YouTube

Teniu un compte YouTube?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtítols

← Yolsuzluğun ilacı yenilik

Obtén el codi d'incrustació
21 llengües

Showing Revision 7 created 10/08/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. 2011'de
  2. Nijerya'da kardeşimin
    öğretmenlik yaptığı bir üniversitede
  3. birisi ofisine zorla girdi.
  4. Neyse ki zorla giren kişi yakalandı,
    tutuklandı ve mahkemeye çıkarıldı.
  5. Mahkemeye gittiğimde
  6. kardeşimin davasına atanan kâtipler,
  7. rüşvet ödemediği takdirde evrak işlerini
    işlemden geçirmeyeceklerini söyledi.
  8. İlk önce bunun eşek şakasının
    bir parçası olduğunu düşündü.
  9. Ama daha sonra ciddi olduklarını fark etti
  10. ve çok öfkelendi.
  11. Yani, bir düşünün:
    Ona yardım etmesi gereken insanlarla
  12. bir suçun kurbanı olan kardeşim var
  13. ve ondan rüşvet talep ediyorlar.
  14. Ülkemdeki milyonlarca insanı etkileyen
    yolsuzluğun birkaç yolundan sadece biri.
  15. Nijerya'da büyürken şunu anladım ki

  16. yolsuzluk toplumun neredeyse
    her bölümüne yayılmış.
  17. Milyonlarca doları zimmetine geçiren
    siyasetçilerin haberleri çok yaygın.
  18. Para çalmak veya her gün çok çalışan
    vatandaşların parasını sızdırmak
  19. polis memurlarının rutin bir uygulaması.
  20. Yolsuzluk sürdüğü sürece
  21. gelişimin asla gerçekten
    gerçekleşmeyeceğini hissettim.
  22. Ancak son birkaç senedir
  23. yenilik ve refah üzerine
    yaptığım araştırmayla
  24. yolsuzluğun aslında gelişimimizi
    engelleyen bir sorun olmadığını öğrendim.
  25. Aslında yolsuzluk, üzerine basmakalıp
    düşünceler ve gelişimle olan ilişkisi
  26. sadece yanlış değil, aynı zamanda
    birçok yoksul ülkeyi geride tutuyor.
  27. Düşünme şöyle gerçekleşiyor:

  28. Yoksul ve yolsuzluk olan bir toplumda
  29. yolsuzluğu azaltmada elimizdeki
    en iyi fırsat iyi kanunlar yapmak
  30. ve onları iyi bir şekilde uygulamak,
  31. böylece gelişim ve yeniliğin
    ilerlemesi için yol açılacak.
  32. Kağıt üzerinde mantıklı,
  33. işte bu yüzden birçok hükümet
    ve gelişim organizasyonları
  34. her yıl milyarlarca doları kurumsal reform
  35. ve yolsuzluk karşıtı
    programlara yatırıyor.
  36. Ancak bu programların çoğu
    yolsuzluğu azaltmada başarısız oluyor
  37. çünkü ters bir denklemimiz var.
  38. Gördüğünüz üzere toplumlar yolsuzluğu
    düşürdükleri için gelişmiyor.
  39. Geliştikleri için yolsuzluğu
    düşürebiliyorlar.
  40. Toplumlar yenilik üzerine yapılan
    yatırımlarla gelişiyor.
  41. İlk başta bunun imkânsız
    olduğunu düşünmüştüm.

  42. Aklı başında biri neden iş yapmak için
  43. en azından görünürde berbat bir yer gibi
    görünen bir topluma yatırım yapar ki?
  44. Anlarsınız ya, siyasetçilerin yozlaşmış
    ve tüketicilerin de yoksul olduğu
  45. bir toplumda neden yapsınlar ki?
  46. Ancak daha sonra yenilik ve yolsuzluk
    arasındaki ilişkiyi daha fazla öğrendikçe
  47. olayları daha farklı görmeye başladım.
  48. Bölge telekomünikasyon
    endüstrisini geliştirdikçe

  49. Sahra Altı Afrika'da
    işler işte böyle değişti.
  50. 1990'ların sonlarında
  51. Sahra Altı Afrika'daki insanların
    %5'inden azının telefonları vardı.
  52. Nijerya'da, örneğin,
    110 milyondan fazla insan vardı
  53. ama tüm ülkede yarım milyondan
    daha azının telefonu vardı.
  54. Bu azlık, endüstrideki
    yaygın yolsuzluğu arttırdı.
  55. Demek istiyorum ki devlete ait telefon
    şirketleri için çalışan kamu görevlileri
  56. telefon isteyen insanlardan
    rüşvet talep etti.
  57. Birçok insan rüşveti ödemeye
    gücü yetmediği için
  58. telefonlar sadece varlıklı
    olanlarda mevcuttu.
  59. Daha sonra Mo Ibrahim adında bir girişimci

  60. kıtada bir telekomünikasyon
    şirketi kurmaya karar verdi.
  61. Meslektaşlarına bu fikrini söylediğinde
    ona sadece güldüler.
  62. Ama Mo Ibrahim kararlıydı.
  63. 1998'de Celtel'i kurdu.
  64. Şirket, bölgedeki en yoksul
    ve en yozlaşmış ülkelerden bazılarında --
  65. Kongo, Malavi, Sierra Leone
    ve Uganda gibi ülkelerden bahsediyorum --
  66. milyonlarca Afrikalı için uygun fiyatlı
    cep telefonu ve iletişim hizmeti sundu.
  67. Gördüğünüz üzere araştırmamızda
    Mo Ibrahim'in kurduğu şeye
  68. "piyasa-yaratıcı yenilik" diyoruz.
  69. Piyasa-yaratıcı yenilikler,
    karmaşık ve pahalı ürünleri
  70. basit ve uygun fiyatlı
    ürünlere dönüştürüyor
  71. ki böylece toplumdaki çok daha
    fazla insan onlara erişebiliyor.
  72. Bu durumda ise telefonlar,
  73. Celtel onları çok daha uygun fiyatlı
    hâle getirmeden önce pahalıydı.
  74. Diğer yatırımcılar --
    aslında meslektaşlarından bazıları --

  75. kıtada başarılı bir cep telefonu şirketi
    kurmanın mümkün olduğunu gördükçe
  76. milyarca dolarlık yatırımlar yaptılar
  77. ve bu, endüstride çok önemli
    bir büyüme sağladı.
  78. 2000 yılında neredeyse hiçbir şey yokken,
  79. günümüzde neredeyse
    her Afrika ülkesinin şimdi
  80. canlı bir telekomünikasyon endüstrisi var.
  81. Sektör şimdi 1 milyara yakın
    telefon bağlantısını destekliyor,
  82. yaklaşık olarak 4 milyon
    istihdam yaratıyor
  83. ve her yıl milyarlarca dolar
    vergi oluşturuyor.
  84. Bunlar, devletlerin şimdi
    kendi kurumlarını yaratmak amacıyla
  85. ekonomilerine yeniden yatırım
    yapmak için kullandıkları vergiler.
  86. Olay şu:
  87. Çoğu insan artık kamu görevlilerine
  88. sadece bir telefon almak için
    rüşvet vermediği için
  89. yolsuzluk -- en azından
    bu endüstride -- azaldı.
  90. Eğer Mo Ibrahim yatırım yapmadan önce
  91. Sahra Altı Afrika'nın tümünde
    yolsuzluğun düzelmesini bekleseydi
  92. bugün hâlâ bekliyor olurdu.
  93. Yolsuzluğa kalkışan insanların çoğu
    yapmamaları gerektiğini biliyor.

  94. Telefon vermek için insanlardan
    rüşvet talep eden kamu görevlileri
  95. ve rüşveti ödeyen insanlar
  96. suç işlediklerini biliyorlardı.
  97. Ama yine de yaptılar.
  98. Soru ise şu: Neden?
  99. Cevap?
  100. Kıtlık.
  101. Ne zaman insanlar nadir olan
    bir şeye erişim sağlamaktan yararlanıyorsa

  102. bu yolsuzluğu çekici kılıyor.
  103. Bildiğiniz üzere yoksul ülkelerde
    devlet fonundan para sızdıran
  104. yozlaşmış siyasetçilerden
    çok şikayet ederiz.
  105. Ama bu ülkelerinden birçoğunda
    ekonomik fırsat azdır.
  106. Dolayısıyla yolsuzluk servet kazanmanın
    çekici bir yolu hâline gelir.
  107. Aynı zamanda her gün
    çok çalışan vatandaşlardan
  108. para sızdıran polis memurları gibi
    devlet memurlarından da şikâyet ederiz.
  109. Ama çoğu devlet memuru
    oldukça düşük ücret alıyor
  110. ve çaresiz hayatları var.
  111. Dolayısıyla onlar için para sızdırma
    veya yolsuzluk, geçinmek için iyi bir yol.
  112. Bildiğiniz üzere bu olgu
    varlıklı ülkelerde de rol oynuyor.

  113. Zengin ebeveynler üniversite
    memurlarına rüşvet verdiğinde --
  114. (Gülüşmeler)

  115. Zengin ebeveynler üniversite memurlarına

  116. çocukları seçkin üniversitelere
    girebilsin diye rüşvet verdiğinde
  117. durum farklı
  118. ama ilke aynı.
  119. Demek istediğim, seçkin
    üniversitelere girmek zordur
  120. dolayısıyla rüşvetçilik çekici hâle gelir.
  121. Mesele şu ki

  122. toplumda nadir veya seçkin olan şeyler
    olmamalı demeye çalışmıyorum.
  123. Açıklamaya çalıştığım şey
  124. yolsuzluk ve nadirlik arasındaki bu ilişki
  125. ve çoğu yoksul ülkelerde
    birçok oldukça temel şeyler nadirdir.
  126. Yemek,
  127. eğitim,
  128. sağlık hizmeti,
  129. ekonomik fırsat,
  130. iş gibi şeyleren bahsediyorum.
  131. Bu, yolsuzluğun büyümesi için
    mükemmel bir üreme alanı.
  132. Bu bahane hiçbir şekilde
    davranışı bozmuyor.
  133. Sadece biraz daha iyi anlamamızı sağlıyor.
  134. Nesneleri uygun fiyatlı hâle getiren
  135. ve çok daha fazla insana
    erişilebilir kılan işlere yatırım yapmak
  136. bu nadirliğe saldırıyor
  137. ve hükûmetlerin ekonomilerine yeniden
    yatırım yapmaları için gelir yaratıyor.
  138. Bu, ülke çapında bir düzeyde olduğunda

  139. milletleri kökten değiştirebilir.
  140. Güney Kore'deki etkiyi göz önüne alın.
  141. 1950'lerde Güney Kore
    son derece yoksul bir ülkeydi
  142. ve çok yozlaşmıştı.
  143. Ülke, otoriteryen bir hükûmet
    tarafından yönetiliyordu,
  144. rüşvetçilik ve yolsuzlukla doluydu.
  145. Aslında o zamanın ekonomistleri
  146. Güney Kore'nin sefalet içinde
    hapsedildiğini söylüyordu
  147. ve bunu "ekonomik bir bunalım"
    olarak tanımlıyordu.
  148. Güney Kore'nin kurumlarına baktığınızda
  149. 1980'ler kadar geç zamanlarda bile
  150. en yoksul ve en yozlaşmış Afrika
    ülkeleriyle o zaman eşdeğer tutuluyordu.
  151. Ama Samsung, Kia
    ve Hyundai gibi şirketlerin
  152. çok daha fazla insan için nesneleri
    çok daha uygun fiyatlı hâle getiren
  153. yeniliklere yatırım yapmasıyla
  154. Güney Kore en sonunda zengin oldu.
  155. Ülke daha varlıklı oldukça

  156. otoriteryen bir hükûmetten
    demokratik bir hükûmete geçebildiler
  157. ve kendi kurumlarını kurmak için
    yeniden yatırım yapabildiler
  158. ve bu harika bir şekilde sonuç verdi.
  159. Örneğin 2018'de Güney Kore'nin başkanı
    yolsuzluğa bağlı suçlamalarla
  160. 25 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.
  161. Bu, ülke yoksul ve otoriteryen bir hükûmet
    tarafından yürütüldüğü zamanlarda,
  162. on yıllar önce asla olamazdı.
  163. Aslında bugün en zengin
    ülkelere baktığımızda
  164. bulduğumuz şey varlıklı hâle geldikçe
    yolsuzluğu azaltabilmiş olmalarıydı --
  165. daha öncesinde değil.
  166. O hâlde hangi sonuca varmalıyız?

  167. Yolsuzluğu sadece göz ardı etmemiz
    gerektiğini söylüyorum gibi gelebilir.
  168. Hiçbir şekilde söylediğim şey bu değil.
  169. Aksine önerdiğim şey,
  170. yolsuzluğun, özellikle de
    yoksul ülkelerdeki insanlar için,
  171. geçici bir çözüm olduğu.
  172. Bir sorunu çözmede
  173. daha az iyi seçeneklerin
    olduğu bir yerde faydalıdır.
  174. Birçok insan için ürünleri
    çok daha uygun fiyatlı hâle getiren
  175. yeniliklere yatırım yapmak
    sadece bu nadirliğe saldırmıyor,
  176. aynı zamanda devletlerin
    kurumlarını güçlendirmek için
  177. ekonomilerine yeniden
    yatırım yapmaları için
  178. sürdürülebilir bir gelir
    kaynağı yaratıyor.
  179. Bu, en sonunda yolsuzluğu
    azaltmamıza yardımcı olacak
  180. ekonomik gelişim yapbozundaki
    önemli eksik parça.
  181. 16 yaşındayken Nijerya'ya karşı
    umudumu kaybettim.

  182. Bir bakıma ülke aslında daha da kötüleşti.
  183. Geniş çaptaki yoksulluğa
    ve sık görülen yolsuzluğa ek olarak
  184. Nijerya şimdi de Boko Haram gibi
    terör örgütleriyle uğraşıyor.
  185. Ama bir şekilde bugün Nijerya konusunda
    daha önce olduğumdan çok daha umutluyum.
  186. İnsanlar için istihdam yaratan
  187. ve nesneleri daha
    uygun fiyatlı hâle getiren
  188. yeniliklere yatırım yapan
    organizasyonları gördüğümde --
  189. ilaçları ve tıbbi ürünleri insanlar için
    daha uygun fiyatlı hâle getiren
  190. Lifestores Pharmacy gibi
    organizasyonlardan bahsediyorum
  191. veya birçok küçük işletme için lojistik
    ve dağıtımın azlığıyla mücadele eden
  192. Metro Africa Xpress gibi
  193. veya yazılım geliştiriciler için
    ekonomik fırsat yaratan Andela gibi --
  194. geleceğe karşı iyimserim.
  195. Umarım siz de olursunuz.
  196. Teşekkür ederim.

  197. (Alkış)