Turkish subtitles

← Kansere karşı savaşı kazanmaya başlayabiliriz

Get Embed Code
28 Languages

Showing Revision 45 created 12/14/2016 by Eren Gokce.

  1. "Kansere karşı savaş ilan ediyoruz
  2. ve bu savaşı 2015'te yeneceğiniz."
  3. ABD kongresinin ve Ulusal Kanser
    Enstitüsü'nün birkaç yıl önce,

  4. 2003'te beyan ettiğidir bu.
  5. Şimdi, sizi bilmem ama
    ben inanmıyorum.
  6. Bu savaşı tümüyle
  7. yendiğimize inanmıyorum henüz
  8. ve bence buradaki herhangi
    biri bundan şüphe etmez.
  9. Şimdi, kansere karşı bu savaşı neden
    yenemediğimiz
  10. ile ilgili ana sebep üzerine tartışalım,
  11. çünkü gözü kapalı olarak savaşıyoruz.
  12. Yakın bir arkadaşım hakkında bir
    kıssayı paylaşarak başlayacağım.

  13. İsmi Ehud
  14. ve birkaç yıl önce Ehud'a
    beyin kanseri teşhisi kondu.
  15. Ve herhangi bir beyin kanseriyle değil;
  16. beyin kanserinin en
    ölümcül türlerinden biriyle.
  17. Hatta o kadar ölümcüldü ki
  18. doktorlar 12 ayının
    kaldığını söylediler
  19. ve bu 12 ay boyunca bir
    tedavi bulmak zorundaydılar.
  20. Bir tedavi bulmalıydılar
  21. ve eğer bulunamazsa, ölecekti.
  22. İyi haber ise;

  23. seçmek için bir sürü farklı
    tedavi yöntemi vardı
  24. ancak kötü haber ise
  25. o tedavinin işleyip işlemediğini söylemek,
  26. 3 aylarını falan alıyordu.
  27. Bu yüzden birçok şeyi deneyemediler.
  28. Ehud ilk tedavisindeydi

  29. ve bu ilk tedavi süresince,
    tedavinin daha ilk günlerinde
  30. onunla buluştum ve bana:
    "Adam, bence oluyor.
  31. Bence şansımız açıldı.
    Bir şeyler oluyor." dedi.
  32. Ve ona: "Gerçekten mi?
    Nasıl anladın Ehud?"

  33. ve o da: "Şey, iyi hissetmiyorum.

  34. Bir şeyler iyileştiriyor olmalı.
  35. Olmak zorunda." dedi.
  36. Maalesef üç ay sonra,
    işe yaramadığı haberini aldık.

  37. Ve Ehud ikinci tedavisine başladı.
  38. Ve tekrar aynı hikâye.
  39. "Çok kötü hissediyorum, bir şeyler
    çalışıyor olmalı."
  40. Ve üç ay sonra tekrardan
    kötü haberleri aldık.
  41. Ehud 3. tedavisine, ardından da
    4. tedavisine girdi.
  42. Ve sonra, öngörüldüğü gibi,
    Ehud öldü.
  43. Size gerçekten yakın birisi bu

  44. gibi büyük bir mücadeleye girdiğinde
  45. duygu yoğunluğu oluyor.
  46. Aklınızdan birçok şey geçiyor.
  47. Bende ise daha çok öfkeydi.
  48. Daha çok, elimizden gelenin en
  49. iyisi nasıl bu olabilir
    kısmına sinirlendim.
  50. Ve daha çok araştırmaya başladım.
  51. Ve meğer Ehud'a doktorların
    yapabildiğinin en iyisi bu değilmiş.
  52. Beyin kanseri hastalarına
  53. doktorların sunabileceğinin
    en iyisi sadece bu değilmiş.
  54. Aslında kanserde o kadar da
    iyi değilmişiz.
  55. O istatistiklerden bir tanesini seçtim,

  56. bazılarınızın önceden gördüğüne de eminim.
  57. Bize kanserden kaç hastanın
    öldüğünü gösterecek,
  58. bu vaka da ise ABD'deki kadınlar var
  59. 1930'dan itibaren.
  60. Birçok şeyin değişmediğini
    fark edeceksiniz.
  61. Hâlâ büyük bir sorun.
  62. Gerçi birkaç değişiklik de göreceksiniz.
  63. Örneğin; akciğer kanserinin
  64. artışta olduğunu göreceksiniz.
  65. Teşekkürler sigara.
  66. Örneğin; bir zamanların en
    öldürücülerinden olan
  67. mide kanserinin ise öncelikli olarak
  68. elendiğini göreceksiniz.
  69. Peki neden? Bu arada, bilen var mı?
  70. Neden artık insanoğlu mide
    kanserinden muzdarip değil?
  71. Dünyamıza gelen ve insanlığı mide
    kanserinden kurtaran
  72. o büyük, büyük tıbbi teknolojik
    atılım neydi?
  73. Daha iyi bir ilaç mı
    yoksa daha iyi bir tanı mıydı?
  74. Haklısınız, evet.
  75. Buzdolabının icadı ve
  76. artık bozulmuş etler yemiyor olmamız.
  77. Yani, şimdiye kadar kanser
    araştırmasındaki tıbbi
  78. alanda başımıza gelen en iyi şey
  79. buzdolabının icat edilmesi.
  80. (Gülüşmeler)

  81. Ve evet, farkındayım.

  82. Çok da iyi değiliz burada.
  83. Kanser araştırmasında yapılanları
  84. ve süreci küçümsemek istemiyorum.
  85. Bakın, kanser hakkında keşfedilen
    başlıca şeyleri bize
  86. öğreten neredeyse 50'den fazla yıl var.
  87. Ama tüm bunlar,
  88. önümüzde kaldıracak daha çok
    yük olduğunu söyledi.
  89. Yeniden, savunmaya çalıştığım
    birincil sebep neden konunun

  90. bu olduğu, neden daha iyi yapmadığımız,
  91. çünkü gözü kapalı savaşıyoruz.
  92. Ve tıbbi görüntüleme burada
    devreye giriyor.
  93. Burada benim çalışmam geliyor.
  94. Ve bugünlerde beyin kanseri
    hastalarına sağlanan en iyi

  95. tıbbi görüntüleme hakkında
    bir fikir vermek için
  96. ya da aslında tüm kanser hastaları için
  97. PET taramasına bir bakın.
  98. Hadi görelim. İşte!
  99. Bu bir PET/CT taraması

  100. ve bu PET/CT taramasında,
  101. CT taraması size kemiklerin
    nerede olduğunu ve
  102. PET taraması ise tümörlerin
    nerede olduğunu gösterecektir.
  103. Şimdi, burada göreceğiniz
  104. temelde vücudun dışına "Hey, buradayım."
  105. diye sinyal gönderen
  106. küçük bir parça eklemiş
  107. olan şeker molekülüdür.
  108. Ve o şeker molekülleri bu hastalara
    milyarlar tarafından enjekte olur
  109. ve tüm vücutta şekere aç
  110. hücreler ararlar.
  111. Örnek olarak kalbin burada
    parladığını görebilirsiniz.
  112. Çünkü kalbin şekere çok ihtiyacı vardır.
  113. Yine mesanenin de parladığını
    görebilirsiniz.
  114. Bunun sebebi ise mesanenin
    vücuttan şekeri
  115. temizleyen olmasıdır.
  116. Ve sonra birkaç farklı etkin nokta daha
  117. göreceksiniz, çünkü bunlar tümör.
  118. Bu gerçekten harika bir teknoloji.

  119. İlk kez bize birinin vücuduna
    hücrelerin her birini alıp
  120. mikroskobun altına koymadan
  121. inceleme fırsatı sundu
  122. ancak müdahalesiz bir şekilde
    birinin vücuduna bakıp
  123. "Hey, kanser metastaz yapmış mı?
  124. Nerede?" diye sorabildik.
  125. Ve PET taramaları açıkça
    etkin noktaların, tümörün
  126. nerede olduğunu gösteriyor.
  127. Ne kadar mucizevi görünürse görünsün,

  128. ne yazık ki o kadar da müthiş değil.
  129. Şuradaki ufak küçük
    etkin noktaları görüyorsunuz.
  130. Tümörlerin herhangi birinde kaç
  131. tane kanserli hücre var
    tahmin edebilir misiniz?
  132. 100 milyon civarında kanserli hücre var
  133. ve sayının anlaşıldığına emin olalım.
  134. Resimde gördüğünüz her bir küçük
  135. sinyalin saptanabilmesi için
  136. içlerinde en azından 100 milyon
  137. kanserli hücre olması gerekir.
  138. Eğer sayı size büyük gibi geldiyse,
  139. büyüktür.
  140. Hatta inanılmaz derecede
    büyük sayılar,
  141. çünkü bir şeyler yapılabilecek
    kadar erken yakalamak,
  142. üzerinde çalışabilmek için,
    mantıklı bir şeyler yapabilmek için
  143. tümörleri binlerce hücre
    boyutundayken yakalamamız lazım
  144. ve ideal olarak sadece
    avuç kadar hücre boyutunda.
  145. Yani oldukça uzaktayız bundan.
  146. Bu yüzden küçük bir deney yapalım.

  147. Beyin cerrahı olduğunuzu hayal edip
  148. oynamanızı istiyorum.
  149. Ameliyathanedesiniz,
  150. önünüzde bir hasta var
  151. ve göreviniz; tümörün tamamen
    alındığından emin olmak.
  152. Hastaya bakıyorsunuz
  153. deri ve kafatası çoktan kesilmiş
  154. yani beyne bakıyorsunuz.
  155. Bu hasta hakkında bilmeniz gereken,
  156. beyninin sağ frontal lobunda
  157. golf topu boyutlarında bir tümör olduğu.
  158. Ve aşağı yukarı öyle.
  159. Yani aşağı bakıyorsun ve maalesef
    her şey aynı görünüyor,
  160. çünkü beyin kanseri dokusuyla
    sağlıklı beyin dokusu
  161. tam olarak aynı görünüyor.
  162. Bu yüzden baş parmağınla gidiyor
  163. ve beyne biraz bastırmaya başlıyorsun,
  164. çünkü tümörler bir miktar
    daha sert ve gergin olma
  165. eğilimindedir ve biraz bu
    şekilde girip şöyle dersiniz:
  166. "Görünüşe göre tümör tam olarak burada."
  167. Ardından bıçağını çıkarır,
    tümörü parça parça
  168. kesmeye başlarsın.
  169. Ve tömürü çıkarırken
  170. şöyle düşündüğün bir aşamaya gelirsin:
  171. "Tamam, hallettim.
    Her şeyi çıkardım."
  172. ve bu noktada
  173. -- şimdiye kadar hepsi
    kulağa oldukça çılgınca geldi--
  174. hayatının şimdiye kadarki en iddialı
    kararıyla yüzleşmek üzeresin.
  175. Çünkü şimdi acaba burada durup
  176. hastayı geride göremediğim
    kanserli hücre
  177. kalma riskiyle göndermeli miyim
  178. ya da genelde bir inç falan
  179. gibi tümörün etrafından kesin
    olarak her şeyi
  180. aldığıma emin olmak için birkaç
  181. ilave alan daha mı almalıyım ?
  182. Yani basit bir karar değil

  183. ve ne yazık ki hasta bakarken
  184. beyin cerrahlarının her gün almak
  185. zorunda oldukları bir karar.
  186. Laboratuvardaki birkaç arkadaşımla
    sohbet ettiğimizi

  187. hatırlıyorum ve
    "Daha iyi bir yolu olmalı." dedik.
  188. Ama bu sadece bir arkadaşa
    daha iyi bir yolu olmak demek gibi değil.
  189. Daha iyi bir yolu olmak zorunda.
  190. İnanılmaz bir şey.
  191. Ve bu yüzden geriye döndük.

  192. Size bahsettiğim PET taramalarını,
    şekeri falan hatırlayın.
  193. Dedik ki; şeker moleküllerini
    kullanmak yerine
  194. altından yapılmış ufacık
    tanecikleri alalım
  195. ve etraflarındaki ilginç kimya
    ile onları programlayalım.
  196. Kanser hücrelerini aramak için
    programlayalım.
  197. Ve daha sonra bu altın tanecikleri
  198. tekrar hastalara enjekte ediyoruz
  199. ve tüm vücuda dağıtıyoruz,
  200. gizli ajanlar gibi ve
  201. vücudumuzdaki her hücreye gidip
  202. kapısını çalarak şöyle sorarsa;
  203. "Sağlıklı mı yoksa
    kanserli bir hücre misin?
  204. Sağlık bir hücreysen, devam ediyoruz.
  205. Kanserli bir hücreysen,
    yapışıp parlıyoruz ve
  206. "Bana bakın, buradayım"
    diyoruz.
  207. Ve laboratuvarda
    geliştirdiğimiz bazı ilginç
  208. kameralar ile yapacaklar.
  209. Ve bir kez gördüğümüzde
    belki de beyin cerrahlarını yalnız
  210. tümörü almalarını ve sağlıklı
    kısmı bırakmaları için yönlendirebiliriz.
  211. Test ettik ve gayet iyi çalıştı.
  212. Şimdi size bir örnek göstereceğim.

  213. Burada gördüğümüz
  214. bir fareye ait beyin resmi
  215. ve bu farenin beynine küçük bir
  216. tümör yerleştirdik.
  217. Bu tümör farenin beyninde büyüyor
  218. ve sonra onu doktora götürdük ve
  219. fareyi bir hastaymışcasına
    ameliyat etmesini
  220. ve tömörü parça parça
    almasını istedik.
  221. Ve bunu yaparken altın
  222. taneciklerin nerede olduğunu
    görmek için resimler alacağız.
  223. Yani ilk önce bu altın
  224. taneciklerini fareye enjekte
    etmeyle başlıyoruz
  225. ve tam şurada, sol alttaki
  226. resimde göreceğimiz
  227. altın tanecikler yerini gösteren resim.
  228. Güzel olan ise bu altın tanecikler
  229. gerçekten de tümöre kadar gidip
  230. parlayarak bize; "Hey, buradayız.
    İşte tümör." diyorlar.
  231. Artık tümörü görebiliyoruz

  232. ancak henüz doktora
    bunu göstermiyoruz.
  233. Doktordan artık
    tümörü almaya başlamasını istiyoruz
  234. ve burada gördüğünüz gibi
    doktor tümörün dörtte birini aldı
  235. ve dörtte birini artık yok.
  236. Ardından doktor ikinci
    çeyreği aldı ve üçüncüyü,
  237. hatta görünen o ki hepsini de.
  238. Ve bu aşamada, doktor gelip bize;
  239. "Tamam, hallettim.
    Ne yapmamı istiyorsunuz?
  240. Olduğu gibi bırakayım mı
  241. ya da etrafından fazladan
    alayım mı?" dedi ve
  242. biz de; "Tamam, bekle." dedik.

  243. Doktora;
    "Şu iki noktayı kaçırmışsın,
  244. çevresinden fazlaca almak yerine
  245. sadece şu küçük alanları al.
  246. Aldıktan sonra tekrar bakalım." dedik.
  247. Doktor aldı ve vay canına

  248. kanser artık tamamen gitmişti.
  249. Önemli olan
  250. kişinin ya da farenin
  251. beyninden kanserin tamamen
  252. gitmesi değil.
  253. En önemlisi
  254. bu süreçte beynin sağlıklı
    kısmınında çoğunu
  255. almamış olmamız.
  256. Artık doktorların ve cerrahların, tümörü
  257. alırken gerçekten ne aldıklarını
    bilerek operasyon yaptıkları
  258. bir dünya hayal edebiliriz ve artık
  259. baş parmaklarıyla tahmin
    etmek zorunda değiller.
  260. Kalan o küçük tümörleri almak
    bizim için şu yüzden önemli;

  261. o kalan tümörler bir
    avuç kadar bile olsa
  262. tümörü tekrar büyütecek,
  263. tümör geri gelecektir.
  264. Hatta beyin ameliyatlarının %80-%90
  265. oranında başarısız olmasının sebebi
  266. pozitif olan o ilave alanların
    kalmasındandır,
  267. o kalan küçük tümör alanları.
  268. Bu gerçekten iyi

  269. ama sizinle asıl paylaşmak istediğim
    buradan nereye yol alacağımız.
  270. Stanford'daki laboratuvarımda
  271. öğrencilerim ve ben, şu an
    neye çalışmamız gerektiğini soruyoruz.
  272. Ve tıbbi görüntüleme
    insan vücudunun içine bakıp
  273. bu hücrelerin herbirine ayrı ayrı
  274. gerçekten bakabilme noktasına
    doğru ilerliyor.
  275. Bu tarz bir yetenek bize
  276. süreçte, çok çok daha önce,
    içinde 100 milyon hücre olmasından
  277. önce tümörleri alabilir ve bu konuda
    bir şeyler yapabiliriz.
  278. Her bir hücreyi görebilmemizi

  279. sağlayacak yetenek, aynı zamanda mantıklı
  280. sorular sormamızı da sağlayacaktır.
  281. Laboratuvarda öyle bir
    noktaya geliyoruz ki;
  282. kanser hücrelerine gerçek sorular
    sormaya başlayabiliriz,
  283. örneğin; uyguladığımız tedaviye
    karşılık veriyor musun gibi.
  284. Eğer karşılık vermiyorsan,
    hemen tedaviyi durdururuz
  285. tedavide günler içinde, 3 ay da değil.
  286. Ve aynı zamanda Ehud gibi hastalarda da
  287. o ciddi, ağır kemoterapi ilaçlarından
  288. çekmemeleri için,
  289. o tedavinin korkunç yan etkilerinden de
  290. ilaçların gerçekten bir
    yararı olmadığı zamanlarda.
  291. Açık konuşmak gerekirse

  292. kansere karşı savaşı
    yenmekten oldukça uzağız,
  293. gerçekçi olursak.
  294. Ama en azından umutluyum ki
  295. bu savaşta kör gibi olmayan daha
    iyi tıbbi görüntüleme
  296. teknikleri ile savaşabiliriz.
  297. Teşekkürler.

  298. (Alkışlar)