Turkish subtitles

← Hemşirelere bir övgü

Get Embed Code
28 Languages

Showing Revision 32 created 05/28/2017 by Eren Gokce.

  1. Bir hasta olarak,
  2. doktorların adını çoğu zaman hatırlar
  3. fakat hemşirelerin adını genelde unuturuz.
  4. Ben birini hatırlıyorum.
  5. Birkaç yıl önce
    göğüs kanserine yakalandım.
  6. Bir şekilde operasyonları atlattım
  7. ve tedavinin başlangıcı gayet iyiydi.
  8. Hastalığımı saklayabiliyordum.
  9. Herkesin bilmesi de şart değildi.
  10. Kızımı okuluna bırakabiliyordum.
  11. Kocamla yemeğe çıkabiliyordum;
  12. insanları kandırabiliyordum.
  13. Ama daha sonra kemoterapi
    programım başlayacaktı
  14. ve bu beni dehşete düşürüyordu,
  15. çünkü alacağım kemoterapi nedeniyle
  16. bütün saçlarımın döküleceğini biliyordum.
  17. Artık kimseye,
    sanki her şey normalmiş gibi
  18. rol yapamayacaktım.
  19. Çok korkuyordum.

  20. Herkes bana kristal vazo gibi davranacaktı
    ve nasıl olduğunu biliyordum
  21. ama ben normal hissetmek istiyordum.
  22. Göğsüme bir port katater takıldı.
  23. İlk kemoterapi seansına gittim
  24. ve duygusal olarak harap hâldeydim.
  25. Kapıdan hemşirem Joanne girdi,
  26. vücudumdaki bütün hücreler
    kalk şu sandalyeden ve
  27. tepelere doğru koş diyordu.
  28. Joanne bana baktı ve sanki
    eski bir dostmuş gibi konuştu.
  29. Sonra şu soruyu sordu;
  30. "Bu röfleyi nerede yaptırdın?"
  31. (Kahkahalar)

  32. Ne yani, benimle dalga mı geçiyordu?

  33. Zaten bütün saçlarımı kaybetmek
    üzereydim, bu sorulacak şey miydi?
  34. Kızdım biraz
  35. ve "Ciddi misin sen? Saç mı?" dedim.
  36. Omzunu silkti ve şöyle dedi;
  37. "Tekrar çıkarlar"
  38. O an söylediği bu şey
    benim atladığım şeydi;
  39. nasılsa bir noktada, hayatım
    tekrar normale dönecekti.
  40. Buna samimiyetle inanıyordu
  41. ve bu yüzden ben de inandım.
  42. Kanserle savaşırken
    saçlarını kaybetmekten korkmak

  43. başlangıçta aptalca görünebilir
  44. ama bu sadece dış görünüşten
    kaygı duymakla ilgili değildir.
  45. Seni endişelendiren şey; herkesin
    sana çok dikkatli davranacağıdır.
  46. Altı aydır bana kendimi ilk kez,
    Joanne normal hissettirmişti.
  47. Sevgilileri hakkında konuştuk.
  48. New York'ta bir daire bulmaktan konuştuk
  49. ve benim kemoterapiye
    vereceğim tepkiyi konuştuk,
  50. yani, bir dereden bir tepeden konuştuk.
  51. Ama hep merak ettim
  52. benimle bu şekilde konuşacağını
    nasıl sezmişti?
  53. Joanne Staha ve ona olan hayranlığım

  54. benim hemşireler dünyasına
    seyahatimi başlatan şeydir.
  55. Birkaç yıl sonra benden
    hemşirelerin yaptığı işi
  56. takdir edecek bir proje istendiğinde
  57. işe Joanne ile başladım
  58. ve bütün ülkede 100'den fazla
    hemşire ile buluştum.
  59. Bir belgesel film ve kitap için
    beş yıl boyunca hemşirelerle
  60. görüşmeler yaptım ve fotoğraflar çektim.
  61. Takımımla birlikte
  62. bütün Amerika'da, yaşlanma, savaş
    yoksulluk, cezaevleri gibi nedenlerle
  63. ülkemizin karşılaştığı en ciddi
    halk sağlığı sorunları yaşanan yerlere
  64. yolculuklar planladık.
  65. Sonra bu sorunlarla
  66. mücadele eden hastaların
    en çok yoğunlaştığı
  67. bölgelere gittik.
  68. Sonra hastanelerden hemşireleri
    en iyi temsil edecek kişileri
  69. bize önermelerini istedik.
  70. İlk görüştüğüm hemşirelerden
    biri Bridget Kumbella idi.

  71. Bridget, Kamerun'da doğmuş
  72. dört çocuğun en büyüğü imiş.
  73. Dördüncü kattan düşüp
    beli ciddi bir şekilde yaralandığında
  74. babası işteymiş.
  75. Bana sırtüstü dümdüz yatarken,
    ihtiyacın olan bakımı almamanın
  76. nasıl bir şey olduğunu
    uzun uzun anlattı.
  77. Bu Bridget'i ateşlemiş ve böylece
    hemşirelik mesleğine girmiş.
  78. Şimdi Bronx'ta bir hemşire
  79. ve hayatın bütün katmanlarından,
    bütün dinlerden
  80. çok çeşitli bir
  81. hasta grubuyla ilgileniyor.
  82. Bütün kariyerini, sağlık konusunda
  83. kültürel farklılıkları anlamanın
    önemine adamış.
  84. Bir hastasını anlattı;
  85. adam Amerikan Kızılderilisi imiş
  86. ve Yoğun Bakıma birkaç
    tüy getirmek istemiş;
  87. ruhu bu şekilde ferahlayabilirmiş.
  88. Bridget onların haklarını savunuyor.
  89. Hastaların bütün dinlerden geldiğini
  90. ve birbirinden farklı ferahlama
    objeleri olduğunu söylüyor,
  91. bu bazen mukaddes bir tesbih,
    bazen sembolik bir tüy olabilir
  92. ve hepsi desteklenmelidir.
  93. Bu Jason Short.

  94. Jason, Apalaş Dağları'nda çalışan,
    evde bakım yapan bir hemşire.
  95. Çocukluğunda babasının bir benzin
    istasyonu ve tamirhanesi varmış.
  96. Kasabada tamirhanede çalışırmış,
    şimdi ise aynı yerde hemşire.
  97. Jason kolejde okurken
  98. bir hemşire olmak, pek de
    maço bir iş sayılmıyormuş,
  99. bu nedenle, bundan yıllarca kaçmış .
  100. Bir süre kamyon şoförlüğü yapmış.
  101. Ama hayat onu
    hep hemşireliğe geri çekmiş.
  102. Apalaş Dağları'nda hemşirelik yapan Jason
  103. bir ambulansın bile ulaşamadığı
    yerlere gidiyor.
  104. Bu fotoğrafta gördüğünüz gibi;
    eskiden yol olan bir yerde duruyor.
  105. Dağın tepesindeki madenin
    yığıntısı yolu kapatmış.
  106. Şimdi Jason'un madenci ciğeri
    hastalığı olan ve bu evlerde
  107. yaşayan insanlara tek ulaşma yolu
  108. jipini o dereye, akıntı yukarı sürmek.
  109. Onunla gezdiğim gün
    arabanın ön çamurluğunu parçaladık.
  110. Sabah olunca kalktı,
    arabayı askıya aldı,
  111. çamurluğu tamir etti
  112. ve sıradaki hastasına doğru
    yola koyuldu.
  113. Jason'u bu beyefendiyle
    ilgilenirken izledim,
  114. derin bir şefkat gösteriyordu
  115. ve hemşirelik işinin bu denli bir
    yakınlık işi olması beni yine çarptı.
  116. Brian McMillon ile tanıştığımda toydu.

  117. Bir askeri intikalden yeni dönmüştü
  118. ve San Diego'daki hayata
    hâlâ adapte olamamıştı.
  119. Almanya'da edindiği hemşirelik
    deneyimlerinden bahsediyordu.
  120. Doğrudan çatışma alanından gelen
    askerlerle ilgileniyormuş.
  121. Hastanede gözünü açan askerlerin
    gördüğü ilk kişi
  122. genelde kendisi olurmuş.
  123. Kolları veya bacakları
    kesik hâlde yatarken, askerlerin
  124. ona bakıp
  125. sordukları ilk şey şu olurmuş:
  126. "Ne zaman geri giderim?
    Kardeşlerimi orada bıraktım"
  127. Brian da mecburen şu cevabı verirmiş;
  128. "Kardeş bir yere gitmiyorsun,
  129. sen vereceğini verdin zaten "
  130. Brian hem bir hemşire,
    hem de çatışma görmüş bir asker.
  131. O nedenle bakımı altındaki gazilerle
  132. iletişim kurma ve iyileşmelerine
    yardım etmede benzersiz biri.
  133. Bu Hemşire Stephen,

  134. Wisconsin'de, Villa Loretto
    adında bir bakımevi işletiyor
  135. ve onun çatısı altında, yaşamın
    bütün döngüsünü görebilirsiniz.
  136. Çocukluğunda bir çiftlikte
    yaşamayı hayal edermiş,
  137. bu yüzden kendine çiftlik
    hayvanları verildiğinde
  138. onları hevesle kabul ediyor.
  139. Baharda bu hayvanlar yavruluyor
  140. ve Hemşire Stephen bu ördek
    yavrularını, oğlakları ve kuzuları
  141. Villa Loretto'da kalanlar için
    hayvan terapisinde kullanıyor.
  142. Bazıları kendi isimlerini bile unutmuş
  143. ama bir kuzuyu severken neşeleniyorlar.
  144. Hemşire Stephen'la geçirdiğim gün
  145. öyküsünün bir kısmını filme almak için
    onu Villa Loretto'dan uzağa
  146. götürmem gerekiyordu.
  147. Biz çıkmadan önce
  148. ölmek üzere olan
    bir hastanın odasına gitti
  149. ve eğilip şunu söyledi;
  150. "Bir günlüğüne uzakta olacağım,
  151. ama eğer Tanrı seni çağırırsa,
  152. sen git.
  153. Dosdoğru onun yanına git"
  154. Kenarda dikilip şunu düşündüm:
  155. "Bazen birini gerçekten sevdiğini
  156. göstermenin tek yolu;
    onun gitmesine izin vermektir.
  157. Buna hayatımda ilk kez şahit olmuştum.
  158. Bu kadar sıkı sarılmak zorunda değiliz.
  159. Başka yerde, başka zamanda
    görmediğim sayıda çok ömrün
  160. son demlerine
    Villa Loretto'da şahit oldum.
  161. Konu kendi sağlık sorunumuz olunca
    karmaşık zamanlar yaşıyoruz.

  162. Yaşamın sadece nicelikli değil,
    nitelikli de olması gerektiğini
  163. kolay gözden kaçırıyoruz.
  164. Hayat kurtaran yeni
    teknolojiler geliştikçe
  165. gerçekten zor kararlar
    vermek zorunda kalacağız.
  166. Bu teknolojiler genelde hayat kurtarıyor
  167. ama aynı zamanda ızdırabı
    ve ölüm sürecini uzatıyor.
  168. Bu dalgalı denizde
    rotamızı nasıl bulacağız?
  169. Bütün herkesin yardımına ihtiyacımız var.
  170. Yatağımızın baş ucunda
    bekleyen hemşirelerin
  171. bizimle müstesna bir ilişkisi var.
  172. Bu bekleme sırasında
  173. bir tür duygusal yakınlık gelişiyor.
  174. Geçen yaz, 9 Ağustos'ta,

  175. babam kalp krizinden öldü.
  176. Annem perişan olmuştu
  177. ve babamın olmadığı bir dünyada
    kendini hayal edemiyordu.
  178. Dört gün sonra düştü
  179. ve kalça kemiği kırıldı.
  180. Ameliyat olması gerekmişti
  181. ve hayatta kalmak için savaşıyordu.
  182. Kendimi bir kez daha
  183. hemşirelerden bakım alan tarafta buldum.
  184. Bu kez annem içindi.
  185. Sonraki üç gün boyunca,
    ben, kız kardeşim
  186. ve erkek kardeşim yanında,
    Yoğun Bakımda kaldık.
  187. Doğru kararları vermeye ve annemizin
  188. dileğini yerine getirmeye çalışırken
  189. kendimizi hemşirelerin rehberliğine
    muhtaç hâlde bulduk.
  190. Ve bir kez daha,
  191. bizi hayal kırıklığına uğratmadılar.
  192. Anneme ömrünün son dört
    gününde nasıl bakılacağı konusunda
  193. hayranlık veren bir anlayışları vardı.
  194. Onu rahat ettirdiler
    ve ağrılarını dindirdiler.
  195. Beni ve kız kardeşimi ona güzel bir
    gecelik giydirme konusunda ikna ettiler,
  196. annem için artık fark etmiyordu
  197. ama bizim için çok anlamı vardı.
  198. Ve annem son nefesini verirken
    tam zamanında gelip uyandırdılar
  199. ve annem öldükten sonra, bizi ne kadar
  200. odada bırakacaklarını da biliyorlardı.
  201. Bütün bunları nasıl biliyorlar,
    hiç fikrim yok

  202. ama şunu iyi biliyorum,
    bana bir kez daha rehberlik ettiler
  203. ve onlara sonsuza kadar minnettrım.
  204. Çok, çok teşekkürler.

  205. (Alkışlar)