Turkish subtítols

← Plastik atığı bitirmek için radikal bir plan

Obtén el codi d'incrustació
39 llengües

Showing Revision 16 created 03/30/2020 by Gözde Alpçetin.

  1. Chris Anderson: Son birkaç yıldır
    bu soruna takıntılısın.
  2. Kendi sözcüklerinle sorun nedir?
  3. Andrew Forrest: Plastik.

  4. Bu kadar basit.
  5. Bu muazzam dinamik ürünü
    kullanmadaki yetersizliğimiz
  6. ve doğrudan çöpe atmamız.
  7. CA: Bu yüzden her yerde atık görüyoruz.

  8. En aşırı haliyle, biraz böyle görünüyor.
  9. Bu fotoğraf nerede çekilmişti?
  10. AF: Filipinler'de.

  11. Bayanlar ve baylar,
  12. tamamen böyle görünen
    çok sayıda nehir var.
  13. Burası Filipinler.
  14. Yani Güneydoğu Asya'nın her yeri.
  15. CA: Plastik nehirlere atılıyor

  16. ve oradan da okyanuslara karışıyor.
  17. Yani plastiği plajlarda açıkça görüyoruz
  18. ama sizin asıl endişeniz bu bile değil.
  19. Mesele, okyanuslarda başına
    gerçekten ne geldiği.
  20. Bunun hakkında konuşalım.
  21. AF: Tamam. Teşekkürler Chris.

  22. Dört yıl kadar önce,
  23. gerçekten delice bir şey yapmak istedim
  24. ve deniz ekolojisi üzerine
    doktora yapmaya karar verdim.
  25. Bunun korkunç tarafı şuydu:
  26. Tabii ki deniz yaşamına dair
    birçok şey öğrendim
  27. fakat deniz ölümleri hakkında
    daha çok şey öğrendim
  28. ve balıkların, deniz yaşamının,
    deniz memelilerinin
  29. aşırı kitle halindeki ekolojik ölüm oranı
    hakkında daha çok şey öğrendim,
  30. biyolojileri bize çok yakın,
  31. milyonlarcası ölüyor, aksi halde
    plastiğin kontrolü altındayken
  32. sayamayacağımız kadar
    trilyonlarcası ölecek.
  33. CA: İnsanlar plastiğin çirkin ama
    kalıcı olduğunu düşünüyorlar, değil mi?

  34. Okyanusa bir şey fırlatırsın;
  35. "Hey, sonsuza kadar orada duracak.
    Herhangi bir zarar veremez, değil mi?"
  36. AF: Chris, bu, ekonomi için
    tasarlanmış inanılmaz bir madde.

  37. Çevre için olası en kötü madde.
  38. Plastiklerle ilgili en kötü şey,
  39. çevreye ulaşır ulaşmaz parçalanmasıdır.
  40. Plastik olmayı asla bırakmaz.
  41. Çok daha küçük ve küçük parçalara ayrılır
  42. Chris, bu konuda birkaç senedir
    deniz ekolojisinde edindiğimiz
  43. son biyolojik gelişmelere göre,
  44. bu insanları da vuracak.
  45. Negatif yüklü çok küçük plastik
    partiküllerden oluşan nanoplastiğin
  46. deri gözeneklerinizden direkt
    geçebileceğinin şu an bilincindeyiz.
  47. Kötü haber bu değil.
  48. Kötü haber, bunun direkt
    beyninizi korumakla görevli olan
  49. ve koruyucu bir kılıf görevi gören
    kan-beyin bariyerine gitmesidir.
  50. Beyniniz küçük elektriksel yükle dolu,
    nemli, biçimsiz bir kütledir.
  51. Bunun içine negatif bir partikül
    bırakıyorsunuz,
  52. özellikle patojen taşıyabilen
    negatif yüklü bir partikül.
  53. Böylelikle patojenler,
    toksinler, cıva, kurşun gibi
  54. pozitif yüklü elementleri çeken
  55. negatif bir yüke sahipsiniz.
  56. Bu, önümüzdeki 12 ay içinde
    göreceğimiz bilimsel bir gelişme.
  57. CA: Okyanusta bulunan
    bu büyüklükteki her balık için

  58. yaklaşık 600 plastik poşet
    olduğunu zaten söyledin.
  59. Giderek parçalanıyorlar
  60. ve bunların çok daha fazlası olacak,
  61. bunun sonuçlarının başlangıcını
    henüz görmedik bile.
  62. AF: Evet, gerçekten görmedik.

  63. Ellen MacArthur Vakfı'nda
    bir grup iyi bilim insanı var.
  64. Bir süredir onlarla çalışıyoruz.
  65. Çalışmalarını tamamen onaylıyorum.
  66. Söylediklerine göre Chris,
  67. her üç ton balık için
    bir ton plastik olacak
  68. ve bu 2050'ye kadar değil --
  69. 2050 hakkında konuşan insanlara
    tahammül edemiyorum --
  70. bu sayı 2025'e kadar olacak.
  71. Eli kulağında.
  72. Gerçekleşmek üzere.
  73. Deniz yaşamını komple yok etmek için
    bir ton plastiğe ihtiyacınız yok.
  74. Daha azı bile güzel bir iş çıkarır.
  75. Dolayısıyla buna derhal bir son
    vermeliyiz, zamanımız yok.
  76. CA: Peki, bunu bitirmek için
    bir fikrin var

  77. ve bunu sanırım tipik
    bir çevre kampanyacısı olarak değil
  78. bir iş insanı ve girişimci olarak
    öne sürüyorsun.
  79. Tüm yaşamını küresel
    ekonomik sistemleri
  80. ve nasıl çalıştıklarını düşünerek
    geçiren biri olarak söylüyorsun.
  81. Doğru anladıysam
  82. fikrin buna benzeyen kahramanlara bağlı.
  83. Bu kız ne işle uğraşıyor?
  84. AF: O bir eskici, Chris.

  85. Onun gibi 15-20 milyon eskici vardı,
  86. ta ki Çin herkesin çöpünü
    almayı bırakana kadar.
  87. Plastiğin fiyatı çok düşüktü ve çöktü.
  88. Bu durum, onun gibi insanları şuna itti --
  89. o şu anda okul çağında bir çocuk.
  90. Okulda olması gerekiyor.
  91. Bu muhtemelen köleliğe
    oldukça benzer bir şey.
  92. Kızım Grace ve ben onun gibi
    yüzlerce insanla tanıştık.
  93. CA: Böyle birçok yetişkin de var, dünya
    çapında abartısız milyonlarca insan var.

  94. Örneğin, dünyadaki bazı endüstrilerde
  95. çok fazla metal atık
    görmediğimizi söylüyorlar.
  96. AF: Kesinlikle doğru.

  97. Bu küçük kız gerçekten de çevre kahramanı.
  98. Şu an gelecekteki büyük
    bir petrokimya fabrikası ile yarışıyor.
  99. Bu 3,5 milyar dolarlık
    bir petrokimya fabrikası.
  100. İşte sorun bu.
  101. Plastik ve katı atık sahasında,
    Birleşik Devletler'de sahip olduğumuz
  102. tüm petrol ve benzin kaynaklarından
    daha fazla petrol ve benzin var.
  103. Bu yüzden, o bir kahraman.
  104. Bayanlar ve baylar, işte bir katı atık
    sahası böyle görünüyor,
  105. katı petrol ve benzin.
  106. CA: Yani dünyadaki eskicilerin
    geçimlerini sağlayacakları,

  107. ki sağlayabilirlerse çok yüksek bir
    potansiyel orada hapsolunmuş.
  108. Peki ama neden yapamıyorlar?
  109. AF: Çünkü fosil yakıtlardan

  110. bir plastik fiyatı işlettik
  111. ki bu, ekonomik ve kârlı olarak
  112. plastikten plastiğe geri dönüştürmek için
    mal olacağı şeye bağlı.
  113. Tüm plastikler petrol
    ve benzinden üretiliyor.
  114. Plastik %100 oranında polimerdir,
    polimer ise %100 petrol ve benzindir.
  115. Tüm ihtiyaçlarımız için
    dünyada yeteri kadar plastik var.
  116. Plastiği geri dönüştürdüğümüzde,
  117. eğer fosil yakıttan yapılan plastikten
    daha ucuza geri dönüştüremezsek,
  118. o zaman dünya tabii ki fosil yakıttan
    yapılan plastiğe mecbur kalır.
  119. CA: Temel sorun bu.

  120. Geri dönüştürülmüş plastiğin fiyatı,
  121. daha çok benzinle yeni yapılmış plastiğin
    fiyatından genellikle daha yüksek.
  122. İşte temel mesele bu.
  123. AF: Burada, kurallarda
    ince bir ayar var, Chris.

  124. Ben bir madde insanıyım.
  125. Bütün köylerin etrafında
    eskiden hurda metal, moloz demir
  126. ve bakır parçalarının olduğunu anlıyorum,
  127. bu özellikle gelişen
    dünyada gerçekleşirdi.
  128. İnsanlar bunun değerinin
    olduğunu anladılar.
  129. Aslında kıymetli bir eşya,
  130. bir atık değil.
  131. Şu an köyler, şehirler ve caddeler temiz,
  132. bakır hurdasına ya da demir hurdasına
    takılıp düşmüyorsunuz.
  133. Çünkü kıymetli bir eşya
    ve geri dönüştürülüyor.
  134. CA: Peki, plastikte bu durumu
    değiştirmeye çalışmak adına fikrin nedir?

  135. AF: Peki, Chris,

  136. doktoramın büyük bir kısmında
    araştırma yaptım.
  137. Bu meslekte sorunu olmayan
    bir iş insanı olmanın iyi tarafı,
  138. insanların sizi görmek istemesi.
  139. Yani, diğer iş insanları,
  140. bir hayvanat bahçesindeki hayvan
    bile olsanız görmek isterler
  141. ve şöyle derler: "Peki, tamam,
    hepimiz Twiggy Forrest ile tanışacağız."
  142. Orayı bir kez girdiğinizde
    onları sorgulayabilirsiniz.
  143. Dünyadaki birçok petrol
    ve benzin şirketinde,
  144. hızla gelişen tüketim ürünleri
    şirketinde bulundum
  145. ve değişmek adına gerçek bir irade var.
  146. En iyisini umut eden
  147. ve hiçbir şey yapmayan birkaç dinozor var
  148. fakat değişmek adına gerçek bir irade var.
  149. Bu yüzden, tartıştığım şey
  150. dünyadaki 7,5 milyar insanın
  151. çevrelerinin plastikle tarumar
    edilmesini hak etmemeleri,
  152. okyanusları plastik yüzünden
    fakir ya da çorak deniz haline geliyor.
  153. Bu silsileye geliyorsunuz
  154. ve bir sürü ürün satın aldığımız
    on binlerce marka var
  155. fakat tek kullanımlık
    bütün plastiği püskürten
  156. sadece 100 tane reçine üreticisi
  157. ve petrokimya tesisi var.
  158. CA: Yani, 100 tane şirket,

  159. bir bakıma bu besin zincirinin
    tam merkezinde.
  160. AF: Evet.

  161. CA: Peki, bu 100 şirketin
    ne yapmasına ihtiyacınız var?

  162. AF: Peki, plastiğin yapı taşı olan
    petrolün ve benzinin değerini

  163. yükseltmelerine ihtiyacımız var,
  164. ki ben bunlara "kötü plastik" diyorum.
  165. Bunların değerini yükseltince
  166. bunlar markalara ve biz
    tüketicilere yayıldığı zaman
  167. kahve fincanımızdaki, koladaki, Pepsi'deki
  168. veya herhangi içecekteki
    artışı fark etmeyeceğiz bile.
  169. CA: Ne kadar, bir sent kadar mı fazla?

  170. AF: Daha az. Çeyrek sent ya da yarım sent.

  171. Kesinlikle çok küçücük artış.
  172. Fakat ne işe yarar?
  173. Tüm dünyadaki plastiğin
    kıymetli eşya olmasını sağlar.
  174. En kötü atık nerede?
  175. Diyelim ki Güneydoğu Asya'da,
    Hindistan'da,
  176. orada plastik en değerli olacak.
  177. CA: Peki, burada iki kısım
    var gibi hissediyorum.

  178. İlki, eğer daha çok para isterlerse
  179. ve bu aşırılığı biçimlendirip
  180. ödemesini yaparlarsa
    -- nereye ödeyecekler?
  181. Bu sorunu ele almak için
    işletilen bir fona -- hangi sorunu?
  182. Bu parayı ne için kullanacaklar?
    Ekstra aldıkları parayı kastediyorum.
  183. AF: Çok büyük işletmelere
    seslendiğimde şöyle diyorum:

  184. "Sizi değiştirmek istiyorum
    ve bunu çok hızlı yapmak istiyorum."
  185. Ben şöyle demedikçe
    gözleri sıkıntıdan dökülüyor:
  186. "Bu iyi bir iş."
  187. "Peki, şimdi dikkatimizi çektin Andrew."
  188. Ben de şöyle diyorum: "Peki, çevresel
    ve endüstriyel bir geçiş fonuna
  189. katkıda bulunmanıza ihtiyacım var.
  190. İki-üç yıldır,
    tüm küresel plastik endüstrisi,
  191. yapı taşlarını fosil yakıtlardan
    elde etmek yerine
  192. plastikten elde etmek için geçiş halinde.
  193. Teknoloji oralarda.
  194. Bu kanıtlanmış."
  195. İki multi dolar milyarderi
    işletmesini sıfırdan aldım,
  196. onlara teknolojinin
    hesaplanabileceğini fark ettirdim.
  197. Plastik sektöründeki en azından
    bir düzine teknolojinin,
  198. her tür plastiği ele aldığını görüyorum.
  199. Bu yüzden, bu teknolojilerin bir kez
    ekonomik bir limiti olduğunda,
  200. ki bu durum onlara bunu sağlıyor,
  201. o zaman küresel toplum,
  202. bütün plastiği var olan plastikten alacak.
  203. CA: Yani işlenmemiş plastiğin her satışı,
    esasen endüstrinin geçişi için

  204. temizlemeye ve başka parçalara
    ödeme yapmaya başlamak için
  205. kullanılan bir fona para katkısı yapıyor.
  206. AF: Kesinlikle, kesinlikle.

  207. CA: Ayrıca inanılmaz
    bir yan faydası da var

  208. ki bu bir pazar oluşturmanın
  209. temel bir faydası bile olabilir.
  210. Geri dönüştürülebilir plastiği,
  211. dünya çapındaki milyonlarca insanın
    saklamasının yeni bir yolunu bulmak için
  212. ortaya çıkarabilen
    devasa bir iş haline birden getirir.
  213. AF: Evet, kesinlikle.

  214. Yani tek yaptığınız şu: Bu değerde
    fosil yakıttan elde edilmiş plastik var
  215. ve şu değerde de geri
    dönüştürülmüş plastik var.
  216. Bunu değiştiriyorsunuz.
  217. Böylece geri dönüştürülmüş
    plastik daha ucuz oluyor.
  218. Chris, bu konuda en sevdiğim şey,
  219. çevreye 300-350 milyon ton
    atık plastik boşaltıyoruz.
  220. Petrol ve benzin şirketlerinin
    kendi hesaplarında,
  221. bu miktar 500 milyon tona ulaşacak.
  222. Bu artış gösteren bir sorun.
  223. Fakat bunun her bir tonu polimer.
  224. Polimerin bir tonu, 1000-1500 dolar.
  225. Bu, yarım trilyon doların işe dahil olup
  226. istihdamlar, fırsatlar yaratabilmesi
    ve dünya çapındaki servetin
  227. özellikle en yoksul bölgelere
    adil dağıtılabilmesi demek.
  228. Şimdiye dek bunları kenara attık.
  229. CA: Yani bu durum büyük şirketlerin

  230. geri dönüşüm tesislerine
    yatırım yapmalarını sağlayacak
  231. -- hem de bütün dünyada.
  232. AF: Tüm dünyada.

  233. Çünkü teknoloji
    düşük sermayeli bir maliyet,
  234. onu atığı reçineye çeviren
    bir çöp kutusuna koyabilirsin,
  235. bir otelin dibine atabilirsin,
  236. atık deposuna, her yere atabilirsin.
  237. CA: Sen bir hayırseversin

  238. ve kendi servetinin bir kısmını
    buna adamaya hazırsın.
  239. Hayırseverliğin bu projedeki rolü nedir?
  240. AF: Bence yapmak zorunda olduğumuz şey,

  241. bu işin sürmesi için
    40-50 milyon dolar bağışlamak,
  242. sonra da tam bir şeffaflık
    yaratmak zorundayız,
  243. böylece herkes neler olduğunu
    tam olarak görebilir.
  244. Reçine üreticilerinden,
    markalara ve tüketicilere kadar
  245. herkes oyunu kimin oynadığını,
  246. dünyayı kimin koruduğunu
    ve kimin umurunda olmadığını görebilir.
  247. Bu, haftalık bir milyon dolara mal olacak
  248. ve bunu beş yıl boyunca finanse edeceğiz.
  249. Toplam katkı yaklaşık
    300 milyon Amerikan Doları.
  250. CA: Vay canına.

  251. Peki --
  252. (Alkış)

  253. Coca-Cola gibi
    diğer şirketlerle de görüştün,

  254. bunu yapmaya istekliler,
    daha yüksek ücret ödemeye istekliler,
  255. adil olduğu sürece,
  256. daha yüksek bir ücret
    ödemek istiyorlar.
  257. AF: Evet, adil bir durum.

  258. Coca-Cola, Pepsi'nin her şeye
    evet demediğini tüm dünya öğrenmedikçe
  259. Pepsi ile işbirliği yapmak istemiyor.
  260. Sonra da umursamıyorlar.
  261. Bu, pazarın şeffaflığı,
  262. eğer insanlar sistemi
    dolandırmayı denerlerse
  263. pazar ve tüketiciler bunu görebilecek.
  264. Tüketiciler bunun içinde
    bir rol almayı istiyorlar.
  265. 7,5 milyar insanız.
  266. 100 şirket tarafından dünyamızın
    parçalanmasını istemiyoruz.
  267. CA: Şirketlerin ne yapabileceğini

  268. ve sizin ne yapmak istediğinizi söyledin.
  269. Bizi dinleyen insanlar ne yapabilir?
  270. AF: Peki, tüm dünyadaki herkesin

  271. noplasticwaste.org
    web sitesine girmesini istiyorum.
  272. 100 reçine üreticisinden
  273. bölgenizde bulunan bir tanesine ulaşın.
  274. E-posta, Twitter
    ya da telefon numarası olan
  275. en az bir tanesini bulun
  276. ve sizin adınıza bir fona
  277. katkıda bulunmalarını
    istediğinizi onlara bildirin.
  278. bu fonu endüstri ya da Dünya Bankası
    yönetiyor olabilir.
  279. Fonda, yılda onlarca
    milyar dolar artış oluyor,
  280. böylece endüstrinin
    plastiği fosil yakıttan ziyade
  281. plastikten elde etmeye
    geçişine katkı sağlayabilirsiniz.
  282. Buna ihtiyacımız yok.
    O kötü, bu iyi.
  283. Ayrıca bu plastik çevreyi temizleyebilir.
  284. Bunun için yeterli sermayemiz var,
  285. çevreyi temizlemek için
  286. yıllık onlarca milyar
    dolarımız var, Chris.
  287. CA: Geri dönüşüm sektöründesin.

  288. Bu durum muazzam
    bir iş fırsatından ziyade,
  289. senin için bir çıkar çatışması değil mi?
  290. AF: Evet, ben demir cevheri işi yapıyorum,

  291. hurda metal sektörüyle rekabet halindeyim,
  292. bu yüzden etrafta düşüp duran
  293. ve ayak parmağınızı kesen
    hiçbir hurdanız yok
  294. çünkü bunlar toplanıyor.
  295. CA: Plastik geri dönüşüm işine girmek
    senin için bir bahane değil.

  296. AF: Bu yükselişe alkış tutacağım.

  297. Bu, plastik atığın interneti olacak.
  298. Tüm dünyaya yayılan
    canlı bir endüstri olacak
  299. ve yoksul yerlerdeki çöp daha fazla
    olduğundan, özellikle oralarda canlanacak.
  300. İşte bu da kaynak.
  301. Arkama yaslanıp buna alkış tutacağım.
  302. CA: Twiggy, dünyadaki birçok insanın

  303. temelden dönüşüm geçirmek için
    canlandırıcı yeni ekonomilere,
  304. büyük tedarik zincirlerine,
  305. böyle büyük endüstrilere
    hasret kaldığı bir çağdayız.
  306. Bu, aklıma muazzam bir fikir getiriyor,
  307. bunu gerçekleştirmek için seni bu yolda
    destekleyecek çok insana ihtiyacın olacak.
  308. Bizimle paylaştığın için teşekkürler.
  309. AF: Çok teşekkür ederim.
    Teşekkürler Chris.

  310. (Alkış)