Turkish subtitles

← Hapishaneler yoksul insanları zorla nasıl tutuyor

Get Embed Code
24 Languages

Showing Revision 16 created 05/24/2017 by Eren Gokce.

  1. 2013 yazı, bir öğleden sonra,
  2. DC polisi bir adamı şüpheli ve
    potansiyel tehlikeli göründüğü için
  3. tutukladı, sorguladı ve aradı.
  4. Dürüst olmak gerekirse tutuklanma
    gününde bunları giymiyordum,
  5. ama o günden bir resmim var.
  6. Bayağı korkutucu olduğunu biliyorum,
    sakin kalmaya çalışın.
  7. (Gülüşler)

  8. O günlerde, Washington DC'de

  9. Kamu Savunma Hizmetleri'nde
    staj yapıyordum
  10. ve de iş için karakolu
    ziyaret ediyordum.
  11. Tam yola koyulmuştum ki
  12. arabama gidene kadar
  13. iki polis arabası çıkışı kapatmak
    için önüme doğru çekildi
  14. ve bir polis memuru arkamdan yaklaştı.
  15. Durmamı, sırt çantamı çıkarmamı
  16. ve yanımızda duran polis arabasına
    ellerimi koymamı söyledi.
  17. Yaklaşık bir düzine polis memuru
    etrafımızda toplanmıştı.
  18. Hepsinin silahları vardı,
  19. bazılarının ise taarruz tüfekleri.
  20. Çantamı silahlarla aradılar.
  21. Pata küte üstümü aradılar.
  22. Polis arabasına uzanmış hâlimin
    resmini çektiler
  23. ve güldüler.
  24. Ve bütün bunlar yaşanırken,

  25. polis aracında titreyen bacaklarımı
    görmezlikten gelmeye çalışırken,
  26. ne yapmam gerektiği hakkında
    düşünmeye çalışırken,
  27. bir şey garibime gitti.
  28. Kendime bu resimde baktığımda,
  29. eğer kendimi tanıtsaydım,
  30. şöyle bir şey söylerdim;
  31. "19 yaşlarında Hintli genç,
    renkli tişört, gözlük takıyor."
  32. Ama onlar ise bu detayların
    hiçbirini polis radyolarında
  33. beni tanıtırken söylememişlerdi;
  34. Sürekli: "Orta doğulu,
    sırt çantalı bir adam.
  35. Orta doğulu, sırt çantalı bir adam."
    deyip durmuşlardı.
  36. Bu tasvir de polis tutanaklarına taşındı.
  37. Kendi devletim tarafından hiçbir zaman
    şu şekilde tasvir edilmeyi beklemezdim:
  38. "sinsi,"
  39. "hain,"
  40. "terörist."
  41. Ve gözaltı böyle devam etti.
  42. Bulunduğum yeri taramaları için
    eğitilmiş köpekler gönderdiler.

  43. Herhangi bir izleme listesinde
    olup olmadığımı
  44. kontrol için federal hükûmeti aradılar.
  45. Çapraz sorgu yapmaları için
    birkaç detektif gönderdiler.
  46. Saklayacak bir şeyim yoksa
  47. neden arabamın aranmasına
    razı olmadım diye.
  48. Görebiliyordum ki benden
    memnun değillerdi,
  49. yine de devamında ne yapacakları
    hakkında fikrim olmadığını hissettim.
  50. Bir noktada beni arayan polis
  51. ne kadarının kayıt edildiğini
    görmek için karakolda
  52. güvenlik kamerasını aradı.
  53. Bunu yaptığında,
  54. o zaman tamamen insaflarına kaldığım
    kafama dank etti.
  55. Sanıyorum ki çoğumuz
    küçük yaştan beri

  56. polislerin var olmalarına,
    tutuklamalara ve kelepçelere alıştık ki
  57. başka bir insanın bedenini
    ele geçirmenin
  58. ne kadar da aşağılayıcı ve
    zorlayıcı olduğunu unuttuk.
  59. Hikâyemin ana konusu
    rengim yüzünden ne kadar
  60. kötü davranıldığımmış gibi gelebilir,
  61. belki de evet, beyaz olsaydım
    tutuklanacağımı sanmazdım.
  62. Ama aslında, bugün aklımda olan
    başka bir şey.
  63. Aklımda olan, varlıklı olmasaydım
  64. işlerin ne kadar daha kötü olacağı.
  65. Yani, oraya bir patlayıcı
    yerleştirmeye çalıştığımı düşündüler
  66. ve bu olasılığı bir buçuk saat
    boyunca araştırdılar
  67. ama hiçbir zaman kelepçe takılmadı
  68. ya da bir hücreye girmedim.
  69. Bence Washington DC'nin beyaz olmayan
    yoksul topluluklarından olsaydım
  70. ve memurların hayatlarını
    tehlikeye attığımı düşünselerdi
  71. işler daha farklı sona erebilirdi.
  72. Ve işin doğrusu, sistemimizde
    daha küçük suçlarla yargılanan
  73. fakir bir insan olmaktan çok,
  74. karakolu havaya uçurmayı
    denemekle yargılanan
  75. varlıklı bir insan olmak daha iyidir.
  76. Şimdiki işimden size bir örnek
    vermek istiyorum.

  77. Şu anda DC'de "Equal Justice Under Law"
    (Kanun Önünde Eşit Adalet) adında
  78. bir sivil hak örgütünde çalışıyorum.
  79. Sizlere bir soru sorarak başlayayım.
  80. Kaçınız hayatında bir park cezası aldı?
  81. Ellerinizi kaldırın.
  82. Aynen, ben de aldım.
  83. Ve ödeme zamanı geldiğinde,
  84. sinir bozucu ve kötü hissettirdi,
  85. yine de ödedim ve hayatıma devam ettim.
  86. Çoğunuzun da cezalarını yatırdıklarını
    tahmin ediyorum.
  87. Peki cezanın tutarını
    karşılayamayacağınızda
  88. ya aileniz de bu paraya
    sahip olmadığında ne olur?
  89. Aslında, kanunen olmaması
    gereken bir şey de

  90. sadece tutarı ödeyemediğinizden dolayı
  91. tutuklanıp hapse girmenizdir.
  92. Federal yasa uyarınca bu yasal değildir.
  93. Ama ülke çapındaki yerel
    idarelerin fakir insanlara
  94. yaptığı şey aynen budur.
  95. Equal Justice Under Law'da
    gerçekleşen çoğu dava
  96. bu modern borçlu hapislerini hedefler.
  97. Bir davamız da Ferguson,
    Missouri'ye karşı.

  98. Ferguson dediğimde çoğunun aklına
  99. polis şiddeti geleceğinden eminim.
  100. Ama bugün vatandaşları ve
    polis gücü arasındaki ilişkinin
  101. farklı bir boyutunu konuşmak istiyorum.
  102. Ferguson zamanında her yıl kişi başına,
  103. genellikle ödenmemiş borçlar için
  104. ortalama ikiden fazla tutuklama
    emri gönderiyordu.
  105. Evimden her çıktığımda,
  106. bir polis memurunun plakamı araştırıp
  107. ödenmemiş borç için
    tutuklama emrim olduğunu görüp
  108. DC'de yaptıkları gibi üzerimi arayıp da
  109. bir hücreye götürdüklerini düşündüğümde,
  110. biraz midem bulanıyor.
  111. Ferguson'da bunu yaşamış olan
    çoğu insanla tanıştım

  112. ve hikâyelerini dinledim.
  113. Ferguson hücrelerinde,
  114. her bir hücrede bir adet ranzayla
    tuvalet bulunmasına rağmen
  115. dört kişiyi tek bir hücreye
    sıkıştırıyorlar.
  116. Yani iki kişi ranzada yatarken,
    diğer ikisi yerde yatıyor;
  117. biri hiçbir zaman temizlenmemiş
    pis tuvaletin yanından başka
  118. hiçbir yerde kalamıyor.
  119. Aslında, hücrenin tamamı hiçbir zaman
    temizlenmemiş ki
  120. yerler ve duvarlar kan ve balgamla kaplı.
  121. Tuvalete bağlı fıçı tapasından
    gelen sudan başka
  122. içilecek su yok.
  123. Suyun görüntüsü de tadı da kötüydü,
  124. asla yeteri kadar yiyecek yoktu,
  125. herhangi bir duş yeri yoktu,
  126. kadınlar hiçbir hijyen ürünü olmadan
    regl oluyorlardı,
  127. herhangi bir tıbbi yardımsa hak getire.
  128. Bir kadına tıbbi müdahale
    hakkında sorduğumda,
  129. güldükten sonra şöyle dedi; "Ah, hayır, hayır.
  130. Gardiyanlardan ancak
    cinsel müdahale alırsın."
  131. Yani, borçluları buraya getirip de
    dedikleri şey;

  132. "Borcunda herhangi bir ödeme
    yapana kadar seni çıkartmıyoruz."
  133. Birkaç kuruş ile gelebilecek
    bir aile üyesini
  134. ararsanız, ki arayabilirseniz,
  135. belki de çıkabilirsiniz.
  136. Yeteri kadar para olsaydı, çıkmıştınız.
  137. Ama yeteri kadar değilse, orada günlerce
    ya da haftalarca kalabilir
  138. ve her gün gardiyanların hücrelere gelip
  139. çıkış ücreti hakkında pazarlık
    etmesini görebilirdiniz.
  140. Hapishanenin kapasitesi
    bir noktada dolana kadar
  141. ve yeni birini bulmak istedikleri
    ana kadar orada kalırdınız.
  142. Ve o noktada,
  143. "Tamamdır, bu adamın parayla
    gelmesi olanaksız,
  144. yeni gelende herhalde vardır." derler.
  145. Siz çıkarsınız, yenileri gelir ve
    makine böyle işlemeye devam eder.
  146. Dokuz yıl önce Walgreens'te

  147. dilenmekten tutuklanan
    bir adamla tanıştım.
  148. Cezalarını ve mahkeme ücretini
    karşılayamamıştı.
  149. Gençken, üçüncü kattaki
    bir pencereden atlayabildiği için,
  150. bir ev yangınından kurtulmuş.
  151. Ama düşüşü beynine
    ve bacağıyla birlikte
  152. vücudunun çeşitli taraflarında
    hasara sebep olmuştu.
  153. Yani çalışamıyor
  154. ve yaşamak için sosyal güvenlik
    ödemelerine dayanıyordu.
  155. Apartmanında kendisiyle tanıştığımda,
  156. orada kayda değer hiçbir şey yoktu,
    dolabında yemek bile bulunmuyordu.
  157. Sürekli açtı.
  158. Çocuklarının adını yazdığı
    bir karton parçasından başka
  159. apartmanında değerli sayılabilecek
    bir şey yoktu.
  160. Kartona çok değer veriyordu.
    Bana göstermekten mutluluk duyuyordu.
  161. Yine de vereceği bir şeyi olmadığından
    ötürü cezalarını ödeyemiyordu.
  162. Geçtiğimiz dokuz yıl boyunca
    13 defa tutuklanmış,
  163. sadece dilencilik davasından
    toplam 130 gün boyunca içeride kalmıştı.
  164. Tek bir hapis süresi 45 gün sürüyordu.
  165. Birkaç dakika önce size bahsettiğim
    şu andan Haziran'a kadar
  166. öyle bir yerde kaldığınızı bir düşünün.
  167. Ferguson hapishanesinde gördüğü
    her bir intihar girişiminden bahsetti;

  168. bir keresinde bir adam
    mahkûmların ulaşamadığı bir yerde
  169. kendisini asmanın bir yolunu bulmuş,
  170. onlar da ancak muhafızların
    ilgisini çekmek için
  171. bağırıp çağırmışlar ki
  172. gelip de ipini kesebilsinler diye.
  173. Bana muhafızların cevap vermelerinin
    beş dakikayı aldığını
  174. ve geldiklerinde adamın kendinde
    olmadığını söyledi.
  175. Sağlık görevlilerini aradıktan sonra
    görevliler hücreye gelmiş.
  176. "Normale döner." deyip
  177. adamı yerde bırakmışlar.
  178. Böyle çok hikâye duydum
    ve bu beni şaşırtmamalıydı,
  179. çünkü intihar yerel hapishanelerde
    en önde gelen ölüm nedenidir.
  180. Bu, hapishanelerdeki akıl sağlığı
    hizmetlerinin yetersizliğindendir.
  181. Üç çocuğuna bakan, saati yedi dolara
    çalışan bekâr bir kadınla tanıştım.

  182. Kendisinin ve çocuklarının beslenmesi
    gıda puluna bağlı.
  183. Yaklaşık on yıl önce,
  184. birkaç trafik cezası aldı
    ve küçük bir hırsızlık suçu işledi,
  185. dava ücretlerini ve cezalarını ödeyemedi.
  186. O zamandan beri, aynı davalarda
    yaklaşık 10 defa hapse girdi,
  187. aynı zamanda şizofreni
    ve bipolar bozukluğu var
  188. ve her gün ilaç kullanması lazım.
  189. Ferguson hapishanesinde
    bu ilaçları alamıyordu,
  190. çünkü kimse ilaçlarını alamıyordu.
  191. İki haftasını bir hücrede geçirmenin
    nasıl bir şey olduğunu anlattı;
  192. insanlar ve gölgeler gördüğünü,
    sesler duyduğunu sanıp
  193. görmezlikten gelmek için
  194. bunları durduracak ilaçlar
    için bağırıp durduğunu.
  195. Bu hiç de anormal değil:
  196. Yerel hapishanelerdeki kadınların
    %30'unun tıpkı onun gibi ciddi
  197. akıl sağlığı sorunu var,
  198. fakat yalnızca altıda biri hapisteyken
    akıl sağlığı hizmeti alabiliyor.
  199. Ferguson'un borçluları için işlettiği

  200. bu acayip zindan hakkındaki
    tüm hikâyeleri duydum
  201. ve Ferguson hapishanesine
  202. gitme fırsatım oluştuğunda
  203. ne göreceğimden emin olmasam da
  204. bunu beklemiyordum.
  205. Sıradan bir devlet binası.
  206. Postane ya da bir okul olabilirdi.
  207. Bu yasa dışı zorbalık olaylarının
    gölgeler arkasında
  208. bir yerlerde dönmediği aklıma düştü;
  209. devlet memurları tarafından
    açıkça yapılıyordu.
  210. Kamu politikasının bir sorunuydu bu.
  211. Ve bu bana, genel manada
    fakirlerin hapsedilmesinin
  212. borçlu hapsi bağlamının dışında,
  213. adalet sistemimizde bariz ve merkezi
    bir rol oynadığını hatırlattı.
  214. Aklımda olan kefalet politikamız.

  215. Gözaltında olup olmasanız da,
    sistemimizde
  216. duruşma süreniz, ne kadar
    tehlikeli olduğunuza ya da
  217. kaçış riskinizin ne kadar
    olduğuna bağlı değil.
  218. Kefaletinizi ödeyip
    ödeyemediğinize bağlı.
  219. Yani kefaleti milyonlarca
    dolar olan Bill Cosby
  220. anında çek yazarak,
    hücrede bir saniye bile durmuyor.
  221. Ama hapiste ölen Sandra Bland ise
  222. ailesi 500 dolar bulamadığından oradaydı.
  223. İşin aslı, ülke boyunca
    yarım milyon Sandra Bland bulunmakta;
  224. sadece kefaletlerini ödeyemediklerinden
  225. hapiste şu an 500 bin kişi bulunuyor.
  226. Bize hapislerimizin
    suçlular için olduğu söylense de

  227. istatistiksel açıdan asıl olay bu değil:
  228. Hapiste olan beş insanın üçü
    ön duruşma süresinde içeride.
  229. Herhangi bir suç işlememiş,
  230. bir suçtan hüküm giymemişlerdir.
  231. Burada, San Francisco'da
  232. San Francisco hapishanesindeki
    mahkûmların yüzde 85'i
  233. ön duruşma tutuklusu.
  234. Bu San Francisco'nun
    80 milyon dolar gibi bir rakamı
  235. her yıl ön duruşma hapsine
  236. harcadığı anlamına geliyor.
  237. Kefaleti ödeyemediği için
    hapiste olan çoğu insan

  238. o kadar küçük suçlamalarla
    karşı karşıyalar ki
  239. bir duruşma için bekleme süreleri
  240. hüküm giyip de çekecekleri
    ceza süresinden daha fazla,
  241. yani suçlu bulunsalardı
    daha hızlı çıkacakları
  242. kesindi.
  243. Yani seçim şu:
  244. Ailemden ve tanıdıklarımdan uzak,
  245. işimi kaybetmem kesinken
  246. bu felaket yerde kalmalı
  247. ve suçlamalarla uğraşmalı mıyım?
  248. Ya da savcı ne derse desin
    suçlu bulunup çıkmalı mıyım?
  249. Bu noktada, onlar ön duruşma
    tutuklusudur, suçlu değil.
  250. Ama savunmalarını yaptıktan sonra
    onlara suçlu deriz,
  251. yine de varlıklı bir kişi asla
    böyle bir duruma düşmeyecektir,
  252. çünkü varlıklı bir insan
    kefaletle hemen serbest kalır.
  253. Bu noktada merak ediyor olmalısınız,

  254. "Bu adam ilham kısmında,
    ne yapıyor ya --
  255. (Gülüşler)

  256. "Fena hâlde içim karardı,
    paramı geri istiyorum."

  257. (Gülüşler)

  258. Ama işin aslı,

  259. diğer şeyleri konuşmaktansa
    hapsi konuşmanın daha az moral bozucu
  260. olduğunu düşünüyorum,
    ama bu konular hakkında konuşmaz
  261. ve hapis hakkında düşündüklerimizi
    toptan değiştirmezsek,
  262. hayatlarımızın sonunda
  263. hücrelerimiz oraya ait olmayan
    yoksul insanlarla dolu olur.
  264. İşte bu benim içimi karartıyor.
  265. Ama beni heyecanlandıran şey ise
    bu hikâyelerle hapsi farklı şekilde
  266. algılayabileceğimiz düşüncesi.
  267. "Kitlesel hapis" ya da
    "pasif suçluların cezalandırılması"
  268. terimleri gibi verimsiz açıdan değil de
  269. insani açıdan değişmesi.
  270. Bir insanı bir hücreye günler,
    haftalar, aylar ya da yıllar için

  271. koyarsak,
  272. o insanın aklına ve vücuduna
    ne yapmış oluruz?
  273. Hangi şartlar altında bunları yapmaya
    gerçekten isteklisiniz?
  274. Yani bu odadaki birkaç yüz
    insanla başlasak bile,
  275. hapsi bu farklı yönde düşünebilir
  276. ve önceden sözünü ettiğim
    normalleştirmeyi geri alabiliriz.
  277. Eğer sizi bugün herhangi bir şeyle
    bırakıyorsam, umarım ki bu

  278. bir şeyleri kökten değiştirme isteği olur.
  279. Sadece kefalet, ceza ve
    ücret politikalarının düzenlenmesi değil,
  280. ayrıca fakiri ve marjinali
    kendi yeni tarzında cezalandırmayan,
  281. bunları değiştirecek
    yeni ilkeler yaratmaktır.
  282. Öyle bir değişiklik istiyorsak,
  283. bu düşünce değişiminin
    her birimizde bulunması gereklidir.
  284. Teşekkür ederim.

  285. (Alkışlar)