< Return to Video

Jumma Sohbet : Our aim is to stay in " Sirat-al Mustaqim " The Straight Path

  • 0:06 - 0:13
    Konuşmak için, bize faydası olacak şeyler göndermesi için
    Şeyhimizin himmetini diliyoruz.
  • 0:27 - 0:28
    Öncesinde de söylediğimiz gibi...
  • 0:28 - 0:33
    Otur bir yere. Sohbet başlıyor.
    Otur, otur.
  • 0:44 - 1:00
    Gayemiz, Sırat-ı Müstakim'de kalmak.
    Bu çok büyük bir şey.
  • 1:00 - 1:08
    Çoğunluk bunu aramıyor.
    Müslümansan, zaten Sırat-ı Müstakim'desin, diyorlar.
  • 1:09 - 1:11
    Zaten Müslümansın, Cennete gideceksin.
  • 1:11 - 1:15
    Bunu garantilediğimizi kim söylemiş bize?
  • 1:16 - 1:19
    Kesin garanti mi edilmiş?
    Kim söylüyor böyle olduğunu?
  • 1:19 - 1:27
    Eğer kendine bunu garantiliyorsan, o zaman sen kendini, kendi sözlerini, kendi fikirlerini
    Allah'ın koyduklarının üzerinde tutuyorsun demektir.
  • 1:27 - 1:33
    O imandan çıkmayacağını sana garantileyen ne?
  • 1:34 - 1:38
    Eğer tabii gerçek bir imanın varsa.
  • 1:38 - 1:46
    İslam'a sahip olduğunu düşünebilirsin. İslam nedir?
    Sadece Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhemmeden Abduhu ve Resuluhu mu demektir?
  • 1:46 - 1:48
    Bu kadar mı?
  • 1:49 - 1:58
    Kalbine koymadan, sadece bunu söylemekse eğer,
    o zaman bir kuşu da bunu söylesin diye eğitebiliriz.
  • 1:59 - 2:01
    Daha iyi bir Müslüman olur kuş.
  • 2:01 - 2:07
    Namaz kılmak sadece yukarı aşağı eğilip kalkmaksa,
    böyle eğilip kalkacak bir robot da yapabilirsin.
  • 2:10 - 2:16
    Yani mümin olmak, bundan çok daha derin bir şey.
  • 2:18 - 2:29
    Aslında mümin kişi ne derece inandığına bakmaz;
    onu inançsızlığa, şüpheye götüren şeylerin ne olduğuna bakar.
  • 2:32 - 2:36
    Sorunlar neler? Onları ortadan kaldırır.
  • 2:37 - 2:50
    O yüzden manevi yolda, Tasavvuf yolunda,
    çeşitli açılımların olduğu dönemlerden geçersin.
  • 2:50 - 2:56
    Açılır. Bu demek oluyor ki, sen kapalıydın.
    Perdeler vardı orada.
  • 2:57 - 3:02
    Ne yapman gerekiyor? Örtüyü kaldırman gerekiyor.
    Açman gerekiyor.
  • 3:05 - 3:11
    Önümüzde kaldırmamız gereken şeyin ne olduğunu bilmiyorsak
    nasıl açacağız peki?
  • 3:12 - 3:19
    Hiçbir zaman açmazsın. Ondan sonra da,
    "Hepsi bu kadar," diye düşünürsün.
  • 3:19 - 3:28
    O zaman kimsenin dediğine inanmazsın. "O örtünün ardında, hiçbir zaman hayal dahi edemeyeceğin
    başka bir anlayış, başka bir ufuk, başka bir rahmet var."
  • 3:28 - 3:33
    "Hayır, yok öyle bir şey!"
    O zaman aynen Vahhabi gibi olursun.
  • 3:35 - 3:42
    Sadece ne olduğunu anladığın bir şeyi kaldırıp atabilirsin.
    Ne olduğunu anlamıyorsan, kaldıramazsın ki.
  • 3:42 - 3:48
    Bizler müminiz, birer mümin olmaya çalışıyoruz.
    Yoldan bazı şeyleri kaldırıyoruz.
  • 3:48 - 3:52
    Neleri kaldırıyoruz?
    Size zarar verecek olan şeyleri kaldırıyoruz.
  • 3:52 - 3:56
    İmanınıza zarar verecek şeyleri kaldırıyoruz.
  • 3:56 - 4:04
    Anlayın, imanın 73 şubesi vardır.
    İlki ne? La illallah demek.
  • 4:05 - 4:12
    73 şube içerisinden en küçük olanı nedir?
    Yoldan zararlı bir şeyi kaldırmaktır.
  • 4:14 - 4:20
    Bu imanımızın bir parçası.
    Fiziksel anlayışa göre yolda yürürken bir taş görürsün,
  • 4:20 - 4:26
    bir ağaç, bir şey görürsün ve onu yoldan kaldırırsın.
    Hayır ama bundan daha derin bir anlayış da var.
  • 4:26 - 4:32
    Yolundan, kendi yolculuğundan bir şeyi kaldırmaktır.
    Kaldır onu.
  • 4:37 - 4:44
    Bir kere kaldırmaya başladın mı, o zaman hiçbir sorun yaşamadan yolda kalırsın.
  • 4:44 - 4:50
    Bu çok büyük bir şey. Çünkü Allah (svt)'nın kendisi söylüyor.
    Bunu günde 40 defa tekrar edin, diyor:
  • 4:50 - 4:58
    İhdinâs sırâtel mustakîm. Sırâtallezîne en’amte aleyhim
    gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn.
  • 4:58 - 5:00
    Sadakallahül Azim.
  • 5:07 - 5:17
    Fatiha'nın bu kısmı, Allah'ı hamdetmekten,
    söz vermekten sonra geliyor.
  • 5:17 - 5:26
    "İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn" diyoruz, söz veriyoruz.
    "Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz."
  • 5:26 - 5:32
    Bu sözü nasıl tutacağız?
    Yalnız Allah'a ibadet etmeyi ve yalnız O'ndan istemeyi nasıl yapacağız?
  • 5:32 - 5:34
    Allah yolu gösteriyor bize. Yapmanız gereken bu, diyor.
  • 5:34 - 5:46
    "Sırat-ı Müstakim'de kalmanız için, sapmış yolda değil de doğru yolda olmak için,
    Bana doğru şekilde ibadet edip Ben'den doğru şekilde yardım dilemeniz için böyle yapmanız gerekiyor."
  • 5:46 - 5:55
    "Doğru yoldasınız diye, kabul gördüğünü zannetmeyin.
    Nimet verdiklerimin yolunun olması gerekiyor."
  • 5:56 - 6:03
    "Ve herhangi bir kişiye ya da herkese nimet vermem.
    Nimetlendirdiklerimin yolunu takip edin."
  • 6:03 - 6:14
    "İzleyin."
    Bir kere izlemeye başladık mı, o zaman yolculuğumuza başlarız.
  • 6:16 - 6:23
    Tasavvuf size örtüleri nasıl aralayacağınızı, bu yolculuğunuzda yolunuzda duran
    zararlı şeyleri nasıl kaldıracağınızı öğretecek.
  • 6:25 - 6:37
    Nefsiniz en zararlı şeydir. Şeytandan bile daha zararlıdır.
    Ve yüzlerce binlerce hile ve tuzak kurarak gelir nefs.
  • 6:37 - 6:46
    Şeytan da orada. Onu da kaldırın.
    Arzularınız orada. İlk önce onların ne olduklarını anlayın. Kaldırın
  • 6:49 - 6:58
    Bu dünya- ki çoğunluk bu dünyanın insanın düşman olduğuna inanmıyor.
  • 6:59 - 7:06
    Müslümanı, gayrimüslimi, "Dünya muhteşem," diyorlar.
    "Daha fazlasını alın bu dünyadan. Dünya sizin dostunuz, arkadaşınız."
  • 7:06 - 7:16
    "Allah bu dünya sizin düşmanınızdır diye buyurur," diye söyleyen kim kaldı?
    Özellikle de Müslüman ülkelerde.
  • 7:16 - 7:21
    "Oyalanma yeri. Hileli bir yer," diye kim söylüyor?
    Kur'an ayetlerini gizliyorlar.
  • 7:21 - 7:27
    Nerede yapacaklar ki bunu? Arap ülkelerinde mi?
    Klozetlerini altından yapanlar mı böyle diyecek?
  • 7:28 - 7:35
    Nerede? Diğer Müslüman ülkeler de
    sadece patronlarını memnun etmenin peşinde koşuyor.
  • 7:37 - 7:45
    Halklarına, "Dininize bakmayın. Dünyaya bakın. Çünkü ehl-i dünya ile yarışmamız gerek," diyorlar.
  • 7:45 - 7:48
    Denge kalmadı artık.
  • 7:51 - 7:57
    Eğer yolunuzda size zarar veren şeyin ne olduğuna bakmıyorsanız,
    sırat-ı müstakim'de olduğunuzu zannedebilirsiniz ama çoktan yoldan sapmışsındır. Kayboldun.
  • 7:58 - 8:04
    Ya da yoldasındır ama sana çoktan zarar vermiştir.
    Zarar verdi sana.
  • 8:06 - 8:14
    O zaman Allah'a ibadet edebileceğini mi zannediyorsun? Hayır.
    O'ndan mı yardım diliyorsun? Hayır.
  • 8:14 - 8:20
    Belki şeytandan yardım diliyorsun. Ya da nefsinden.
    Ya da dünyadan, veya arzularından.
  • 8:21 - 8:25
    Ama Allah'tan ve O'nun nimet verdiklerinden değil.
  • 8:27 - 8:31
    Bugünler, her yerde çok fazla fitnenin dolaştığı zamanlar.
  • 8:32 - 8:37
    İmanınızı sade tutun. Bizler sade müminler olmak istiyoruz.
    Sade müminler olmak istiyoruz.
  • 8:38 - 8:41
    Allah'a kul olmak istiyoruz.
  • 8:41 - 8:46
    "Hizmet edilmek için buradayım," diye düşünerek gelmeyin. Hayır.
  • 8:48 - 8:57
    Bizler hizmet etmek istiyoruz.
    Çünkü bir müminin vazifesi ve işlevi budur.
  • 8:57 - 9:04
    (Yoldaki engelin) ne olduğunu anlayana kadar, bize hiçbir şey emanet etmezler.
  • 9:10 - 9:13
    Bu kadarı yeterli.
    Allah beni bağışlasın.
  • 9:13 - 9:15
    El Fatiha.
Title:
Jumma Sohbet : Our aim is to stay in " Sirat-al Mustaqim " The Straight Path
Description:

more » « less
Video Language:
English
Duration:
09:20

Turkish subtitles

Incomplete

Revisions