Turkish subtítols

← Binlerce yabancıyı siyaset konuşmak için bir araya getirdiğimizde ne oldu

Obtén el codi d'incrustació
27 llengües

Showing Revision 7 created 09/16/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Bu, Joanna.
  2. Joanna, Polonya'da
    bir üniversitede çalışıyor.
  3. Bir cumartesi sabahı saat 3'te kalktı,
  4. sırt çantasını topladı
  5. ve bin kilometreden fazla yol aldı,
  6. sadece bir yabancıyla
    siyasi bir tartışma yapmak için.
  7. Adı Christof ve Almanya'da
    bir müşteri yöneticisi.
  8. İkisi daha önce hiç tanışmadılar.
  9. Sadece Avrupa siyaseti, göçmenlik
    veya Rusya'yla ilişkiler hakkında,
  10. ne olursa olsun tamamen
    karşıt görüşte olduklarını biliyorlardı.
  11. Neredeyse bir gün boyunca tartıştılar.
  12. Daha sonra Joanna bana bir parça
    sinir bozucu bir e-posta yolladı.
  13. "Bu gerçekten çok iyiydi,
    her bir dakikasından zevk aldım!"
  14. (Gülüşmeler)

  15. Bunlar da Birleşik Krallık'tan Tom
    ve Almanya'dan Nils.

  16. Onlar da birbirine yabancıydı
  17. ve ikisi de kendi yerel
    futbol takımlarının destekçileriydi,
  18. tahmin edebileceğiniz üzere
    Borussia Dortmund ve Tottenham Hotspurs.
  19. Futbolun kökenlerinin icat edildiği
    Cambridge'teki bir sahada,
  20. tam bu noktada tanıştılar.
  21. Futbol üzerine değil,
  22. Brexit üzerine tartıştılar.
  23. Bu çekişmeli konu hakkında
    birkaç saat tartıştıktan sonra
  24. onlar da oldukça
    beklenmedik bir e-posta yolladılar.
  25. "Pek hoştu ve ikimiz de çok zevk aldık."
  26. (Gülüşmeler)

  27. Bu yüzden 2019 ilkbaharında

  28. 33 ülkeden 17 binden fazla Avrupalı
  29. siyasi bir tartışma yapmak için kaydoldu.
  30. Binlercesi, farklı düşünen bir yabancıyla
    buluşmak için sınırları aştılar
  31. ve hepsi "Avrupa Tartışıyor" adında
    bir projenin parçasıydı.
  32. Farklı düşünceleri olan insanlar
    arasında siyaset konuşmak

  33. gerçekten zor bir hâle geldi,
  34. sadece Avrupa'da da değil.
  35. Aileler bölünüyor, arkadaşlar
    artık birbirleriyle konuşmuyor.
  36. Kendi baloncuklarımızda kalıyoruz.
  37. Bu sözde filtre balonu
    sosyal medya tarafından sağlamlaşıyor
  38. ama temelde dijital bir ürün değiller.
  39. Filtre balonu her zaman vardı.
  40. Zihinlerimizdeydi.
  41. Birçok araştırmanın da
    defalarca gösterdiği gibi

  42. biz, örneğin, kendi görüşlerimizle
    çelişen şeyleri görmezden geliyoruz.
  43. Bu yüzden yalan haberleri
    düzeltmek kesinlikle gerekli
  44. ancak bölünmüş bir toplumun
  45. kendini etraflıca düşünmesini
    sağlamak için yeterli değil.
  46. Neyse ki en azında bir araştırmaya göre
  47. yeni bir bakış açısı kazanmanın
    basit bir yolu olabilir:
  48. Sizin düşüncenize sahip olmayan biriyle
    yüz yüze kişisel bir tartışma yapmak.
  49. Dünyayı yeni bir şekilde,
  50. başkasının gözlerinden görmenizi sağlıyor.
  51. Almanya'daki en büyük
    dijital haber ajanslarından biri olan

  52. "ZEIT ONLINE"ın editörüyüm.
  53. "Avrupa Tartışıyor" hâline gelen şeye
  54. aslında mütevazı bir başmakale
    egzersizi olarak başladık.
  55. Birçok gazeteci gibi
  56. biz de Trump ve Brexit'ten etkilenmiştik
  57. ve Almanya da özellikle göç
    sorunundan dolayı bölünüyordu.
  58. 2015 ve 2016 yıllarında
    bir milyondan fazla mültecinin gelişi
  59. bir şekilde tartışmalara neden olmuştu.
  60. 2017'deki yaklaşan kendi seçimimizi
    düşündüğümüzde ise
  61. siyaseti ele alış şeklimizi kesinlikle
    değiştirmemiz gerektiğini biliyorduk.
  62. Dijital birer inek olduğumuzdan dolayı
  63. birçok oldukça garip
    dijital ürün fikirleri bulduk,
  64. bir tanesi siyaset için olan
    bir Tinder yaratmaktı --
  65. (Gülüşmeler)

  66. siyasi karşıtlıkları olanlar için
    bir çöpçatanlık platformu,

  67. farklı düşünen insanları bir araya
    getirmeye yardımcı olacak bir araç.
  68. Denemeye karar verdik
  69. ve teknoloji kurtlarının "uygulanabilir
    asgari ürün" dediği şeyi çıkardık.
  70. Gerçekten basitti.
  71. "Deutschland spricht" yani
    "Almanya Tartışıyor" olarak adlandırdık
  72. ve bunu 2017 Mayıs'ında yapmaya başladık.
  73. Gerçekten basitti.
  74. Ağırlıklı olarak buradaki herkesin
  75. çevrim içi anketler yapmak için kullandığı
    bir araç olan Google Formları kullandık.
  76. İçeriğimizdeki her şeyde
    bunun gibi basit sorular sorduk:
  77. "Almanya çok fazla mülteci aldı mı?"
  78. Evet veya hayıra tıklıyorsunuz.
  79. Bunlar gibi daha fazla sorular sorduk:
    "Batı, Rusya'ya adil davranıyor mu?"
  80. veya "Eşcinsel çiftlerin
    evlenmesine izin verilmeli mi?"
  81. Eğer tüm bu sorulara cevap verdiyseniz
    size bir soru daha soruyorduk:
  82. "Sizinle aynı fikirde olmayan
    bir komşunuzla buluşmak ister misiniz?"
  83. (Gülüşmeler)

  84. Bu, herhangi bir bütçesi olmayan
    basit bir deneydi sadece.

  85. 100 kadar insanın
    kayıt olmasını bekliyorduk
  86. ve onları elle, çiftler halinde
    eşleştirmeyi planlamıştık.
  87. Bir gün sonra 1000 kişi kayıt oldu.
  88. Birkaç hafta sonra ise
    farklı düşünen biriyle buluşmak için
  89. 12 bin Alman kayıt oldu.
  90. Bu yüzden bir sorunumuz vardı.
  91. (Gülüşmeler)

  92. Mükemmel Tinder eşleşmelerini bulacak
    hızlı bir algoritma oluşturduk,

  93. soruları olabildiğince farklı cevaplayan
  94. ve olabildiğince yakın
    yaşayan insanlar gibi.
  95. E-posta aracılığıyla onları tanıştırdık.
  96. Tahmin edebileceğiniz üzere
    birçok endişemiz vardı.
  97. Gerçek hayatta kimse
    buluşmaya gelmeyebilirdi.
  98. Gerçek hayatta
    tüm tartışmalar berbat olabilirdi
  99. veya veri tabanımızda
    baltalı bir katilimiz olabilirdi.
  100. (Gülüşmeler)

  101. Fakat 2017 Haziran'ının bir pazar gününde

  102. çok güzel bir şey oldu.
  103. Binlerce Alman çiftler hâlinde buluştu
  104. ve olaysız bir şekilde
    siyaset hakkında tartıştılar.
  105. Anno gibi.
  106. Anno, eşcinsel evliliğe karşı,
    veya eskiden karşı olan, eski bir polis
  107. ve Anne, başka bir kadınla
    birlikte yaşayan bir mühendis.
  108. Farklı düşüncelere sahip oldukları
    tüm konular hakkında saatlerce konuştular.
  109. Bir noktada, Anno'nun bize
    daha sonra söylediği üzere,
  110. Anne'nin, eşcinsel evlilik hakkındaki
    sözlerine kırıldığını fark etmiş
  111. ve kendi varsayımlarını
    sorgulamaya başlamış.
  112. Üç saat boyunca konuştuktan sonra
  113. Anne, Anno'yu yaz partisine davet etmiş
  114. ve bugün, yıllar sonra,
  115. ara sıra buluşuyorlar ve hâlâ arkadaşlar.
  116. Algoritmamız, örneğin,
    bu mahkeme memurlarını eşleştirdi.

  117. O aynı zamanda Almanya'daki
    sağcı popülist parti AfD'nin sözcüsü
  118. ve bu avukat ise
    hamile kadınların sözcüsüydü.
  119. Eskiden Yeşil Parti'nin
    aktif bir üyesiydi.
  120. Bu profesörle
    öğrencisini bile eşleştirdik.
  121. (Gülüşmeler)

  122. Bu, bir algoritma.

  123. (Gülüşmeler)

  124. Ayrıca kayınpederle
    kendi gelinini eşleştirdik

  125. çünkü açıkça görülüyor ki yakın yaşıyorlar
    ama gerçekten farklı düşünceleri var.
  126. Dolayısıyla genel bir kural olarak

  127. gözlem yapmadık, kayıt etmedik,
    tartışmaları belgelendirmedik
  128. çünkü insanların herhangi bir şekilde
    davranmasını istemedik.
  129. Fakat bir istisna yaptım.
  130. Ben de katıldım.
  131. Prenzlauer Berg adındaki
    trendi Berlin semtimde
  132. Mirko'yla tanıştım.
  133. Bu, Mirko'yla konuşan ben.
    Mirko resimde olmak istemedi.
  134. Genç bir bitki operatörü
  135. ve sakal ile bir bereyle birlikte
  136. bölgedeki tüm hippiler gibi görünüyordu.
  137. Saatlerce konuştuk ve onun
    harika bir insan olduğunu keşfettim.
  138. Çoğu konu hakkında oldukça
    farklı düşüncelerimiz olmasına rağmen --
  139. belki kadın hakları dışında,
  140. bu konudaki düşüncelerini
    pek anlayamadım --
  141. gerçekten hoştu.
  142. Tartışmamızdan sonra
    Mirko'yu Google'da aradım
  143. ve gençliğinde neo-Nazi olduğunu buldum.
  144. Onu aradım ve sordum:
  145. "Hey, bana neden söylemedin?"
  146. O da şöyle cevap verdi:
  147. "Bilirsin işte, sana söylemedim
    çünkü bunu aşmak istiyorum.
  148. Artık bu konu hakkında
    konuşmak istemiyorum."
  149. Bunun gibi bir geçmişi olan insanların
    asla değişmeyeceğini düşünürdüm

  150. bu yüzden bize binlerce e-posta
    ve ayrıca selfie gönderen
  151. birçok katılımcının yaptığı gibi
  152. ben de varsayımlarımı
    tekrardan düşünmek zorunda kaldım.
  153. Herhangi bir şiddet kayıtlara geçmedi.

  154. (Gülüşmeler)

  155. Bazı çiflerin evlenip evlenmediği
    hakkında bir fikrimiz yok.

  156. (Gülüşmeler)

  157. Fakat en azından gerçekten heyecanlıydık
    ve tekrardan yapmak istiyorduk,

  158. özellikle de 2.0 versiyonunu,
  159. katılımcıların çeşitliliğini
    genişletmek istedik
  160. çünkü açıkçası ilk turda katılımcılar
    çoğunlukla bizim okuyucularımızdı.
  161. Bu yüzden rekabeti benimsedik

  162. ve diğer basın kuruluşlarının da
    katılmalarını istedik.
  163. Slack aracılığıyla iş birliği yaptık
  164. ve 11 ana Alman medya kuruluşları
    arasındaki bu iş birliği
  165. Almanya'da kesinlikle bir ilkti.
  166. Sayı iki katını da aştı,
    bu sefer 28 bin kişi başvurdu
  167. ve Almanya cumhurbaşkanı --
  168. onu burada, resmin
    tam ortasında görebilirsiniz --
  169. destekçimiz oldu.
  170. Böylelikle binlerce Alman
    farklı düşünen başka biriyle konuşmak için
  171. 2018 yazında tekrardan buluştu.
  172. Bazı çifleri ise Berlin'e
    özel bir etkinliğe davet ettik.
  173. O etkinlikte, "Almanya Tartışıyor"un
    en sevdiğim sembolu olan
  174. bu resim çekilmişti.
  175. Otobüs şoförü ve boks antrenörü Henrik'i
  176. ve bir çocuk yardım merkezinin
    müdürü Engelbert'i görüyorsunuz.
  177. Sorduğumuz tüm 7 soruya
    farklı cevap verdiler.
  178. Daha önce hiç tanışmamışlardı
  179. ve gerçekten de
    şiddetli bir tartışma yaptılar
  180. ve yine de birbirleriyle
    anlaşıyor gibi görünüyorlardı.
  181. Bu yüzden bu sefer,
    tartışmanın katılımcılar üzerinde

  182. herhangi bir etkisinin
    olup olmadığını da öğrenmek istedik.
  183. Bu nedenle araştırmacılardan
    katılımcıları incelemesini istedik.
  184. Katılımcıların üçte ikisi
  185. partnerlerinin tutumları hakkında
    bir şeyler öğrendiğini söyledi.
  186. Yüzde 60'ı bakış açılarının
    bir noktada birleştiği görüşündeydi.
  187. Araştırmacılara göre
    topluma karşı güven seviyesi de
  188. bu etkinlik sonrasında
    yükselmiş görünüyordu.
  189. Yüzde 90'ı tartışmadan
    hoşlandığını söyledi.
  190. Yüzde 10'u tartışmadan
    hoşlanmadığını söyledi,
  191. yüzde 8'i, basitçe söylemek gerekirse,
    partnerleri gelmediği için böyle söyledi.
  192. (Gülüşmeler)

  193. "Almanya Tartışıyor"dan sonra birçok
    uluslararası medya kuruluşu bize ulaştı

  194. ve bu sefer de ciddi ve güvenli
    bir platform kurmaya karar verdik.
  195. "Ülkem Tartışıyor" olarak adlandırdık.
  196. Bu kısa zamanda, "Ülkem Tartışıyor"
  197. şimdiden bir düzineden fazla
    yerel ve ulusal etkinlik için kullanıldı,
  198. Belçika'da "Het grote gelijk"
    veya Finlandiya'da "Suomi puhuu"
  199. ve Birleşik Krallık'ta
    "Britanya Tartışıyor" gibi.
  200. Birleşik Krallık'taki "Financial Times"tan
    Finlandiya'daki "Helsingin Sanomat"a kadar
  201. 15 uluslararası
    medya ortaklığı ile birlikte,
  202. başta da bahsettiğim gibi,
    "Avrupa Tartışıyor"u da çıkardık.
  203. Binlerce Avrupalı siyaset hakkında
    tartışmak için bir yabancıyla buluştu.
  204. Şu ana kadar 150'den fazla global
    medya kuruluşu bize ulaştı
  205. ve belki de bir gün
    yüz binlerce katılımcıyla
  206. "Dünya Tartışıyor" gibi bir şey olacak.
  207. Ancak önemli olan açıkçası rakamlar değil.

  208. Burada önemli olan
  209. iki insanın başka birisi dinlemeden
    yüz yüze saatlerce konuşmak için buluşup
  210. değişmeleridir.
  211. Toplumumuzun değişmesi de öyle.
  212. Yavaş yavaş, tartışa tartışa değişiyorlar.
  213. Burada önemli olan
  214. başka biri dinlemeden
  215. bir yabancıyla birlikte
  216. nasıl bu yüz yüze tartışmalarını
    yapılacağını öğrenmek.
  217. Sadece siyaset için olan Tinder
    tarafından tanıştırıldığımız
  218. bir yabancıyla birlikte değil,
  219. aynı zamanda bir bardaki,
    bir spor salonundaki
  220. veya bir konferanstaki bir yabancıyla da.
  221. Bu yüzden lütfen biriyle buluşun

  222. ve tartışın
  223. ve bundan çok zevk alın.
  224. Teşekkür ederim.

  225. (Alkış)

  226. Vay be!

  227. (Alkış)