zaman
  6. taraflı olması hakkında
    konuşmak istiyorum.
  7. Okumak ne kadar yalnız,
  8. kendine özgü bir girişim.
  9. Hayatımı değiştiren yazar,

  10. ünlü Afro-Amerikan
    roman yazarı James Baldwin idi.
  11. 1980'lerde Batı Michigan'da büyürken
  12. sosyal değişimle ilgilenen
  13. çok fazla Asya kökenli
    Amerikan yazar yoktu.
  14. Sanırsam James Baldwin'e
    yakın hissetmemin nedeni,
  15. bu boşluğu doldurmanın
  16. ve ırk bakımından
    bilinçli hissetmenin bir yoluydu.
  17. Ama belki de kendimin
    Afro-Amerikan olmadığımı bildiğimden,
  18. onun sözleri tarafından suçlandığımı
  19. ve meydan okunduğunu hissettim.
  20. Özellikle şu kelimeler:
  21. "Bütün uygun tutumlara sahip olan
  22. fakat gerçek olmayan inançları olan
    liberaller var.
  23. Ne zaman önemli bir durum olsa
  24. ve bir şekilde onlardan
    durumu kurtarmalarını beklesen
  25. orada olmuyorlar."
  26. Orada olmuyorlar.

  27. Bu sözcükleri harfi harfine irdeledim.
  28. Kendimi nereye koymalıyım?
  29. Mississippi Delta'ya,
  30. Birleşik Devletler'in
    en fakir bölgelerinden birine gittim.
  31. Güçlü bir tarih tarafından
    şekillendirilmiş bir yer.
  32. 1960'larda Afro-Amerikalılar
  33. hayatlarını eğitim için,
  34. oy hakkı için riske atarak savaştılar.
  35. Bu değişimin bir parçası olmak için,
  36. gençlerin mezun olması
    ve üniversiteye gitmeleri için
  37. yardım etmek istedim.
  38. Mississippi Delta'ya ulaştığımda

  39. orası hâlen fakir,
  40. hâlen ırkçılığa maruz kalmış,
  41. hâlen ciddi bir değişime
    ihtiyacı olan bir yerdi.
  42. Yerleştiğim okulumun
  43. kütüphanesi ve rehber öğretmeni yoktu,
  44. fakat bir polis memuru vardı.

  45. Öğretmenlerin yarısı geçiciydi
  46. ve öğrenciler ne zaman kavgaya girişse
  47. okul onları
    yerel ilçe cezaevine gönderiyordu.
  48. Bu okul, Patrick ile tanıştığım okul.
  49. 15 yaşındaydı
  50. ve iki kez sınıfta kalmıştı;
    sekizinci sınıftı.
  51. Sessiz, içine dönüktü.
  52. Sanki sürekli derin düşünceler içindeydi.
  53. Başkalarının kavga edişini görmekten
    nefret ederdi.
  54. Bir keresinde,
    kavga eden iki kızın arasına atlayıp
  55. kendini yere düşürttüğünü görmüştüm.
  56. Patrick'in sadece bir sorunu vardı.
  57. Okula gelmezdi.
  58. Bazen okulun
    çok moral bozucu olduğunu söylerdi.
  59. Çünkü insanlar her zaman kavga ediyor
    ve öğretmenler istifa ediyorlardı.
  60. Aynı zamanda annesi iki işte çalışıyordu
  61. ve okula gitmesine
    ikna etmeye çalışmaktan yorulmuştu.
  62. Bu yüzden Patrick'i ikna etmeyi
  63. kendime iş olarak gördüm.
  64. Çılgın, 22 yaşımda
    ve inanılmaz iyimser olmamdan dolayı
  65. stratejim evine gitmek ve
  66. "Okula neden gelmiyorsun?" demekti.

  67. Bu strateji gerçekten işe yaradı.
  68. Okula her gün gelmeye başladı
  69. ve sınıfımda yıldızı parlamaya başladı.
  70. Şiir yazıyor, kitap okuyordu.
  71. Okula her gün geliyordu.
  72. O sıralarda
  73. Patrick'le nasıl iletişim kuracağımı
    çözdüğümde
  74. Harvard'da hukuk fakültesine girdim.
  75. Aynı soruyla tekrar yüzleştim.
  76. Kendimi nereye koymalıyım?
  77. Bedenimi nereye koymalıyım?
  78. Düşündüm ki Mississippi Delta
    parası olan insanların olduğu,
  79. insanların fırsatlarının olduğu
  80. ve bu insanların ayrıldığı bir yerdi.
  81. Geride kalanlar ise
  82. ayrılma şanslarının olmadığı insanlardı.
  83. Ayrılan bir insan olmak istemedim.

  84. Kalan bir insan olmak istedim.
  85. Diğer yandan yalnız ve yorgundum.
  86. Eğer prestijli bir hukuk derecesine
    sahip olursam
  87. daha büyük ölçekte
    daha fazla şey değiştirebileceğime
  88. kendimi ikna ettim.
  89. Bu yüzden ayrıldım.
  90. 3 yıl sonra,
  91. hukuk fakültesinden mezun olacağım sıralar
  92. bir arkadaşım beni aradı
  93. ve Patrick'in bir kavgaya karışıp
    birini öldürdüğünü söyledi.
  94. Yıkılmıştım.
  95. Bir yanım buna inanmadı,
  96. fakat bir yanım da
    doğru olduğunu biliyordu.
  97. Patrick'i görmeye gittim.
  98. Cezaevinde ziyaret ettim.
  99. Olanların doğru olduğunu söyledi.
  100. Birini öldürdüğünün
    doğru olduğunu söyledi.
  101. Daha fazla konuşmak istemedi.
  102. Okulda neler olduğunu sordum

  103. ve ben ayrıldıktan bir yıl sonra
    okulu bıraktığını söyledi.
  104. Sonra bana başka bir şey anlatmak istedi.
  105. Yere baktı
    ve küçük bir kızının olduğunu,
  106. henüz yeni doğduğunu söyledi.
  107. Onu yüzüstü bıraktığını
    hissettiğini söyledi.
  108. Bu kadardı.
  109. Konuşmamız acele ve garipti.
  110. Cezaevinden çıktığımda
    içimden bir ses dedi ki:
  111. "Geri dön.
  112. Eğer şimdi geri dönmezsen
    asla dönemeyeceksin."
  113. Hukuk fakültesinden mezun oldum
    ve geri döndüm.
  114. Patrick'i görmeye gittim,

  115. davasıyla ilgili yardım edebilir miyim
    diye düşündüm.
  116. Onu ikinci görüşümde,
  117. aklıma güzel bir fikir geldi
    ve dedim ki,
  118. "Patrick, kızına bir mektup yazmaya
    ne dersin?
  119. Böylece onu aklında tutabilirsin."
  120. Bir kalem ve bir parça kağıt verdim
  121. ve yazmaya başladı.
  122. Bana kağıdı geri uzattığında,
    kağıda baktığımda
  123. şok geçirdim.
  124. El yazısını tanıyamadım.
  125. Çok basit yazım hataları yapmıştı.
  126. Öğretmenlik zamanımdan
    şunu anımsadım;
  127. bir öğrenci çok kısa bir zamanda
  128. büyük ivme katedebilir.
  129. Fakat bir öğrencinin ciddi bir şekilde
    gerileyeceğini hiç düşünmedim.
  130. Beni daha çok üzen asıl şey ise
  131. kızına yazdığı şeyleri görmekti.
  132. Şöyle yazmıştı:
  133. "Hatalarım için özür dilerim,

  134. senin için orada olamadığımdan
    dolayı özür dilerim."
  135. Söyleme ihtiyacı duyduğu
    her şey bu kadardı.
  136. Kendime, özür dilemesi gerekmediği
    yönleriyle ilgili
  137. daha fazla şey yazmaya
    nasıl ikna edebileceğimi sordum.
  138. Kızıyla paylaşmaya değer bir şeye
  139. sahip olduğunu hissettirmek istedim.
  140. Önümüzdeki yedi ay boyunca her gün,

  141. onu ziyaret ettim ve kitaplar aldım.
  142. Çantam küçük bir kütüphaneye dönüşmüştü.
  143. James Baldwin'i,
  144. Walt Whitman,
  145. C.S. Lewis'i götürdüm.
  146. Ağaçlar, kuşlar hakkında
    rehber kitaplar getirdim.

  147. Nihayetinde favori kitabı ise sözlük oldu.
  148. Bazı günlerde,
  149. sessizlik içinde saatlerce oturur
    ve ikimiz de okurduk.
  150. Diğer günlerde,
  151. birlikte okurduk, şiir okurduk.
  152. Haiku okumayla başladık,
    yüzlerce haiku,

  153. aldatıcı basit bir başyapıt.
  154. "Benle en sevdiğin haikuyu paylaş,"
    derdim.
  155. Bazıları çok komikti.
  156. Örneğin Issa'dan:
  157. "Korkmayın örümcekler,
    evi rahat tutuyorum."
  158. Bir de şu:

  159. "Günün yarısı boyunca kestirdim,
    kimse beni cezalandırmadı!"
  160. Karın düştüğü ilk günlerle
    alakalı olan şu da bir harika:
  161. "Geyik, birbirlerinin üstünden
    ilk buzu yalıyordu."
  162. Bir şiirin nasıl göründüğüyle ilgili
  163. gizli ve muhteşem bir şey var.
  164. Boş bir alan, kelimelerin
    kendileri kadar önemli.
  165. W.S. Merwin'dan,
    eşini bahçede çalışırken görüp

  166. hayatlarının sonuna kadar
    birlikte yaşamaları gerektiğini
  167. anladıktan sonra yazdığı şu şiiri okuduk:
  168. "İstediğimiz zaman tekrar geleceğimizi
  169. ve bahar olacağını hayal etmeme izin ver
  170. Asla olduğumuzdan daha yaşlı olmayacağız
  171. Bitkin keder,
    sabahın kendine geldiği
  172. ilk bulut gibi yatışmış olacak."
  173. Patrick'e en sevdiği kısmı sordum
    ve dedi ki:
  174. "Asla olduğumuzdan
    daha yaşlı olmayacağız."
  175. Zamanın sadece durduğu bir yeri,
  176. zamanın daha fazla anlam ifade etmediği
    bir yeri hatırlattığını söyledi.
  177. Böyle bir yere sahip olup olmadığını,

  178. zamanın sonsuza kadar sürdüğü bir yeri
    olup olmadığını sordum.
  179. "Annemin yanı", dedi.
  180. Başkasının yanında bir şiiri okuduğunda
  181. şiirin anlamı değişir.
  182. Çünkü, anlamı o kişiye özgü
  183. ve size özgü olur.
  184. Daha sonra kitap okuduk, bir sürü kitap.

  185. Frederick Douglass'ın anı yazısını okuduk.
  186. Kendine okuma ve yazmayı öğreten
  187. ve edebi kültürü sayesinde
    özgürlüğüne kavuşan Amerikan bir esir.
  188. Frederick Douglass'ı
    bir kahraman olarak görerek
  189. ve bu hikayeyi bir yükselme
    ve umut olarak düşünerek büyüdüm.
  190. Fakat bu kitap Patrick'i
    bir panik haline soktu.
  191. Patrick, yılbaşı boyunca,
    ustaların esirlere cin verip
  192. onlara özgürlükle baş edemeyeceklerini
  193. nasıl kanıtladıkları ile ilgili
    hikâyeye takmıştı.
  194. Çünkü esirler
    otlaklarda tökezleyeceklerdi.
  195. Patrick kendi durumunu buna benzetti.

  196. Hapishanelerde içinde bulundukları durumu
    düşünmek istemeyen
  197. bir esirmiş gibi
    insanların olduğunu söyledi.
  198. Çünkü bu çok acı vericiydi.
  199. Geçmiş hakkında düşünmek çok acı verici,
  200. daha ne kadar yolumuz olduğunu düşünmek
    çok acı verici.
  201. En sevdiği satır şuydu:

  202. "Ne olursa olsun,
    düşünmeyi bırakmak!
  203. Bana işkence eden şey,
  204. içinde bulunduğum durumun
    bitmeyen düşüncesiydi."
  205. Patrick, Douglass'ın
    düşünmek ve yazmak için
  206. cesur olduğunu söyledi.
  207. Ama Patrick, paniğe kapılmasına rağmen
    okumaya devam etmesi ile
  208. bana göre Douglass'a ne kadar
    benzediğini bilemeyecekti.
  209. Benden önce okumayı bitirdi,
  210. hem de ışıksız,
    beton bir merdivende okurken.
  211. Daha sonra benim çok sevdiğim bir kitabı
    okumaya başladık:

  212. Marilynne Robinson'dan "Gilead".
  213. Bir babadan oğula,
    genişletilmiş bir mektup.
  214. Şu satırı çok sevdi:
  215. "Bu mektubu, sana hayatında ne yaptığını
    hiç merak ettin mi diye yazıyorum,
  216. sen bana Tanrı'nın bir lütfuydun,
  217. bir mucize, bir mucizeden daha fazlası."
  218. Bu dille ilgili bir şey,

  219. sevgisi,
  220. özlemi,
  221. sesi,
  222. Patrick'in yazma tutkusunu alevlendirdi.
  223. Defterler üstüne defterleri
  224. kızına yazdığı mektuplarla doldurdu.
  225. Bu güzel, karışık mektuplarda
  226. kızıyla birlikte Mississippi Gölü'ne
    kano yapmaya gittiğini hayal edebilirdi.
  227. Tertemiz suyu olan bir dağ nehri
    bulduklarını hayal edebilirdi.
  228. Patrick'i izlerken
  229. kendi kendime düşündüm,
  230. ve şimdi hepinize soruyorum;

  231. kaçınız, yüz üstü bıraktığınızı
    hissettiğiniz birine mektup yazdınız?
  232. Bu insanları aklınızdan çıkarabilmek
  233. çok daha kolay.
  234. Fakat Patrick her gün çıkageldi,
  235. kızıyla yüzleşti,
  236. kendini ona sorumlu hissetti,
  237. kelimesi kelimesine
  238. yoğun bir konsantrasyon ile.
  239. Kendimi, hayatımda,

  240. bu şekilde bir riske atmak istedim.
  241. Çünkü bu risk,
    birinin kalbinin gücünü gösteriyor.
  242. Biraz geri gelmeme
  243. ve rahatsız edici bir soru sormama
    izin verin.
  244. Patrick'in hikayesini anlatmak için
    bu hikayedeki rolüm ne?
  245. Bu acıyı yaşayan Patrick
  246. ve hayatında bir gün bile aç kalmamış ben.
  247. Bu soruyu kendi kendime çok düşündüm,
  248. demek istediğim şey bu hikâye
    sadece Patrick'le ilgili değil,
  249. bizimle ilgili,
  250. aramızdaki eşitsizlikle ilgili.
  251. Dünyada

  252. Patrick, ebeveyni,
    büyükannesi ve büyükbabası gibi
  253. engele maruz kalan pek çok insan var.
  254. Bu hikâyede, bu kısmı temsil ediyorum.
  255. Bu hikâyeyi anlatarak
    kendimi saklamak istemedim.
  256. Kendi gücümü saklamak istemedim.
  257. Bu hikâyeyi anlatarak
    bu gücü ortaya çıkarmak

  258. ve sormak istedim.
  259. Aramızdaki bu mesafeyi
    nasıl azaltabiliriz?
  260. Okumak, bu mesafeyi kapamak için bir yol.
  261. Okumak, birlikte paylaşabileceğimiz,
  262. eşit bir şekilde paylaşabileceğimiz
    bir evren veriyor.
  263. Patrick'e ne olduğunu
    şimdi merak ediyorsunuzdur.
  264. Okumak, hayatını kurtardı mı?
  265. Kurtardı ve kurtarmadı.
  266. Patrick hapisten çıktığında

  267. macerası eziyetliydi.
  268. İşverenler, sicilinden dolayı
    onu geri çevirdi.
  269. Kalp rahatsızlığı ve diyabeti nedeniyle
  270. annesi, en yakın arkadaşı,
    43 yaşında hayatını kaybetti.
  271. Evsizdi, açtı.
  272. İnsanlar, okumayla ilgili bana
    çok abartılı gelen şeyler söylüyordu.

  273. Okuryazar olması, onun
    ayrımcılığa maruz kalmasını engellemedi.
  274. Annesini ölmekten kurtarmadı.
  275. Peki okumak ne yapabilir?
  276. Bugünü bitirmek için birkaç cevabım var.
  277. Okumak, onun iç hayatını

  278. gizemle, hayalle,
  279. güzellikle doldurdu.
  280. Okumak, ona haz veren görüntüler verdi:
  281. dağ,
  282. okyanus,
  283. geyik,
  284. buz.
  285. Özgür, doğal bir dünyanın tadında
    kelimeler verdi.
  286. Kaybettiği şeylerle ilgili bir dil verdi.
  287. Şair Derek Walcott'tan şu satırlar
    ne kadar da değerli.
  288. Patrick bu şiiri hatırladı.
  289. "Alıkonulduğum günler,
  290. kaybettiğim günler,
  291. kız çocuklar gibi, sığmayan günler,
  292. benim sığınan kollarım."
  293. Okumak, ona kendi cesaretini öğretti.

  294. Acı verici olmasına rağmen
  295. Frederick Douglass'ı okumaya
    devam ettiğini hatırlayın.
  296. Bilinçli olmak acı vermesine rağmen
    bilinçli olmaya devam etti.
  297. Okumak, düşünmenin bir şekli.
  298. Bu yüzden okumak zordur
    çünkü düşünmek zorunda kalırız.
  299. Patrick, düşünmeyi,
    düşünmemeye tercih etti.
  300. Son olarak, okumak,
    kızıyla konuşabileceği bir dil verdi.
  301. Okumak, onu yazmaya teşvik etti.
  302. Okumak ve yazmak arasındaki ilişki
    çok güçlü.

  303. Okumaya başladığımızda
  304. kelimeleri bulmaya başlarız.
  305. Patrick, kızıyla birlikte olduğunu
    düşünebildiği kelimeleri buldu.
  306. Kızını ne kadar çok sevdiğini anlatan
  307. kelimeleri buldu.
  308. Okumak aynı zamanda
    aramızdaki ilişkiyi değiştirdi.

  309. Kendi bakışımızın ötesini
    görmemizi sağlayan
  310. samimiyete fırsat verdi.
  311. Okumak, eşit olmayan bir ilişkiyi aldı
  312. ve bize anlık bir eşitlik sağladı.
  313. Bir kişiyle bir okur
    olarak tanıştığınızda,
  314. onunla ilk kez tanışırsınız,
  315. tamamen yeni, tamamen hayat dolu.

  316. Onun en sevdiği satırın
    ne olacağını asla bilemezsiniz.
  317. Hangi anıları ve kederleri olduğunu
    bilemezsiniz.
  318. İç hayatıyla ilgili
    en yüksek gizliliğiyle yüzleşirsiniz.
  319. Daha sonra merak edersiniz:
    "Benim iç hayatım neden meydana gelmiş?
  320. Başka birisiyle paylaşmaya değer
    neyim var?"
  321. Patrick'in kızına yazdığı mektuplardan

  322. en sevdiğim satırlarla kapatmak istiyorum.
  323. "Göl bazı yerlerde karanlık,
  324. ama ışık,
    ağaçların çatlaklarından parlıyor.
  325. pek çok dutun asılı olduğu
    bazı dallarda.

  326. Birazını alabilmek için
    kolunu dümdüz uzatırsın."

  327. Ve yazmış olduğu bu güzel mektupta:
  328. "Gözlerini kapat
    ve kelimelerin sesini dinle
  329. bu şiiri ezbere biliyorum
  330. ve senin de bilmeni istiyorum."
  331. Herkese teşekkür ederim.

  332. (Alkış)