YouTube

Teniu un compte YouTube?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtítols

← Bir ağaçta kırk çeşit meyve nasıl yetişir

Obtén el codi d'incrustació
23 llengües

Showing Revision 8 created 10/29/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. 100 yıl önce ABD'de
  2. iki bin tür şeftali,
  3. yaklaşık iki bin çeşit erik
  4. ve neredeyse sekiz yüz çeşit
    elma yetişiyordu.
  5. Bugün çok az bir bölümü hâlâ yetişiyor,
  6. bunlar da tarımın makineleşmesi, hastalık
    ve iklim değişikliği tehdidi altında.
  7. Tehdit altında olan çeşitler arasında

  8. İspanyol misyonerler tarafından
    Amerika'ya getirilen
  9. ve yüzyıllarca yerlilerin yetiştirdiği
    kırmızı etli Blood Cling şeftali;
  10. kıtalar arası demir yolunda çalışmak için
  11. ABD'ye gelen Çinlilerin
    yanlarında getirdiği bir tür kayısı
  12. ve İtalyan, Fransız
    ve Almanlar tarafından getirilen
  13. Orta Doğu kökenli sayısız erik türü var.
  14. Bunların hiçbiri
    ülkemizde doğal olarak yetişmiyor.
  15. Aslında neredeyse tüm meyve ağaçlarımız
    buraya başka ülkelerden getirilmiş.
  16. Elma, şeftali ve vişne ağaçları da dahil.
  17. Bu yüzden bu meyveler sadece gıda değil,
  18. onlara kültürümüz de işlenmiş.
  19. Onları önemseyen, yetiştiren
  20. ve evlerini hatırlatması için
  21. yanlarında buraya getirecek kadar
    değer veren insanlar işlenmiş.
  22. Bu insanların diğer nesle aktarması
    ve paylaşması işlenmiş.
  23. Birçok yönden bu meyveler bizim hikâyemiz.
  24. Oluşturduğum Kırk Meyve Ağacı isimli
    sanat eseri sayesinde
  25. bu hikâyeyi öğrendiğim için şanslıyım.
  26. Kırk Meyve Ağacı, üzerinde kırk çeşit
    çekirdekli meyve yetişen tek bir ağaç.

  27. Yani şeftali, erik, kayısı, nektar
    ve kiraz; hepsi bir ağaçta yetişiyor.
  28. Yılın bir dönemine, bahar ve yaza kadar
    normal görünecek şekilde tasarlandı.
  29. Bahar gelince pembe
    ve beyaz renkte çiçekler açıyor
  30. ve yazın çeşit çeşit meyve veriyor.
  31. Bu projeyi sadece
    sanatsal nedenlerle başlattım.
  32. Alışılagelmiş gerçeği değiştirmek istedim.
  33. Dürüst olmak gerekirse insanların,
    ağacın çeşitli renklerde çiçek açtığını
  34. ve birçok çeşit meyve verdiğini gördükleri
    o şaşırtıcı anı da oluşturmak istedim.
  35. Kırk Meyve Ağacı'nı, aşıyla oluşturdum.

  36. Kışın, kesilen dalları toplayıp
    onları sakladım
  37. ve baharda ağaca aşıladım.
  38. Aslında neredeyse
    tüm meyve ağaçları aşılanmıştır
  39. çünkü meyve ağacının tohumu,
    ana tohumdan genetik olarak farklıdır.
  40. Hoşumuza giden bir çeşit bulduğumuzda
  41. bu ağaçtan bir dal kesip başka bir ağaca
    aşılayarak bu çeşidi çoğaltırız.
  42. Her bir Mekintoş elmasının
  43. nesiller boyu aşılanmış tek bir ağaçtan
    geldiğini düşünmek çılgınca olsa da
  44. bu, aynı zamanda meyve ağaçlarının
    tohum olarak korunamayacağını gösterir.
  45. Kendimi bildim bileli
    aşılamanın ne olduğunu biliyorum.
  46. Büyük büyükbabam, Güneydoğu Pensilvanya'da
  47. şeftali bahçeleri aşılayarak
    geçimini sağlıyordu.
  48. Onunla hiç tanışmamış olsam da
    ne zaman adı anılsa
  49. mucizevi veya gizemli bir aşılama
    yeteneği olduğunu söylenir.
  50. Kırk Meyve Ağacı için kırk sayısını seçtim

  51. çünkü Batı boyunca bu sayı,
    ölçülebilir veya sonsuz olarak görülmez
  52. ama saymakla da bitmez,
  53. bolluk ve çokluğu gösterir.
  54. New York'ta, yüzyıl önce meyve üretiminde
    lider olan bir yerde yaşamama rağmen
  55. projeye başladığımda kırk farklı çeşit
    meyve bulmakta zorlandım.
  56. Araştırma bahçeleri
    ve eski bostanlar kapatılırken
  57. kesilen dalları topladım
    ve kendi bahçemdeki ağaçlara aşıladım.
  58. Kırk Meyve Ağacı başta
    işte böyle görünüyordu

  59. ve altı yıl sonra bu hâle geldi.
  60. Kesinlikle ha deyince olan bir şey değil.
  61. (Gülüşmeler)

  62. Aşının tutup tutmadığını anlamak bir yıl,

  63. meyve verip vermeyeceğini anlamak
    iki ya da üç yıl sürüyor.
  64. Böyle bir ağaç yetiştirmekse
    sekiz yıla kadar sürebiliyor.
  65. Ağaca aşılanmış her çeşidin
    farklı bir şekli ve farklı bir rengi var.

  66. Fark ettim ki çiçeklenme dönemiyle ilgili
    bir zaman çizelgesi oluşturarak
  67. baharda ağacın alacağı görüntüye
    şekil verip onu tasarlayabilirim.
  68. Yaz mevsiminde böyle görünüyor,
  69. hazirandan eylüle kadar meyve yetişiyor.
  70. İlk olarak vişne, sonra kayısı,
    erik, nektar ve şeftali.
  71. Sanırım aralarından birini unuttum.
  72. Galeri mekânı dışında bir yerde bulunan
    bir sanat eseri olsa da

  73. sanat dünyası tarafından
    koruma altına alındı.
  74. Bu ağaçlardan farklı yerlerde
    oluşturmam istendi.
  75. Tarihte orada doğal olarak yetişmiş
    veya kökeni orası olan çeşitleri araştırıp
  76. onları yerel olarak tedarik ettim
    ve bir ağaca aşıladım
  77. böylece bulundukları bölgenin
    tarım tarihi olacaklar.
  78. Proje çevrim içinde de ilgi çekti,

  79. bu, hem korkunç hem de mahcup ediciydi.
  80. Korkunç kısım, Kırk Meyve Ağacı'nın
    resimlerinden oluşan dövmelerdi.
  81. (Gülüşmeler)

  82. "Vücutlarına neden
    bunu yapıyorlar?" diye düşündüm.

  83. (Gülüşmeler)

  84. Mahcup edici kısımsa papaz, haham
    ve rahiplerden aldığım onca istekti.

  85. Ağacı, dinî törenlerinde
    merkez olarak kullanmak istiyorlardı.
  86. Daha sonra internet fenomeni hâline geldi.
  87. Bu sorunun cevabı "Umarım değildir."
  88. [Evliliğiniz Kırk Meyve Ağacı gibi mi?]

  89. (Gülüşmeler)

  90. Her güzel internet fenomeni gibi bu da

  91. NPR'nin Weekend Edition röportajını
    beraberinde getirdi.
  92. Üniversitede görev yapan
    bir profesör olarak
  93. kariyerimin zirvesinde olduğumu düşündüm.
  94. Ama NPR'yi kimin dinlediğini bilemesiniz.
  95. NPR röportajından birkaç hafta sonra
    Savunma Bakanlığı'ndan bir e-posta aldım.
  96. Savunma İleri Araştırma Projeleri idaresi,
  97. beni, yenilik ve yaratıcılık hakkında
    konuşmaya davet etti.
  98. Konuşma, çabucak gıda güvenliğiyle ilgili
    bir görüşmeye dönüştü.
  99. Gördüğünüz gibi ulusal güvenliğimiz,
    gıda güvenliğimize bağlı.
  100. Her ekinden sadece birkaç tür yetiştirilen
    mono kültürler oluşturduğumuz için
  101. bu türlerden yalnızca birine
    bir şey olsa bile
  102. gıda teminimizde
    çok büyük etkiye sahip olabilir.
  103. Gıda güvenliğini sürdürmenin kilit noktası
    biyoçeşitliliğimizi korumak.
  104. Yüzyıl önce bu, bağı
    ya da arka bahçesinde birkaç ağacı olan
  105. ve diğer nesle aktarılan bitki çeşitleri
    yetiştiren herkes tarafından yapılıyordu.
  106. Bunlar, bir Kırk Meyve Ağacı'nda ağustosta
    sadece bir haftada yetişen erikler.

  107. Projeye başladıktan birkaç yıl sonra
    öğrendim ki meyve koleksiyonum,
  108. ABD'nin doğu kesiminde bulunan
    en büyük koleksiyonlardanmış,
  109. ki bu, sanatçı biri için
    kesinlikle korkunç.
  110. Ama birçok yönden,
    neye sahip olduğumu bilmiyordum.

  111. Elimdeki çeşitlerin büyük bölümünün
    yadigâr çeşitler olduğunu fark ettim.
  112. Yani 1945'ten daha önce de yetişiyorlardı,
  113. bu tarih, tarımın sanayileşmesinin
    doğuşu olarak görülür.
  114. Bu çeşitlerden bazıları
    binlerce yıl öncesine dayanıyor.
  115. Ne kadar nadir olduklarını gördükçe
  116. onları korumaya takıntılı hâle geldim
  117. ve araç olarak kullandığım şey,
    sanat hâline geldi.
  118. Eski bahçeler kapanmadan önce oraya gidip
  119. aşılanabilir ağaç gövdeleri
    veya çanaklar toplardım.
  120. Bitki koleksiyonu
    örnekleri oluşturmak için
  121. çiçek ve yaprakları birleştirmeye
    ve DNA sıralamaya başladım.
  122. Ama sonunda, bakır levha gravürleri
    ve tipo açıklamalarını kullanarak
  123. hikâyeyi korumaya koyuldum.
  124. George IV şeftalisinin hikâyesini
    anlatmak gerekirse
  125. bir şeftali ağacı, New York City'de
    iki binanın arasında yetişiyor.
  126. Yanından geçen biri
    meyvenin tadına bakıyor
  127. ve tadı o kadar hoşuna gidiyor ki
  128. 19. yüzyılın büyük ticari
    çeşitliliği hâline geliyor.
  129. Daha sonra ortadan kayboluyor
  130. çünkü nakliyesi kolay olmuyor
    ve modern tarıma uymuyor.
  131. Fark ettim ki hikâye olduğu için
    bunun anlatılması gerek

  132. ve anlatım, bu çeşitliliği koklama, tatma
    ve ona dokunma deneyimlerini de içermeli.
  133. Bu yüzden bu meyveleri halka sunabileceğim
    bir bahçe oluşturmaya koyuldum.
  134. Hedefim, bulabileceğim
    en yoğun nüfuslu bölgede bahçeyi kurmaktı.
  135. Doğal olarak New York City'de
    bir arazi aramaya başladım.
  136. Geriye dönüp baktığımda
    bu, oldukça iddialı görünüyor

  137. ve kimsenin telefon ve e-postalarıma
    cevap vermeme nedeni de muhtemelen bu.
  138. Ta ki dört yıl sonra
    Governors Island'dan dönüt alana kadar.

  139. Bu ada eskiden askerî üsmüş
    ve 2000 yılında New York'a verilmiş.

  140. Adanın tamamı, New York'tan
    beş dakikalık feribot seferlerine açık.
  141. Açık Bahçe isimli bir proje
    oluşturmam için beni davet ettiler.
  142. Proje, yüzyıldan uzun süredir
    New York'ta yetişmemiş meyve çeşitlerini
  143. geri getirmeyi amaçlıyordu.
  144. Hâlâ devam eden Açık Bahçe'de
  145. antik ve yadigâr 200 meyve türüne sahip
    elli adet aşılanmış ağaç mevcut.
  146. Bunlar, bölgede doğal olarak yetişen
    veya tarihte yetişmiş türler.
  147. Örneğin 13th Street ve Third Avenue
    kökenli Early Strawberry elması.
  148. Meyve ağaçları tohum yoluyla
    saklanamadığı için
  149. Açık Bahçe, canlı bir gen bakası
    veya bu meyvelerin arşivi hâline gelecek.
  150. Kırk Meyve Ağacı gibi deneysel olacak,
  151. aynı zamanda sembolik olacak.
  152. En önemlisi, bu, insanları
    yiyeceklerini korumaya
  153. ve onlar hakkında daha fazlasını
    öğrenmeye davet edecek.
  154. Kırk Meyve Ağacı sayesinde
    binlerce kişiden e-posta aldım,

  155. "Nasıl ağaç dikilir?" gibi
    temel sorular soruyorlardı.
  156. Nüfusun yüzde üçten daha az bir kısmının
    tarımla doğrudan bağı var.
  157. Açık Bahçe, insanları kamu programları
    ve atölyelerde çalışmaya;
  158. ağaç aşılama, yetiştirme, budama
    ve hasat etmeyi öğrenmeye;
  159. doğal yiyecek tüketmeye
    ve bahar şölenlerine katılmaya;
  160. yerel şeflerle çalışıp
    bu meyveleri kullanmayı öğrenmeye
  161. ve birçok çeşit meyvenin
    özellikle bu amaçla yetiştirildiği
  162. yüzyıllık tarifleri
    yeniden oluşturmaya davet ediyor.
  163. Bahçe, fiziksel anlamından öte,
  164. bu tariflerin hepsini içeren
    bir yemek kitabı olacak.
  165. Yetişen meyvelerin
    karakter, özellik, köken
  166. ve hikâyesi hakkında
    bilgi içeren bir alan rehberi olacak.
  167. Çiftlikte yetiştiğimden dolayı
    tarımı anladığımı düşünüyordum

  168. ve bununla ilgili olan
    hiçbir şeyi istemedim.
  169. Bu yüzden sanatçı oldum.
  170. (Gülüşmeler)

  171. Ama şunu söylemeliyim ki
    bu, DNA'mda olan bir şey

  172. ve bu konuda yalnız
    olmadığımı düşünüyorum.
  173. 100 yıl önce hepimiz
    tarıma, bitki yetiştirmeye
  174. ve yiyeceklerimizin hikâyesine
    çok daha bağlıydık
  175. ama zamanla uzaklaştık.
  176. Açık Bahçe, bu bilinmeyen geçmişle
    yeniden bağ kurmamıza
  177. ve yiyeceğimizin geleceğinin ne olacağını
    düşünmemize olanak sağlıyor.
  178. Teşekkür ederim.

  179. (Alkışlar)