Turkish subtítols

← İntihar: başarısız girişimlerim nasıl en büyük başarım oldu | Shraddha Shankar | TEDxUIUC

Obtén el codi d'incrustació
10 llengües

Showing Revision 48 created 07/12/2020 by Can Boysan.

  1. Pekâlâ, sanırım bugünün gelmesi
    bir şekilde kaçınılmazdı.
  2. Çünkü bu süper bir tesadüf,
  3. aslında, iki yıl önce tam bu gün,
  4. 23 Nisan 2014'te,
  5. on üçüncü intihar girişimimden sonra
  6. Chicago'daki bir merkezden
    taburcu olmuştum.
  7. 50 adet çok güçlü ağrı kesici
  8. ve 8 kadeh sert içkiden sonra
  9. acil servise kaldırılmıştım
  10. ve aileme 24 saati
    çıkaramayabileceğim söylenmişti.
  11. Ancak beş gün sonra taburcu oldum
    ve hiç zarar görmemiştim.
  12. Bu mucize gibi bir şeydi
  13. ve bugün karşınızda duruyorum,
  14. tam olarak iki yıl sonra,
    2016 Yılının 23 Nisanında --
  15. size bunun neden bir çare
    olmayacağını nasıl anladığımı
  16. ve neden asla bir daha
    yapmayacağımı anlatacağım --
  17. Bu sorunla maalesef epeydir uğraşıyordum
  18. ve dediğim gibi bu on üçüncü girişimimdi.
  19. Nedeni, 15 yaşımdan hemen sonra
  20. işler biraz ters gitmeye başladı.
  21. Ben altın çocuktum,
  22. mükemmel öğrenci,
    notları yüksek, süper uslu.
  23. Sonra birden, artık öyle değildim.
  24. Okulu sebepsiz yere asıyor,
  25. her sabah neden varım diyerek uyanıyordum.
  26. Bir sorun olduğu açıktı
  27. ve ilk intihar girişimimden sonra,
  28. ailem bu duruma baktırmaya karar verdi
  29. ve öyle yaptık.
  30. Kapsamlı psikolojik değerlendirmeler
    ve nörolojik testlerden sonra
  31. bir şey bulduk:
  32. Manik depresif olarak da bilinen
    bipolar rahatsızlığım vardı.
  33. Bu ne demek anlamamıştım
  34. ama beyin devrelerimde
    bir anormallik olduğu açıktı
  35. ve benim sinir ileticilerimin düzeni
    normal insanlara göre
  36. çok yetersiz durumdaydı.
  37. Kısacası genetik piyangoyu kaybetmiştim.
  38. Fakat bunun iyi bir yanı vardı.
  39. Biraz ferahlık veren iyi haber şuydu;
  40. kötü bir insan değildim.
  41. Çünkü çok uzun süredir
  42. ailem ve çevremde
    neden olduğum çatışmaların
  43. kendi suçum olduğunu,
    gerçekten benim yaptığımı sanıyordum
  44. ve öyle olmadığını bilmek güzeldi.
  45. Bir kişi olarak yansımamın
    bu olmadığını bilmek güzeldi,
  46. bu hastalığımın yansımasıydı
  47. ve onu ben yönetmiyordum.
  48. Ama aynı şey ayrıca çok kötü bir haberdi.
  49. Çünkü gelecekle ilgili
    pek çok planım vardı.
  50. Çok parlak bir öğrenciydim.
  51. Bu yüzden, zihinsel tutarlılığım
    ve düşüncelerim üzerinde
  52. kontrolüm olmadığının söylenmesi
    beni çok korkutmuştu.
  53. Her şeyden kökten vazgeçmek
    zorunda olduğumu
  54. çünkü işlerin artık benim istediğim gibi
    gitmeyeceğini anladığım an galiba oydu.
  55. Ve haklıydım.
  56. Üçüncü sınıfın sonunda,
  57. okula gitsem bile
  58. haftada en fazla üç gün gidiyordum.
  59. Lise birinci sınıfta,
  60. okulu temelli bırakmadan önce
    bir ya da iki ay devam edebildim,
  61. gün içinde kısmi hastane
    tedavisine gidiyordum
  62. ve geceleri ileri yerleştirmede beş dersi
    kendi kendime öğreniyordum.
  63. Yani sizi çaresiz bırakan bir
    zihinsel hastalığınız var diye
  64. hayat durmuyordu.
  65. Sonra bunun berbat olduğunu gördüm.
  66. Çok berbattı.
  67. Durumun berbat olması
    hastalığın kendisi yüzünden değildi,
  68. onun doğası yüzündendi.
  69. Çünkü bu görünür bir çözümü
    olan bir sorun değildi.
  70. Bacağım kırılsa ne olduğunu görürüm.
  71. Altı, sekiz hafta alçıya alınır
  72. ve devam ederim.
  73. Fakat psikolojik rahatsızlıklar
    hiç aynı şekilde olmuyor.
  74. Maalesef hiçbir şey göremiyorsunuz,
    ne olup bittiğini hiç bilmiyorsunuz.
  75. Eldeki tek şey, bir dizi nedenle
    ortaya çıkabilecek olan
  76. bir dizi muğlak belirti oluyor.
  77. Şöyle şeyler söyleyen insanlara nasıl
    davranacağını bilmekte zorlanırsınız:
  78. "Galiba bir şeyler görüyorum."
  79. "Her gün ölmek istiyorum."
  80. Bu sözler, "Midem ağrıyor" diyen
    biriyle ilgilenmekten azıcık daha zor.
  81. Ve sonra hayat böyle devam etti.
  82. Yani bu görünürlük eksikliği
    bizi boşta kalan top yapmaya zorluyor.
  83. Bunun genel anlamı,
    doğru ilacı bulana kadar,
  84. birbiri ardına
  85. ilaçlar arasında dönüp durmak.
  86. Şanslıysanız bir iki hafta alır.
  87. Çoğunda birkaç ay alır.
  88. Benim durumumda bu süre
    bir yıl ile bir buçuk yıl arası.
  89. Nihayet kısmi hastane tedavisi
    bir tür rutine girmişti.
  90. Sabah hastane, gece okul, yatış.
  91. Durula, yıka, tekrarla.
  92. Rutinim artık buydu
  93. ve bu rutinden nefret ediyordum.
  94. Önceleri okula gitmek için
  95. sabah saçma bir saatte
    uyanmak zorunda olmaktan
  96. ne kadar çok şikayet
    ettiğimi iyi hatırlıyordum.
  97. Ama şimdi bunun için her şeyi verirdim.
  98. Okulda olup malzeme odasında
    arkadaşlarımla konuşmak için
  99. her şeyi ama her şeyi verirdim.
  100. Yemekhanenin iğrenç yemeklerini
    yemek için bile her şeyi verirdim
  101. çünkü durum o kadar berbattı.
  102. Bütün o şeyler artık uzak anılardı.
  103. Artık burada olmak istemiyordum.
  104. Şimdiye kadarki hayatım böyleydi,
  105. bir yıldan fazla olmuştu
  106. ve sonsuza kadar böyle gidemezdi,
  107. bunu kabul etmiyordum.
  108. Yapmam gereken şeyi biliyordum.
  109. Tek bir nedenle buradaydım:
  110. Bir tedavi merkezinden diğerine,
  111. oradan başka bir tedavi merkezine,
  112. yine başka bir tedavi merkezine
    dönüp durmamın nedeni,
  113. kendimi öldürmeyi denemekten
    vazgeçemiyor gibi olmamdı.
  114. Ama bunun bir nedeni olmalıydı
    ve sonunda buldum.
  115. Yani bir süre etrafta görünüyordum,
    her şey iyi gibi gidiyordu
  116. ve sonra aniden,
  117. artık iyi hissetmiyordum
    ve işler baş aşağı gidiyordu,
  118. bu yüzdendi.
  119. Gittiğim bütün tedavi merkezleri,
  120. aldığım bütün tedaviler,
  121. verdikleri bütün motivasyonlar
  122. şöyle şeylerdi:
  123. "Ailenin ne kadar büyük
    yıkım yaşayacağını düşün,
  124. asla aynı olamayacaklar."
  125. "Senin kaybından kaç kişi
    etkilenecek, bunu düşün."
  126. "Kardeşlerin ne hissedecekler?"
  127. Bunlar çok güzel motivasyonlar,
  128. yani sevdiklerini üzmeyi kim ister?
  129. Ama sonra fark ettim ki
  130. bunu zaten biliyoruz.
  131. Sevdiklerimizi sevdiğimizi biliriz,
    o yüzden bir not alırlar,
  132. gitmeden önce yürekten ve nazikçe
    yazılmış bir not alırlar.
  133. Fark ettim ki
  134. yani ya annem babam artık yanımda olmazsa?
  135. İştelerdir, telefonuma cevap vermezler.
  136. Kardeşim okuldadır, telefonu açmaz.
  137. Konuşacak kimsem olmaz
  138. ve yakındaki eczaneden bir kutu
    Advil'e ulaşmak çok kolay.
  139. Bütün bu dışsal motivasyonlar gitmişti
  140. ve ben dağılmıştım
  141. çünkü bana göre beni
    burada tutacak hiçbir şeyim yoktu.
  142. Gitmeyi çok fena istesem de
    burada kalma arzusunu
  143. ne yapıp edip bulmak zorundaydım.
  144. Bunu hangi kahrolası
    biçimde yapmam gerekiyordu?
  145. Hiç bilmiyordum.
  146. Bana imkânsız görünüyordu
    ve bir süre öyleydi de.
  147. Bir yıl, iki yıl bir sebep
    bulmaya çabaladım
  148. ve sonunda neredeyse vazgeçmiştim.
  149. Sonra, geçen baharda bir gün, kaderin işi,
  150. çözüm tam kucağıma düştü.
  151. Bir arkadaşımı yirmilik diş çekimi için
    hastaneye götürmüştüm
  152. ve operasyon sırasında
    bekleme odasındaydım.
  153. Ruh sağlığı temalı bir
    dergiyi karıştırıyordum,
  154. bir yazıya rastladım ve orada
    çok ilginç bir istatistik gördüm.
  155. Görünüşe göre, her 20 intihar
    girişiminden 19'u başarısız oluyordu,
  156. başarısızlık oranı %95'di
  157. ve neden şanslı olduğumu
    kesinlikle açıklıyordu.
  158. Ancak bundan sonraki intihar oranı,
  159. bundan sonra gördüğüm istatistik,
  160. hayatımı sonsuza kadar değiştirdi.
  161. Söylendiğine göre, intihar girişimi
    başarısız olanların %96'sı,
  162. hayatlarına ciddi hasarlarla
    devam ediyordu.
  163. Size şöyle açıklayayım,
  164. kendini asma girişimi
    planlandığı gibi gitmediği için
  165. boyundan aşağısı felç kalan
    insanlardan bahsediyorum,
  166. kendilerini yanlış bölgeden
    vurdukları için yüzleri dağılan
  167. ve kalıcı beyin hasarı oluşan insanlardan,
  168. daimi karaciğer ve böbrek
    diyalizine giren insanlardan --
  169. ki bunu her gün, hatta her hafta
    yaptırtmak zorundalar --
  170. ve bunların tümünün sebebi,
  171. bu kişilerin hepsinin aşırı dozdan sonra
  172. hastaneye yeteri kadar hızlı
    gidemeyip mideleri yıkanmadığı içindi.
  173. 0.95 çarpı 0.96, 0.91 yapar.
  174. Bunun anlamı, intihar girişiminden
    sağ çıkanların %91'i
  175. şu anda anlattığım şekilde
    bir hayat yaşıyor.
  176. İnsanların %91'i sadece başka
    bir çıkış göremediği için
  177. çok farklı ve korkunç bir hayat yaşıyor.
  178. O zaman şunu anladım:
  179. Şu anda uyanmaktan
    çok nefret ediyor olabilirdim,
  180. zor hareket ediyordum
  181. ve ailemi üzmek istemediğim için
    burada kalıyordum,
  182. benim için çok fedakarlık yaptılar
  183. ama eğer alternatif buysa
    bundan sonra hayatı sevecek miydim?
  184. Düşünelim, o 13 denemenin birinde bile
  185. eğer çoğunluk tarafına düşüp
    "şanslı" olmasaydım,
  186. bugün bildiğim hayat olmayacaktı.
  187. Şöyle bir şey var,
    intiharı düşünen çoğu insan
  188. kaybedecek bir şeyi olmadığını sanır.
  189. Ya ölürsün ya hayatta kalırsın,
  190. ya ölür ya da başarısız olursun.
  191. Ama şimdi, ya ölürsün ya da hakikaten
    başarısız olursun vardı
  192. ve bu, oyunu tamamen değiştirdi.
  193. O andan itibaren intihar
    konusunda hiç aynı düşünmedim.
  194. Hiç tekrar denemedim,
    hatta hiç aklımdan geçmedi.
  195. Yani şu vardı,
    pervasızlık yaptığımı anladım.
  196. Hayatıma son vermek için
    aşırıya gittiğimi anladım,
  197. her denemem bir öncekinden daha aşırıydı.
  198. Fiziksel olarak sağlam kaldığım için
  199. en azından ibadet amaçlarımı
    gerçekleştirebilirdim,

  200. bu razı olacağım bir şeydi.
  201. İntihar bir emniyet filesi gibiydi,
  202. benim sigortamdı.
  203. Şöyle bir örnek vereyim:

  204. Eğer bir ip cambazı iseniz
  205. gösteriden önce prova yaparsınız
    ve altınızda bir emniyet filesi vardır.
  206. Bir iki kez düşebilirsiniz
    çünkü sorun yoktur.
  207. Fakat gösteri anında aşağıda file yoktur
  208. ve düşmezsiniz
  209. çünkü nereye düşeceksiniz,
    düşerseniz bittiniz demektir.
  210. Hayat da biraz buna benziyor.
  211. İntihar benim emniyet filemdi
  212. çünkü hayat kalitemi ve mutluluğumu
  213. kader benden tamamen çekip almıştı.
  214. Düşündüm ki eğer beni yıkan kaderse
  215. ben cezadan muaftım.
  216. Bir gemiden atlayabilirdim çünkü başıma
    gelenlerden ben sorumlu değildim.
  217. Hayır, benim suçum değildi ki,
    temelli gidebilirdim.
  218. Yalnız, artık yapamıyordum.
  219. Burada takılıp kalmıştım.
  220. Bu yüzden hayata bakışımı değiştirmem
    gerekiyordu ve bunu hemen yapmalıydım.
  221. Değişim "Umarım her şey düzelir"den
    "Her şey düzelecek" biçimine dönüştü.
  222. "Umarım mutlu olurum"dan
    "Sonsuza kadar mutlu olacağım"a dönüştü.
  223. Yani şunu anladım,
    burada kalmak zorundaysam
  224. mutluluktan daha az bir şeye
    razı olmayacaktım
  225. ve eğer bunu istiyorsam
    kendim elde etmeliydim.
  226. Hayatımın kontrolünü ele almalıydım.
  227. Ve bir kez daha, yedi yıldan sonra,
    Shradda tekrar kontrolü ele almıştı.
  228. Bundan sonra şunu gördüm,
    madem burada takılıp kalmışsam
  229. öylesine var olmak istemiyordum,
    yaşamak istiyordum.
  230. Tatminkar bir hayat yaşamanın tek yolu da
  231. benim düşünceme göre
  232. bir tutku bulmaktı.
  233. Bulmam uzun sürmedi.
  234. Yani epeydir bir psikolojik
    rahatsızlıkla mücadele ediyordum.
  235. Bu süre boyunca, hastalığın yaftalandığını
  236. ve bu konuda çok fazla
    yanlış anlama olduğunu görmüştüm.
  237. Öyle görünüyordu ki
  238. psikolojik rahatsızlıkları,
    onu çeken kişiler hariç
  239. hiç kimse bilmiyor gibiydi.
  240. Bunu anlıyorum, çok iyi anlıyorum.
  241. İnsanlar somut, elle tutulan şeyleri sever
  242. ve psikolojik rahatsızlıklar
    hiçbir şekilde somut şeyler değil.
  243. Psikolojik rahatsızlıklar gözle görülmez,
  244. onlara dokunamazsınız, göremezsiniz
  245. ve bu nedenle anlaşılmazlar.
  246. Kırık bacak örneğini alalım.
  247. Biri bacağını kırmıştır.
  248. Kolunuz bacağınız hiç kırılmamış olabilir
  249. ama bütün insanlar en azından
    bir parça fiziksel acı tatmıştır.
  250. Ayak parmağınızı çarptınız diyelim,
  251. bunun nasıl acıdığını bilirsiniz,
    bunun ne çok acıdığını bilirsiniz.
  252. Aklınızdaki bu acıyı alın,
  253. biraz artırın,
  254. kırılan bir kemiğin nasıl
    bir his olduğunu anlayabilir
  255. ve bunu görebilirsiniz de.
  256. Kavraması kolay.
  257. Psikolojik rahatsızlık aynı değil.
  258. Bir kişinin zihinsel durumu
    çok hızlı kötüleşiyor olabilir
  259. ama bunu asla anlamazsınız
  260. çünkü dışarıdaki kabuk
    görünüşte aynı kalır.
  261. Sorun bu.
  262. Tamam, bunu anlıyorum.
  263. Fakat milyonlarca insanın da
    bu şekilde düşünmesi üzücü
  264. ve bunu değiştirmek için kimsenin
    bir şey yaptığı da yok gibi.
  265. Böylece misyonum
    bu görünümü değiştirmek oldu
  266. ve işe başladım.
  267. Şunu anladım ki
    bütün bu şeylerle mücadele ederken
  268. benim lisedeki kişilerin hiçbirine
  269. durumumdan bahsetmemekle,
  270. çok nefret ettiğim şu şeyden,
    damgalanmaktan bahsetmemekle,
  271. öykümü anlatmaktan utanmakla,
  272. bu duruma katkı yapıyordum.
  273. Bunu yenmenin tek yolu da
    kendi gerçeğimle açıkça ortaya çıkmaktı.
  274. Şimdi yaptığım şey işte bu.
  275. Aileme ve arkadaşlarıma,
  276. bir TED konuşması yapacağımın
    haberini verdiğimde
  277. pek çok "tebrikler"
    ve "çok cesursun" tepkisi aldım.
  278. Fakat bunu pek anlamadım
    çünkü ben öyle görmüyordum.
  279. Bu sahneye cesur olduğumdan çıkmadım.
  280. Bu sahnede bu konuşmayı yapıyorum
    çünkü bu konuşmanın yapılması gerekiyor.
  281. Bu konuşmanın yapılması gerek
  282. çünkü insanlar şunu hiç fark etmiyor,
  283. psikolojik hastaların damgalanması,
  284. hastalıktan ıstırap çekenleri
    tedavi aramaktan çok
  285. dolaylı olarak ölüme iter.
  286. İzninizle ne kastediyorum açıklayayım.
  287. Şiddetli depresyonu olan kişiler
  288. ihtiharın eşiğinde olabilir.
  289. Ancak yardım istemeye cesaret ettiklerinde
  290. dikkat çekmeye çalışıyor veya kafayı
    bozmuş yaftası yiyorlar.
  291. İnsanlar bunu bilir, bunu onlar biliyorlar
  292. ve bu nedenle şöyle düşünüyorlar:
  293. "Konuşmayıp sessiz kalsam daha iyi gibi."
  294. Fakat her nedense,
  295. insanlar kanser olduğunu açıkladığında
  296. Facebook paylaşımları 100 beğeni alır,
  297. arkadaşları bir Facebook
    destek grubu sayfası açar,
  298. bu hastalık öyle ciddiye alınıyor ki
  299. hasta çocukları Disneyland'a
    götürme işini yapan
  300. belirli bir kuruluş bile var.
  301. Öldüklerinde - eğer ölürlerse -
  302. bir savaşçı gibi görülürler,
  303. sonuna kadar savaşan cesur insanlardır.
  304. Öyle olmadıklarını söylemiyorum.
  305. Ama her nedense,
  306. birisi psikotik episodlara
    daha fazla tahammül edemeyip
  307. paranoyası tetikleyen,
    devamlı sıcak terleme, bulantı yapan,
  308. sürekli değişen ilaç tedavileriyle
    baş edemeyip,
  309. artık bunlara katlanamayıp
  310. intihar ettiğinde
  311. bencil ve güçsüz olarak görülüyor.
  312. Bu hakikaten şaşırtıcı ve üzücü
  313. çünkü bu iki hastalık da
    diğeri kadar acı verici olabiliyor,
  314. diğeri kadar ölümcül olabiliyor,
  315. ikisi de aynı neticeyi getirebiliyor
  316. ve birbirinden çok farklı görülüyor.
  317. Bu yüzden buradayım çünkü kızgınım.
  318. Kızgınım çünkü yardıma
    ihtiyacım olduğunda
  319. yardım isteyebileceğimi hissetseydim,
  320. bunu insanlara anlatmanın sorun
    olmayacağını hissetseydim,
  321. o zaman belki de ihtiyacım
    olan desteği alabilirdim.
  322. Kendimi belki üç, belki dört,
    belki beş yıl yaşadığım azaptan
  323. kurtarmış olurdum.
  324. Ama ne olacağını bildiğim için
  325. sessizce acı çektim.
  326. Diğerlerinin aynı şeye
    izin vermesini reddediyorum.
  327. Bu konuşmaya tonlarca farklı
    tepki alacağımın farkındayım.
  328. Birileri böyle tabu bir konuda
    birinin konuşmasına çok şaşıracak
  329. çünkü insanlar bu konuyu konuşmaz.
  330. Bundan mutlu olan kişiler de olacak,
  331. onlar da psikolojik rahatsızlıklarını
    açıkça söyleyebileceklerini düşünecekler.
  332. Benim bu sahnede konuşmamın
  333. dikkat çekme taktiği olduğunu
  334. düşünecek kişiler de maalesef olacak.
  335. Bunların hepsini tarttım
  336. ama iki saniye sonra bunu
    yapmamam gerektiğine karar verdim.
  337. Çünkü burada bulunma nedenim
    kabul görmek değil,
  338. bu hiç umurumda değil.
  339. Bir mesaj vermek için buradayım:
  340. Bu konu konuşulmalı çünkü bu konu
    yeterince gündeme getirilmiyor
  341. ve sorun bu.
  342. Kim olursanız olun,
    kim olduğunuz önemli değil,
  343. sözüme güvenin, sizin için bir umut var.
  344. Bir umudunuz var, başarabilirsiniz,
  345. sonsuza kadar acı çekmek
    zorunda değilsiniz.
  346. En son mutlu oluşunuzun üzerinden
    ne kadar zaman geçmiş olursa olsun,
  347. şimdi buradasınız ve bunun anlamı
    bir gün daha, bir gün daha kalabilirsiniz,
  348. kendi başarı öykünüzü gerçekleştirene
    dek, ne kadar gerekiyorsa kalabilirsiniz.
  349. Çok güzel şeyler yaşayacaksınız
  350. çünkü o güzel şeyleri
    siz gerçekleştireceksiniz.
  351. Sonra şunu anlamanız gerekiyor:
  352. bu çektikleriniz
    ve yaşadıklarınız sayesinde
  353. hiç kimsede olmayan beceri
    ve yetenekler kazandınız.
  354. Öyleyse bunları
    kendi avantajınıza kullanın
  355. dışarı çıkın ve dünyaya
    ne olduğunuzu gösterin.
  356. Eğer bu konuşmadan aklınızda
    bir şey kalmasını istesem
  357. şu olsun derim:
  358. Asla olduğunuz yere bakıp
  359. işler daha kötü olamaz sanmayın.
  360. Çünkü inan bana,
  361. işler daha da kötüleşebilir.
  362. İşler çok daha kötüleşebilir.
  363. Fakat aynı zamanda
    işler çok iyiye de gidebilir.
  364. Teşekkür ederim.
  365. (Alkışlar)